Ekmeğin Partisi « Mavi Didim Gazetesi

15 Mayıs 2021 - 07:21

Ekmeğin Partisi

Ekmeğin  Partisi
Son Güncelleme :

25 Şubat 2021 - 15:12

440 views

Ekmeğin  Partisi

Bizim medya bir alem vesselam!  Gerçekleri öyle tersyüz edip sunuyor ki, en bilinçliler bile; vallahi doğru söylüyor, diyor çoğunlukla.  Bunlardan birine rastladım, birkaç gün önce.  Programı düzenleyen önce “Ekmeğin partisi olur mu?” diye bir etiketleme yapıyor, “olmaz” gibisinden.  Sonra siyasi partilerden örneklemeyle emekçi kesimlerin her partide yer aldığından dem vuruyor.  Program çok izlenenlerden ve sunucu kendini “demokrat” olarak takdim eden bir gazeteci.

İlk bakışta haklı gibi gözüküyor ve günümüz gerçekliğini yansıtıyor.  Emekçi yığınlar soldan sağa gündemde olan siyasi partilerde yer alıyorlar ve kendilerini o siyasi partinin mensubu olarak görüyorlar.  Görüyorlar da savundukları ve de oy verdikleri partiler şimdiye değin ekmek peşinde koşan çalışanların hayatını sosyal ve ekonomik açıdan iyileştiriyorlar mı?  Sorulması gereken bu.

Sorunun cevabı ayna gibi ortada.  Geldiğimiz noktada emekçiler hızla yoksullaşıyorlar; zamların ve vergilerin altında eziliyorlar.  Emekçilerin çocukları düne göre daha geri planda kalıyorlar, fırsat eşitsizliğinin kurbanı oluyorlar.  Demek ki, emekçilerin kendilerinin mensubu gördükleri partiler gerçekte kendi partileri değildir.  Olsaydı bu durumlara düşerler miydi?

“Ekmeğin partisi olmaz” sözü bize hiç de yabancı değil.  Yakın geçmişte emekçileri siyasten hak aramaktan vaz geçirmek için böylesi bir algı yaratıldı.  Başarılı olundu da.  Çoğu emekçi siyasetten söz açılınca; “Kardeşim, ben ekmek partisindenim, siyaset miyaset anlamam” der, muhabbeti kapatırdı.  Gerçekte bir yabancılaşma, bu.  Emekçi mevcut siyasi partilerin iyileştirici katkısını göremeyince, siyasetten nefret edip uzaklaşıyor.  O denli ki, siyaseti uzak durulması gereken kirli ve tehlikeli bir olgu olarak belliyor.

Emekçinin düşkünlüğü çıkarlarını koruyacak sandığı partilerin gerçekte orta ve zengin sınıfları temsil etmesinden kaynaklanmaktadır.  Emekçi yığınları orta ve zengin sınıfların temsilcilerini kabullenmeyi sürdürmekte; kendilerinin siyasette başat rol almasına yanaşmamaktadır.  Oysa ki ülkenin zenginliklerinin bölüşümüne parlamentolarda karar verilmekte, halihazırda Meclis’te vekili bulunmayan emekçi yığınlar her seçim sonrası hayal kırıklığı yaşamaktadırlar.

“Ekmeğin partisi olmaz” sözünün emekçiler için bir saptırma, bir akıl çelmeden öte bir anlamı yoktur.  Eğer emekçiler ülke ekmeğinden par almak istiyorlarsa kendi partilerini kurup, kendi vekillerini parlamentoya gönderip siyaset sahnesine çıkmalılar.  Bu noktada aşılması gereken bir engel var; emekçiler siyaseten hep yönetilmiş, yönetme erkine sahip olmamış.  Zaman gerekebilir, ancak önce zihniyet değişmeli; “üreten biziz, yöneten de biz olacağız” sloganının içi doldurulmalı.