Ey aşı!... - Mavi Didim GazetesiMavi Didim Gazetesi

26 Ocak 2021 - 23:34

Ey aşı!…

Son Güncelleme :

13 Ocak 2021 - 16:07

130 views
Ey aşı!…

Ey aşı!…

Dünya Sağlık Örgütü diyor ki:
– Yoksul ülkeler aşıya ulaşamıyor.
Türkiye de aşıya ulaşamıyor.
Aristo mantığına göre TÜRKİYE YOKSUL ÜLKE midir?…
Sanılmasın ki unutuldu; aşı olmak istemeyenleri “vatan haini” ilan ettikleri…
İyi de…
Petrol vardı da içtik mi?…
Aşı vardı da, olduk mu?…
Aşıdan söze başlamışken…
İkinci Dünya Savaşı yıllarında yaşanan olağanüstü koşullarda “ekmek karneyle verildi” diye “Milletimi aç bıraktınız, aç” diye bağıranlara karşılık… Şu küresel salgın döneminde sizler hakkında da “milleti aşısız bıraktınız, aşısız”  diye yazarsa Tarih…
Ne yazık ki İsmet Paşa’nın kendisini savunamadığı gibi, siz de savunamayacaksınız kendinizi; birileri acımasızca eleştirirken söylem ve eylemlerinizi, ölümünüzün ardından…
Şimdilik “aşı” sorunsalını koyalım bir yana… Kuşkuyla yaklaştığımız, güvenilir olup, olmadığını sürekli tartıştığımız şu aşı; sanki ülkeye teşrif etseydi, koşa, koşa gidip de aşılanacakmışız gibi, boş yere kendimizi geriyoruz, aşı sorununa çözüm bulamayanları da yeriyoruz. Hangi soruna çözüm bulmuşlar ki, aşı sorununa çözüm bulsunlar deyip, geçmek varken.
Her ne ise… Biz bakalım Trump efendinin azil sürecine… Nerdeyse adamı yaka, paça White House’dan atacaklar… Atarlar mı, atarlar. Çünkü o White House Trump efendinin babasının malı değil!…
Bununla birlikte “ben demiştim, ben yazmıştım” demek kimilerince “çok bilmişlik, bilgiçlik taslama ya da ukalalık” olarak tanımlansa da ama ben yazmıştım Trump efendi için “gidici, gidici” diye 29 Nisan 2019 gününde…
Okurlarımızın hoşgörüsüyle, anımsatmak istiyorum o yazımı; konu korurken gündemdeki yerini tüm tazeliğiyle…
* Gidici, Gidici
Entrikayla mı geldi, oyların sayılması sırasında dış güçlerin etkisi, katkısı ve yardımı mı vardı?… Seçimlerin üzerinden bunca yıl geçmesine karşın; tartışmalar hiç durmadı. Ama yaşanan olaylara bakılırsa… Belli ki onun için yolun sonu… Karşısına çıkacak olana da halkın desteği oldukça çok; hem maddi, hem de manevi… Bu kişi kim mi?… Gök gürültüsü gibi kükreyen…Yıldırım çarpmış gibi dünyalıları ürküten… Ama Nisan yağmurları gibi dönemi çabuk geçen Trump Efendi… Çünkü… 2020 yılında yapılacak başkanlık seçimleri için; seçilebilme olasılığı pek riskli… Ve karşısına çıkacak olan Jo Biden için de halk pek bir istekli… Seçim kampanyası için çok ama çok sayıda bağış yapılmış, üstelik de tutarları 200 Amerikan Doları’nın altında… Ama “damlaya, damlaya göl olur” atasözünde olduğu gibi; toplanan paralar değil göl, okyanus olacak kadar çokmuş. Demek ki halkın gözünde de, gönlünde de Trump Aga’nın hiç değeri yokmuş. İçerideki halkı hoşnut edemediği gibi, dışarıda da dünyayı karıştırmak, sınır komşusu Kanada da içinde olmak üzere neredeyse her ülke ile çatışmak için elinden geleni yaptı. En çok da Kudüs’ü İsrail’in başkenti sayarak; tüm dünyalıların tepkisini aldı. Bir bakıma Amerikan dış politikalarını, dolayısıyla çıkarlarını; hallaç pamuğu gibi attı ki Amerikan kartalı yeniden