EKONOMİ BATAKLIĞI « Mavi Didim Gazetesi

22 Haziran 2021 - 06:45

EKONOMİ BATAKLIĞI

EKONOMİ BATAKLIĞI
Son Güncelleme :

30 Mart 2021 - 16:38

476 views

EKONOMİ BATAKLIĞI

Bir varlığın içinde bulunduğu ortamda; korkmadan, kaçınmadan, kuşku duymadan hissettiği rahatlıktır güven. Güvenin temel dayanağı konum ve koşullar hakkında yeterli bilgiye sahip olmaktır. Bilgi güvenin sınırlarını genişletir. Bilgi her koşulda güç ve özgüven demektir.

Güvensizlik ekonominin bataklığıdır. Bataklık her şeyi yuttuğu için; bu ortamda bir şeylerin yeşermesi ve filizlenmesi mümkün değildir. Bu nedenle, geçen zaman hep kayıplara neden olur. Bu noktada kesin ve kararlı girişimlere gerek var. Bunun içinde teşhisin doğru olması gerekir. Sözcü Gazetesi yazarı Murat Muratoğlu, soruna ilişkin bir fotoğraf sunuyor:

“Masaya gerçekleri koyacak olursak, geleceğimizi hep birlikte sattık. Sadece devlet değil, şirketler de sattı. Şirketlerle sınırlı olsa yine iyi… Bireyler de sattı!

Gelecekteki gelirlerimizi ipotekleyip karşılığında milyarlarca dolarlık kredi aldık.”

Sorun borçlanmak değil, alınan borcun akıllıca kullanılmasıdır. Alınan borç ile yapılan yatırımlar, planlanmış bir süre içinde geri ödemeyi gerçekleştirmelidir. Borçlar ödendikten sonra sahip olunan yatırım, ülkenin kazanımı olur. Aynı zamanda istihdam sorununun çözümüne de katkıda bulunur. Muratoğlu’ndan alıntıyla sürdürelim tartışmamızı:

“Türkiye’de son bir yıl içerisinde sosyal yardım alanların sayısı nüfusun yüzde 34’üne ulaştı. Yaklaşık 28.5 milyon kişi…

İşte bu fakirleşme İktidar tarafından güç olarak kullanılıyor. Normalde tersi olması gerekmez mi? Resmen insanların yoksullaşmaları işlerine geliyor. Belki de ekonomi bilerek böyle yönetiliyor.”

Fakat en önemli gücü insanların fakirliğini kullanmayı bilmeleri… Ülke gelirinin yüzde 67’sini kazanan şehirler yerel seçimlerde “AKP’ye hayır” derken, fakir şehirlerde oy oranları öyle yüksek çıktı ki…

Yardım alan bir insan kararlarında ne kadar özgür olabilir? Şöyle ki; kamudan sosyal yardım alan insanların çoğu bu parayı AKP’nin verdiğine inanıyor. Nitekim AKP de her ortamda bu algıyı yayıyor. Yapılanları, sanki ceplerinden yapmışlar gibi anlatmaları da insanları etkiliyor.”

Yoksul insan, çaresiz olandır. Çözüm üretebilse, öncelikle fakirlikten kurtulur. Bunu yapamayınca; seçeneksiz bir biçimde, kendisini yönetenlerin hizmetine girer. Dahası, kendi kurtuluşunun önünde engel olmaya devam eder(!)

Ekonomi, uygun ortamlarda gelişip serpilir. Güven yok ise, güvensizlik(işsizlik ve yoksulluk) yaygınlaşıyorsa, endişe kaçınılmazdır. Böyle bir ortam, öngörülemezlik ortamıdır. Bireysel endişe, yıkıcılığı(işlevsizliği) körükler. Toplumda oluşan endişeler ancak, örgütlü bir güç önderliğinde yıkıcılığı durdurup, çözüm üretir hale dönüştürülebilir. Örgütsüz yapılarda güvensizliğin körüklediği endişe, erozyonlara neden olur. Endişe, örgütlü direniş barajını aşamaz. Bu tür dalgakıran barajlar çözüm enerjisi üretir. Yıkıcılığı, güç ve akılla yapıcı bir forma dönüştürebilir.

Öngörülemez ligin egemen olduğu ortamlarda, az sayıda kişi çok kazanırken; çok sayıda kişide çok kaybeder(!) Bu az sayıda çok kazanan kişilerin kazanımları, haksız ve hukuksuz bir ortamda gerçekleşir(!) Bu az sayıdaki kişilerin, demokratik bir çözümden yana olmaları, kazanımlarına “elveda” demeleri anlamına gelir. Yani, o kişilerden, bindikleri dalı kesmeleri istenmiş olur. Bu nedenle, bu noktada bir temel çözüm gözükmemektedir(!)

Sorunlardan kurtulup, güvenli ortamlara kavuşmak için, öncelikle yönetenlerden ve yönetme biçimlerinden kurtulmak gerek. Çözüm, yasal sınırlar içinde kurumların çalıştırılması ve demokratik kuralların uygulanması ile olanaklıdır.

Normal koşullarda ortaya çıkan yönetim temelli sorunlar, tamamen siyasi tercihlerin sonucudur. Sorun üreten çözümleri ısrarla sürdürmek, krize ve buhranlara neden olur. Ülke yararına olmayan yöntemleri uygulamaya devam etmek, genellikle duvara toslamakla noktalanır!