Duydukça gözlerim yaşarıyor « Mavi Didim Gazetesi

15 Mayıs 2021 - 08:15
Erol Yıldız

Erol Yıldız

Erol Yıldız

Duydukça gözlerim yaşarıyor

Duydukça gözlerim yaşarıyor
Son Güncelleme :

16 Mart 2021 - 17:43

365 views

Duydukça gözlerim yaşarıyor

Ben bu kadar duygusal biri hiç değildim. Şimdi önüme gelene üzülüp gözlerim yaşarıyor. Ne güzel bir yerlere geldiğimizi asla kimselere söylemeyeceğim. Ne olur ne olmaz. Ülkeme nazar değer. Biri kalkıp bağırıyor, millete duyuruyor. Bu pandemiden kurtulmanın tek yolu MMT diyor. Yani Maske, Mesafe Temizlik. Başka biri TMM diyor. Temizlik, Mesafe, Maske. Yani buna bizim atalarımız “Ali Hoca, Hoca Ali derelerdi. Ama yine de büyük tezat var. Bir türlü uyum sağlanamadı şu ülkede. Yanarım da ona yanarım. Bu korunma içgüdüsü bir yana, özellikle büyük şehirlerde uygulanan toplu taşımada %50 kapasite kaldırıldı. Bunun adı bundan sonra toplu taşıma değil, toplu imha olsa gerek diye düşünüyorum. Bir yandan mesafeye uyun deniliyor, bir yandan da %50 kapasite kaldırılarak, tepeleme araçlar dolduruluyor. Siz olsanız ne derdiniz merak ediyorum.

SMA’lı çocuklara gerekli olan gen tedavisi için ne hikmetse bir türlü izin çıkmıyor. Hatta koskocaman gelişmiş olan ülkelerde bunun tedavisi sürerken, bizim hastalarımız gitmek için çırpınırken, böyle bir tedaviye inanmıyoruz diyerek çocukları ölüme yolluyoruz. Ne yazık ki, İngiltere böyle bir tedavi için bizim yapacağımızı kendileri İngiliz Hükümeti olarak yapmak için karar almışlar. Üstelik de hibe olarak iyi mi? Bu bana büyük acı verdiğini söylemek isterim.

Benden birçok okurum bıktı diye düşünmekteyim. Her seferinde 65 yaş üstünden söz ediyorum ama 65 altı dostlarım sanırım bana artık diş bilemeye bile başladılar. Efendim, sorun aslında yaşta değil başta olduğunu düşünüyorum. Bu zaten tezadın en alası. Bir gün çok rica edeceğim ve 65 yaş üstü olanlar on gün boyunca dışarıya çıkacaklar. 20 üstü ve 65 altı olanlardan çalışmayanlara yani boşta olanlara on gün süreyle tam kapanma verecekler. Bak bir şey kalıyor mu? Arkadaş ben bu işten bir şey anlamadım. Ya bırakın da öleceksek ölelim. Yeter artık.

Geçenlerde bir yazar dostumla hasbihal ederken, kendisine nasıl saatler yeterli mi diye sorduğumda, ya ne olacak. Canımızın sıkıntısını almadığından stresten bir gün kalp krizi geçirecek bu yaştakiler demişti. Ben ise, biraz şaka olsun diye, “Allah razı olsun. O kadar çok zaman tanıdılar ki, henüz eve girmemize bir buçuk saat daha var dediğimde kocaman açtığı ağzını elimle zor kapadım. Bildiği bütün dualarla saygısını sundu. Ne yazık ki, son günleriymiş. Nur içinde yatsın. Şimdi o duaları kesin yerine ulaşmıştır diye umut ediyorum.

Ekmek askıya konulsun diyerek siyaseti ateşleyenler, daha sonra ekmek bir liraya satıldığında, vay sizi utanmazlar diyerek onu kapattırma durumuna bile getirenler varsa, bu ülkede her şey olur. İşin güzel tarafı, böyle durumlarda bile bazı yaklaşımlar ironi teşkil etmesinden dolayı iyi bir mizahi eser ortaya çıkmak için hepsi birer cevher olan kelimeler notlarımıza giriyor. Sevincim bu olsa gerek. Ne diyeyim bilmiyorum. Güzeliyle çirkiniyle bir yılı bitirdiğimiz sevgili Korona ve onunla aramızı yapan değerli ekibine saygılarımı sunuyorum.