Didim Halkının Yaşam Alanları Daralırken… « Mavi Didim Gazetesi

21 Haziran 2021 - 22:55

Didim Halkının Yaşam Alanları Daralırken…

Didim Halkının Yaşam Alanları Daralırken…
Son Güncelleme :

07 Haziran 2021 - 10:06

189 views

Didim Halkının Yaşam Alanları Daralırken…

Dünün küçük köyü hızlı ve vahşi bir betonlaşmayla karşı karşıya kaldı ve bugüne geldi…

Didim’i genellikle Ülkemizin her köşesinden gelen emekliler, emekliliği yaklaşanlar ve yurt dışında çalışan gurbetçilerimiz; yaşamlarının son deminde huzurlu rahat bir yaşam sürmek için seçtiler… Aynı amaçla çoğunluğu İngiliz olmak üzere çok sayıda ülkeden insanlar da Didim’i seçtiler… Süreç içinde özellikle İngilizler, hızlı betonlaşma ve karşılaştıkları birçok sorunlar karşısında; evlerini satarak başka ülkelere gittiler…

Geldiğimiz bu noktada; beton sayesinde köşeyi dönenler, Didimli emeklileri küçümsemeye yönelik davranışların içine de girdiler… Didim’i onlara çok görmeye ve turizmin önündeki bir engellermiş gibi de görmeye başladılar…

“Burada turizm gelişmez yahu, Didim emekliler kenti oldu”. Didim’den bir ev alan emekli Didim’i satın aldığını sanıyor. Bu emekliler var ya her şeye karşılar gibi laflar ettiler… Tüm bunları da sosyal medyada çok önemli bir ekonomi ve turizm görüşüymüş gibi de sundular…

Eh ne diyelim bir emekli olarak; hüzünlü bir yanımla çıktım sahile… Hüzünlü diyorum, hüzünlü olmamın nedeni de; park, bahçe, toplanma ve dinlenme alanı olsun, betonlaşmasın diye uğraştığımız Altınkum sahilindeki Vakıflar, Didim’in geleceği düşünülmeden, Didim’de inşaatları olan bir şirkete satılıverdi…

Mahkeme süreci devam ederken, bilirkişi raporlarında karşı duruşlar sergilenirken, bu alanda Didim Belediyesinin hissesi varken ve de özellikle bilirkişi raporunda Atatürk Bulvarı’ndan sahile gelen çift yolun sahile kesintisiz uzanması gerekliliği vurgulanmışken; tüm bunlar dikkate alınmadan yangından mal kaçırırcasına satılıverdi…

Sahile çıktığımı söylemiştim ya… Kışın bile engeller nedeniyle kıyıdan sürekli bir yürüyüşle geçemediğim sahil boyundan yaz sezonunda durum nasıl acaba diye İlksan’a kadar bir yürüyeyim bari dedim. Her ne kadar Anayasa ve kıyı kanununa göre halkın kullanımına açık olması gereken plajlar ne yazık ki özel işletmeler tarafından kiralanarak veya işgal edilerek halkın ücretsiz kullanımına ve bir ölçüde de oradan geçişine bile kapatılıyor. Sahili bir tarafa bırakın denizin yüzünü bile işgal ettiler… Yasaların işlemediğini; yürüyemediğiniz ve yolunuzun özel ve devlet kuruluşlarının tesisleriyle kesilmiş olduğunu gördüğünüzde daha net olarak anlıyorsunuz…Her şey para ya, artık plajlara gitmek için de bir bedel ödemeniz gerekiyor?

Altınkum sahili,  Pandemi unutulmuş gibi cıvıl cıvıl ve coşkulu… Keşke şu illetten kurtulsak da hep böyle olsa demekten kendinizi alamıyorsunuz… Satılmasın yıkılıp Altınkum sahiline katılsın dediğiniz eski adıyla vali konağı yeni satılmış haliyle özel mülk’ün önündeki kumsala biraz da çekinerek oturuyorsunuz… Altınkum sahili iyice gözünüze küçülmüş gibi görünüyor… Temmuz Ağustos aylarıyla birlikte kumsalda ve denizde büyük bir yoğunluğun oluştuğu düşünürseniz;  Altınkum kumsalının her iki tarafında kurulu ve bu sene biraz daha ortaya doğru kaydırılarak daha geniş alanı kaplamış olan  “Su Sporları’nın bu daralmada önemli payı olduğunu düşünüyorsunuz… Halk plajı olarak kabul gören özellikle ailelerin güvenli şekilde denize girmek için tercih ettikleri bu alanda su sporlarının çok yer kaplamasının yanında aileler tarafından tehlike olarak görülmesinin tedirginliği de yaşanıyor… Eğlenceye yönelik su sporları elbette yapılsın ama Altınkum halk plajında değil… Başka alanlar sadece bu amaçla düzenlensin, su sporları eğlencesine katılmak isteyenler oraya gitsinler…

Altınkum’un hemen üstünde; yeşil alan, toplanma alanı, bunlar olmazsa “Millet Bahçeleri olsun dediğiniz ama geçenlerde betonlaşmak için yargı sonuçları beklenmeden satılan AltınkumVakıflar,  Altınkum’un tek yeşil alanı… Gözlerinizde yoğun bir beton yığını süliliyeti beliriyor… Gözlerinizi ovuşturarak uyanıyorsunuz… Kızıyorsunuz kendinize sorunları bu kadar içselleştirdiğiniz ve bu durumun da ruh sağlığınızı etkilediği için…

Son yıllarda Didim ilçemizde çevre sorunları hızla artıyor… Bu sorunlara karşı da bazılarının yok saydığı ve hatta Didim’de istemediklerini ima ettikleri insanlar en önde mücadele ediyorlar. Bu yönde düşünsel ve eylemsel karşı koyuşlarını da hep ortaya koyuyorlar…

Öyle ki; Balık çiftlikleri, deniz patlıcanı talanı, Altınkum Vakıflar’ın ve koyların betonlaşma süreçleri, Didim’in su ihtiyacını karşılayan su havzasına jeotermal kuyular açılması, Büyük Menderes’in evsel ve sanayi kirliliğiyle Ege’ye ulaşması, