DİNLER, GÜNCELLENEBİLİR Mİ? « Mavi Didim Gazetesi

17 Haziran 2021 - 20:49

DİNLER, GÜNCELLENEBİLİR Mİ?

DİNLER, GÜNCELLENEBİLİR Mİ?
Son Güncelleme :

21 Şubat 2021 - 10:48

557 views

DİNLER, GÜNCELLENEBİLİR Mİ?

Arşiv yazılarımdan…Mavi Didim okurlarım için tekrar paylaşıyorum…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Asansörde halvet ve kadınlar dayak yiyorlarsa şükretsinler gibi çeşitli söylemleri olan Sosyal Doku Vakfı Başkanı ve İlahiyatçı Nurettin Yıldız’a ve benzeri anlayıştakilere tepki göstererek:

“Anlamak mümkün değil. Yani bunlar ya bu asırda yaşamıyorlar, çok farklı bir dünyada, farklı bir zamanda asırda yaşıyorlar. İslam’ın güncellenmesinin gerektiğini bilemeyecek kadar da aciz bunlar. İslam’ın hükümlerinin güncellenmesi vardır. Siz İslam’ı 14 -15 asır önceki hükümleriyle kalkıp da bugün uygulayamazsınız. Onun için de bugün İslam’ın uygulanması yer, zaman ölçüsüyle değişiyor. Şimdi birçok hoca efendi beni tefe koyup çalacak o ayrı mesele. Rabbim bizi tefe koymasın.”

Cumhurbaşkanı’nın bu sözleri önemli bir tepki olarak reformist bir anlayışı ortaya koyuyor. Avrupa’nın reform hareketleri; kilisenin tavırlarına, uygulamalarına, yorumlarına ve devlet yapısındaki hükümranlığına karşıydı. Süreç içinde reformistler başarılı oldu ve din kendi mecrasına çekilerek, din ve devlet işleri birbirinden ayrıldı. Böylece özgür düşüncenin, bilim teknik ve sanatın gelişmesinin önü açılmış oldu. Avrupa bu sayede her alanda önemli gelişmelere imza attı. İslam Dünyasında da süreç içinde önemli reformistler ortaya çıktı ama bunlardan çoğu din bezirgânları tarafından öldürüldü… Hallacı Mansur, Nesimi, Şeyh Bedrettin ve Turan Dursun gibi… Yakın zamanda kaybettiğimiz Yaşar Nuri Öztürk de din adına reformist düşüncelere sahip önemli bir bilim adamıydı…

İslam Dini, Kur-an, Hadisler ve Sünnetten oluşuyor. Özellikle hadisleri oluşturan Hz. Muhammed’in söz, davranışları ve Kur-an hakkındaki açıklamaları sonraki dönemlerde bir takım farklı yorumlar nedeniyle mezheplerin doğuşuna sebep olmuştu… Kur-anı Kerim’in yorumları ve uygulamaları da ülkeden ülkeye değişen farklılıklar içeriyordu. S.Arabistan Kur-an hükümlerine ve yorumlarına göre şeriatı uyguluyordu.  Buna göre kadınlar araba kullanamıyorlar, maçlara gidemiyorlar, erkeklerinden izinsiz sokağa çıkamıyorlar, yargıç olamıyorlar, miras konusunda erkeklerle eşit haklara sahip olamıyorlardı. İki kadının şahitliği ancak bir erkeğin şahitliğine denk sayılıyordu ve buna benzer çok sayıda uygulamalar vardı. Bu uygulamalar da kaynağını dinden ve dinin yorumlarından alıyordu. S. Arabistan’da şimdilerde bir takım reformist hareketlerin geliştiğini görüyoruz. Kadınların araba kullanmalarının ve maçlara gitmelerinin önündeki bir takım engeller kaldırıldı… Tüm bu engeller bu çağda nasıl oluyor diyebilirsiniz…

Artık insanlar tüm dünyada neler oluyor, neler bitiyor hepsini görüyorlar. Kendi yaşamlarını kültürlerini diğer kültürlerle karşılaştırıyorlar. Dünya artık M. McLuhan’ın deyişiyle “Küresel bir köydür.” İnsanlar bedensel olarak evrimleştiği gibi düşünsel yönden de evrimleşiyor. Dolayısıyla dinler de, dinsel anlayışlarda evrimleşmeden paylarını alıyorlar. İnsanların fiziksel olarak değişime uğradığını fosil kalıntılardan öğrenebiliyoruz. İnsanların düşünsel gelişimini de kullandıkları araç gereç kültüründen ve bilimsel gelişmelerin hızından anlıyoruz. Dinsel gelişmeleri de insanoğlunun çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere doğru yönelirken geçmişlerinde kırk bine yakın dini eskittiklerinden anlıyoruz.  Dinde reform veya güncelleme mümkün müdür?  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın: “Siz İslam’ı 14 -15 asır önceki hükümleriyle kalkıp da bugün uygulayamazsınız.” Demesi ne anlama geliyor. Dinlerin güncellenebilirliğini felsefi açıdan sorgulamak mümkündür. Çünkü felsefe din dâhil her şeyi sorgular. Dinin güncellenmesi demek; dinin günün şartlarına göre değişebilirliği demektir ki; bu da dinin temel kurgusunu, özünü yok saymak demektir. Dinlerin temel anlayışına göre güncellenmenin olamayacağı açıktır. Diyelim ki; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi din güncellenecekse, bu güncellemeyi kimler yapacak… Böyle bir şeyi yapacak bir güç var mıdır? Güncelleme devam eden bir süreç olduğundan zaman zaman buna başvurulacak mıdır? Olmaz ama böyle bir şey olursa, yeni bir din ortaya çıkmış olmayacak mıdır?

Görüldüğü gibi ülkemizin gündeminde devamlı din oldukça haliyle din, dini konular, dini uygulamalar tartışılır hale gelecektir… Bu tartışmaların temeli dinin kendi alanları dışına çıkarak gittikçe siyasallaşmasından kaynaklanıyor. Siyasiler de oy alma iktidar olma kaygısıyla devamlı dini kullanıyorlar. Dinin ülkemizde bir rant kapısı haline geldiğini de ne yazık ki çok açık ve net olarak görüyoruz. Bu konuda onlarca televizyon kanallarına şöyle bir baktığınızda bunu görürsünüz… Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk’ün “Allah ile aldatmak” kitabında belirttiği gibi toplumumuz böyle bir kıskacın içindedir.

Dini konuların tartışılmasından yana değilim. Böyle diyorum ama din adına ahkâm kesenlerin televizyon kanallarındaki tavırlarından, davranışlarından, toplumu baskı altına almaya çalışmalarından rahatsız oluyorum. Haliyle böyle bir tartışmanın içine girmiş oluyorum.

Yukarıda belirttiğim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dinin güncellenmesi ile ilgili sözlerini,  ben cesaretle köşemde yazabilir miydim ?.. Yazmış olsaydım başıma neler gelirdi merak ediyorum. Yine de Cumhurbaşkanının söylemini çok cesaretli ve önemli buluyorum. Bu yöndeki aydınlanmanın da kapısını aralayacağını düşünüyorum…

Diğer İslam ülkelerinin yaşadığı sıkıntıları, kadın hakları yönünden, özgürlük yönünden, demokrasi yönünden biliyoruz ve görüyoruz. Ülke halkları bu sıkıntıdan kurtulmak istiyor ama demokrasi ve özgürlük olmadığı için bunu başaramıyorlar.

İşte bu yüzden Atatürk’ün dediği gibi “laik olmak adam olmaktır” sözü çok önemlidir. Laiklik ülkemizin birliği ve çimentosudur. Televizyonların kanallarına çıkarak din adına ahkâm keserek, korku salarak tahakküm edenlerden kurtulmanın yolu da Laik Cumhuriyet anlayışına sıkı sıkıya sarılmakla mümkündür…