Eyy Anadolu Çocuğu « Mavi Didim Gazetesi

25 Haziran 2021 - 00:06

Eyy Anadolu Çocuğu

Eyy Anadolu Çocuğu
Son Güncelleme :

10 Haziran 2021 - 15:11

99 views

Eyy Anadolu Çocuğu

Didim’in sokakları; baharın, yazın sevinciyle dolu, yasemin, hanımeli kokulu…
İstanbul; laledir. Bursa; manolyadır. Anadolu; çiğdem, sümbül ve Isparta’nın da büyüsü güldür.
Bugün için ne yazık ki Zeki Müren’in şarkılarına düşen manolyalar artık yok Bursa’da, sanayileşme ve kentleşme uğruna kestiler manolya ağaçlarını yerlerine asfalt döktüler. Ve İstanbul’un laleleri de yok artık, baharda soğanları Hollanda’dan getirilmekteydi; 25 yıldır İstanbul’a egemen olanların eliyle… Bakalım CHP’li İmamoğlu neler yapacak, ne kadar güzelleştirecek gözbebeğimiz İstanbul’u, göreceğiz hep birlikte…
Ama yalnızca İstanbul değil ki sorun… Ülkemiz genelinde, yeter artık, özlem bitsin; kara kışları ülkemize getirenler bir daha geri dönmemek üzere gitsin.
Son günlerde kamusal alana yayılan Mafyasal pis kokular; temizlensin. Ülkemizin her köşe bucağına, her nahiye ve ocağına tüm çiçekleriyle sonsuz yazlar gelsin.
Diyorlar ya bilge geçineneler… Düşünen hayvanmış; insan… Biz bir şeycik demiyoruz, öyle tanımlıyor İNSAN kendisini…
İyi de… Doğada var olan diğerlerinin; düşünmediği nasıl ileri sürülebilir !…
Ava saldırırken; planlı hareket eden dişi aslanların düşünmediğini/düşünemediğini kim ileri sürebilir?…
ya da
Avına pusu kuran tüm hayvanların; zeki olmadığını kim ileri sürebilir?…
Gerçekte “düşünen” olduğunu savunan insan; doğada en düşüncesizce tutum ve davranışlar sergileyen bir tür.
Ama kendini tanımaktan aciz, kendinin ne olduğunun farkında bile değil… Üstelik de bu düşüncesizliklerinin sonucunda; pek çok türün sonu geldiği gibi, insan kendi sonunu da hazırlıyor bunun da farkında değil…
“Yapay zeka insanlığın en büyük ve son başarısı olabilir” demişti Stephen Hawking 2014 yılında…Ve insanlık için kaygılarını dile getirmişti. Bu kaygılara karşılık ümmet-i Tayyiban’ın “bize bi’şey olmaz hacı” tarzındaki yaklaşımları, yanıtları sürüp gidiyor. Ne de olsa onlar için dünya düz, dümdüz; dünya yuvarlanmadan gerçekleşiyor gece ve gündüz.
Ola ki Reis Peker’in “ifşaatları” sonucunda, önümüze erken bir seçim için sandık konulacak olursa, işte bu dikdörtgen kafaların kullanacağı oylarla belirlenecek geleceğimiz, yazgımız. Hep birlikte göreceğiz; gerçekten de bize bi’şey olup, olmadığını…
Ve bir kez daha dönersek “düşünen hayvan” olarak kendini tanımlayan insana…
Her geçen günle birlikte yok ederken değerlerini yer altı ve yer üstü kaynaklarını, ormanlarını, yeşil alanlarını ve kirletirken akarsularını, göllerini, denizlerini ve tarımsal üretimden uzaklaşarak tutsak ederken açlığa kendisini…
Tüm bu tutum ve davranışların acaba düşünce neresinde ve bu anlamsızlıklar, olumsuzluklar yaşanırken; o “düşünen hayvan” nerelere gitti?…
Düşünen hayvan mısın, değil misin bilmem ama şu bereketli toprakların çocuğu; kulak ver ANADOLULU DEDENE !..
Ki o deden;
DOĞAN BEBESİNİN GELECEĞİ İÇİN AĞAÇ DİKER
VE KARNI DOYSUN DİYE DE ÜŞENMEDEN BUĞDAY EKER İDİ.
YA SEN NE YAPARSIN?…
DOĞA’NIN SANA SUNDUĞU GERÇEK ALTINI TEPER;
KENTİN TAŞINDA, TOPRAĞINDA APTALLARIN ALTININI ARARSIN.
YEŞİL DALLARDANSA, YEŞİL DOLARLARA TAPARSIN.
KİMLİĞİNİ YİTİRİR, KENTİN TÜM YOZLUKLARINI KAPARSIN.
YETER GERİ DÖN BU AYMAZLIKTAN; AKILLAN, USLAN.
AÇ GÖNLÜNÜ TOPRAKLARINA; GELECEĞİN ORADA; ARTIK UYAN !…
Aldırma sana “düşünen hayvan” diyenlere, sen en önemli özelliğin olan aklının yönlendirmesiyle 784.000 kilometrekarelik toprağının değerini bilerek davran !…