Demokratlar’ın omuzlarına tüneyecek gibi… Çünkü… Demokratlar; “sözde” barışçıl dış politikalarıyla, daha kolay yaptırıyorlar isteklerini… Kendini her şeyden ve herkesten üstün görmeye kalkışanların; ne yazık ki akibetleri belli, tepe taklak inişe geçmek… Oysa… Bu dünyanın gerçek efendisi; değil ki Amerika… Onu öne sürüp de arkasında yatmış pusuya İngiltere; her dönemde… Örneğin; bizim tarihimiz bağlamında Osmanlı yıkılırken de…Çanakkale’yi geçmek için saldırırken de… İstanbul işgal altında kalırken de… ve Kıbrıs elimizden kayıp gitsin diye bin türlü siyaset oyunları dönerken de… Kim var karşımızda?… Ebette ki İngiltere, Büyük Britanya… İşte bu nedenledir ki seçimlerden önce kimileri gider onların topraklarına… Bununla birlikte dünyada ne kadar güçlü bilinse de İngiliz siyaseti, Amerikan entrikaları… Bazen taşa takılıyor ayakları… Özellikle de bizden birileri… Eninde, sonunda taş koyuyorlar önlerine… Çünkü bu toprakların geleneğinde; Şark kurnazlığı ile Bizans ayak oyunları, üstün geliyor Anglo-Amerikan siyasetine… Bu nedenle kullanacaklarını düşündükleri kuklalar koparınca iplerini… Değiştirmek zorunda kalıyorlar destekledikleri tarafı… Öncekilere karşıt yeni kuklaların yanına geçerken; “ılımlı İslam” masalları yerine, övgüler düzmeye başlıyorlar Atatürk’e ve Devrimleri’ne… Muhalefetle birlikte barışçıl, aydınlıkçı, demokrat, laik ve Batılı normlar eşliğinde dost maskesi takarak… Planlarını erteliyorlar bir süreliğine… Sözün, özü; Trump’la olmuyor, olmadı,2020 seçimlerinde onunla vedalaşmalı. Demokratların iktidara gelmesiyle; politikalar değiştirilmeli… Dolayısıyla Cumhuriyetçi Trump’ın “sözde” yakınlaştıkları da değişmeli, değiştirilmeli. Yeni yakınlaşmalar kurulmalı, yeni yöntemler denenmeli. İktidarlar ya değişmeli(ittifakların güçlenmesi ve kullanılabilirliği bağlamında) ya değişmeli(uyumlu olanlar iktidara gelmeli).
Bir kez daha yinelemekte yarar var ki Trump gidici. Çünkü onun politikalarıyla bir arpa boyu yol alamadı Amerika… Çünkü o müttefikleriyle iyi geçinemedi. Öyleyse ne olmalı?… Demokratların “kadife eldiven içindeki demir yumrukları” ile uluslararası Amerikan çıkarları korunmalı. İktidar değişimiyle de muhatap olunacak taraflar da değişmeli/değiştirilmeli. Ne demiş Herakleitos?… Değişmeyen, değişimin kendisidir. Değişir, değişir. Her şey değişir. Trump da değişir. O gider, başkası gelir. Koltuk kimselerin tapulu malı değildir; adamın adı Trump bile olsa…

Bu arada “Sana söylüyorum kızım, sen anla gelinim” demiyorum kimseciklere; asla ve kat’a… Aklınıza hınzır, muzur düşünceler gelmesin, sakın ha!…

İşte böyle; 29 Nisan 2019 günü yazdıklarım, “tecelli etmiş” oldu 2020 Kasım seçimleriyle başlayan ve Trump’ın azil süreciyle yaşanan olaylar bağlamında…

Ne diyelim?… Hayırlara vesile, giderken ayağını sürüye… Nasılsa sıra gelmeyecek aşıya… Bizler de evlerimizde oturup, Covid 19 ve de mutasyonlarından saklanırken; televizyonlarımız aracılığıyla seyirci olalım Trump’ın Beyaz Saray’dan kovulmasına ilişkin temaşaya…

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
%d blogcu bunu beğendi: