Didim Kadın Platformu “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” - Mavi Didim GazetesiMavi Didim Gazetesi

22 Nisan 2021 - 01:50

Didim Kadın Platformu “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz”

Didim Kadın Platformu “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz”
Son Güncelleme :

27 Mart 2021 - 20:43

455 views

Didim Kadın Platformu “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz”

Didim Kadın Platformu, İstanbul Sözleşmesi’nin feshi ile ilgili kararı protesto etmek için eylemlerine devam ediyor.

“Haklarımızdan, hayatlarımızdan, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz! Yaşamak ve yaşatmak için birlikte mücadeleye!” diyen Didimli kadınlar, Didim Kent Meydanı’nda bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamanın ardından kadınlar, araç konvoyu ile Didim sokaklarında gezerek, “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” dedi.

“İstanbul Sözleşmesi Kırmızı Çizgimizdir!”

Kent Meydanı’nda gerçekleşen basın açıklamasını Didim Kadın Platformu adına Halkların Demokratik Partisi Didim İlçe Eş Başkanı Mehtap Bozkurt okudu.

Bozkurt, açıklamada, her gün basına yansıyan ve yansımayan yüzlerce kadının şiddete maruz kaldığı, kadın cinayetlerinin devam ettiği ülkede, yine bir gece yarısı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin, 3. maddesi olarak İstanbul Sözleşmesinin feshedilme kararı alındığını belirterek “Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedildiği duyurulan, İstanbul Sözleşmesi olarak anılan ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi 2012 yılında Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilmişti. O günden beri ve bugün de yapılması gereken sözleşmenin maddelerini hayata geçirebilecek politikalar geliştirmek ve uygulamaktır.” dedi.

“Yetki gaspıyla TBMM devre dışı bırakılamaz”

Bozkurt, açıklamada “İstanbul Sözleşmesi, kadınların her türlü şiddet ve ayrımcılıktan korunması, toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesine dayalı uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmaya dayanan bir sözleşmedir. Kadınların can güvenliğini sağlamak, kadın mücadelesinin kazanımlarını geliştirmek, eşit ve adil bir toplum kurgulamak siyasi iktidarların sorumluluğudur. İsmi İstanbul olan, Türkiye’nin ev sahipliği ile imzalanmış bir sözleşmeden ayrılmak abesle iştigaldir! Hukuk Devleti ilkelerine göre bu kararname hükümsüzdür, Anayasanın 90. Maddesine aykırıdır. İstanbul Sözleşmesi uluslararası sözleşmedir ve kanun hükmündedir, yetki gaspıyla TBMM devre dışı bırakılamaz.

Her gün en az dört kadının katledildiği, kadınlara yönelik cinsel, fiziksel, psikolojik, ekonomik her tür şiddetin katlanarak arttığı, erkek faillerin bir kravatla, namus diyerek, “reddedildim”, “boşanmak istedi, ailemi dağıtmak istedi” diyerek cezasız kaldığı ya da indirim aldığı yargı pratikleriyle şiddetin adeta özendiriliyor. Böyle bir dönemde İstanbul Sözleşmesi’ni ve 6284 sayılı yasayı etkin uygulamak şöyle dursun, bu sözleşmeden çıkmanın yollarını arayan AKP+MHP iktidarı, kadınların iradesini ve taleplerini yok sayarak hukuksuzca, bir gece yarısı kararıyla sözleşmeden çekilmeyi tercih etti.

Bu tercih açıktan kadın cinayetlerinin ardındaki politik saikleri de ortaya koyuyor. Patriyarkal kapitalizm ve siyasal İslamcı ideoloji birlikteliği, toplumsal cinsiyet eşitliğini reddederek kadını sadece erkek üzerinden ve aile içinde tanımlıyor; kadınlara, LGBTİ+lara bağımsız ve eşit bir varoluş hakkı tanımıyor; her tür bakım yükünü kadınların sırtına yıkarak sermaye ve onun devleti için bakım maliyetlerini sıfırlıyor; kadının emeğini değersizleştiriyor, düşük ücretlere mahkum ediyor, yeniden üretim emeğini görünmez kılıyor, sosyal güvenlik haklarını elinden alıyor. İş ve aile yaşamı uyumu adı altında katmerli sömürüye kılıf buluyor; kadını kamusal alandan dışlayıp eve kapatacak, sıfır maliyetle bakım yükünü sırtına yıkacak uygulamaları “müjde”, “ilerleme” diye yaldızlayarak kazanım gibi sunmaya çalışıyor.

Kadının bir tür mülk haline getirilmesine, kendisine her şeyin yapılabilir olduğu, erkeğin her arzusunu yerine getirmek zorunda olan köle olarak görülmesine değil, erkeklerin bu ayrıcalığını kaybetmesine içerleyen, eşitlik talebinden, eşitlikten tiksinenlerin “yatıştırılması” için sözleşmeden çıkılması ülkenin en fazla sayıda üyesi olan memur konfederasyonu tarafından övünç kaynağı haline getiriliyor.” dedi.

“Yaşam hakkı için, özgürlük için vazgeçmiyoruz, kabul etmiyoruz”

Bozkurt, tarafından yapılan açıklamanın sonunda, İstanbul Sözleşmesi kadınlara, LGBTİ+lara yönelik ayrımcılığı, şiddeti yaratan koşulların ortadan kaldırılarak şiddetin önlenmesi, kadınların her tür şiddetten korunması, şiddet oluştuğunda ise faillerin kovuşturulması, yargılanması ve cezalandırılması için titizlikle hazırlanmış bir sözleşme olduğunu ifade ederek “Sözleşme aileyi sadece evlilik bağı ile tanımlamaz, daha geniş ele alır. O hane nasıl kurulmuş olursa olsun, şiddete uğrayanı korumak üzerine kuruludur. Sözleşmeyi feshetmek, açıkça daha fazla kadının, LGBTİ+nın erkekler tarafından cezasız kalacağının garantisiyle öldürülmesi anlamını taşır.  İstanbul Sözleşmesini kendisine bir tehdit olarak gören siyasi iktidarın baskıcı ve ataerkil isteklerine teslim olmayacağız. Biliyoruz ki kadın cinayetleri politiktir, yaşamın her alanında kadın mücadelesi ve kadın dayanışması ile eşit ve özgür bir toplumu hep beraber inşa edeceğiz. Yaşam hakkı için, özgürlük için vazgeçmiyoruz, kabul etmiyoruz!” ifadelerine yer verdi.

 

 

 

 

%d blogcu bunu beğendi: