ENFLASYON « Mavi Didim Gazetesi

23 Haziran 2021 - 03:18

ENFLASYON

ENFLASYON
Son Güncelleme :

10 Ocak 2021 - 12:57

300 views

ENFLASYON

Sınırsız yetki ve denetimsiz harcama(özel ve acil durumlar dışında) özgür yurttaş gerçeği ile bağdaşmaz. Varsayalım ki, yönetenler her şeye karşın; en doğru, en yararlı ve en güzel şeyleri yapsın. Ülke yararını her şeyin üstünde tutsun. Kurumların yasal ve demokratik işleyişlerine katkılar sunsun. Vatandaşlar arasında hiçbir ayırım yapmasın. Adalete, liyakate ve laikliğe gereken önemi vererek özen göstersin. Bu koşullarda bile sınırsız yetkiden söz edilemez! Özellikle adına yetki kullananlar, ilgili kişi, kurum veya tarafların onayını almadan yetki kullanmamalıdırlar. Takdir hakkı, son belirlemede bir kişisel tercihtir, zorunlu kalınmadıkça bu hak kullanılmamalıdır.

Bağımlı devlet, bağımsız olmayan devlettir. Özerk olmayan kurum, bağımlı devlet gibidir. Ahlaki ve yasal olmayan güçlerden emir ve direktif alır ve liyakatsizlerce yönetilir. Bu tür bir yönetim, vatandaşların yaşantısını olumsuz olarak etkiler. Yaşam düzeyi düşen insanların mutluluğundan söz edilemez.

Her gün biraz daha yoksullaşıyorsak, bunun nedenleri mutlaka irdelenmelidir. 2002’de çiftçilerin borçları, 2,4 milyar iken, 2019 sonunda 128 milyara çıkmıştır. Bu durum büyük bir yoksullaşma sürecinin yaşandığını göstermektedir.  Öğrencilerimizin KYK borçları ödenememekte çünkü, bir milyon üniversite mezunu iş bulamamaktadır. İş bulabilenler ise, KYK borcunu ödemekte zorlanmaktadırlar. Sonuçta, sadece işsizlik artmıyor; fiyatlar kontrolsüz biçimde artıyor ve yaşamı yaşanılmaz kılmaya devam ediyor! Artık ülkemiz; işsiz yoksulların, çalışan yoksulların ve yoksul emeklilerin ülkesi oldu.

Borçlular ülkesinde borçlandırma özel teşviklerle yapıldı. Birgün Gazetesi yazarı Ozan Gündoğdu konuyu şöyle özetliyor:” 2020 Mart-Ekim arasında 765 milyar lira kredi pompalandı. Bu kredinin 753 milyarı bankalara döndü. Bankalara dönen paranın, %64’ü milyoner hesaplarında yerini aldı(482 milyar).” Orta kesimden kredi kullananlar; bu paraları döviz veya altına yatırdılar.

Enflasyon, gelirleri tüketir ve birikimleri aşındırır. Yoksulları işsizliğe ve açlığa, orta kesimi de yoksulluğa sürükler. Enflasyonun sürekliliği ve kontrolden çıkması, varlıkların el değiştirmesini hızlandırıyor. Mülksüzle şen kitlelerin varlıkları, tekellerin kontrolüne geçiyor. Böyle bir süreç sadece birikimleri tüketmekle kalmaz, insanları da tüketmeye başlar(!) Bu süreç, bir çökme ve çürüme sürecidir. Azgın azınlık; hak, hukuk ve adalet tanımaksızın, genel çoğunluğun yaşamını yaşanılmaz kılabilir!

“Gelecek gelmeden, endişesi bulur bizi!” Bu dize bana ait. Geleceği görebilenlerin endişelenmemesi olanaksızdır. Genel çoğunluk yaşayarak tanık olur iken, geleceği görebilenler, olabilecek olanları olmadan görebilirler. Bu noktada aydınlara düşen görev, görevlileri uyarmaktır. İşte, liyakat denen şey, bu noktada devreye girmelidir. İçinde bulunduğumuz koşullar dikkate alındığında; Kurtuluş Savaşı sonrası yaşanan süreç güncellenerek tekrar uygulanmalıdır.

Normal koşullarda ülkemizin acil bir kaynak sorunu yok. Ülkemizdeki en büyük sorun; sorun belirleme ve çözüm öncelikleridir. Vatandaşlar, gelirlerini dikkate alarak harcamalarını yapar. Yani, ayağını yorganına göre uzatır. Devlet ise; önce ayağını uzatır, sonra onu örtecek yorganı ayarlar. Vatandaşlar ihtiyaç duysalar bile, kolayca ek gelir sağlayamayabilirler. Devlet, en kötü olasılıkla, vergileri artırarak ek gelir sağlayabilir. Bunun yanı sıra, fiyat ayarlamaları ile ek gelir elde edebilir.

Geçmişin tüm birikimleri satıldı. Şimdiki gelirlere fiyat artışları ve vergilerle el konabiliyor. Gelecekteki gelirlerde güvence verilen borçlara gidecek(!) Yani, bugünün borçlarını çocuklar ve torunlar ödeyecekler(!) Torunlarımızın ve çocuklarımızın, rızası olmadığı halde borçlandırılması hiçbir koşulda normal gözükmemektedir. Bizler onlara borç değil, refahlarına katkı sunacak varlıklar bırakmalıyız. Ülkenin bağımsızlığı, laiklik ve demokrasi en insani bir miras olabilir!

Varlıklarını ve olanaklarını yitiren insanlar özgür olamaz! Özgür olmayan insanların güvenceleri olmadığı gibi, üretkenlikleri de yetersiz olur. Üreten insanlar, kendilerinin efendisi olurken; üretemeyenlerinde efendileri olur(!)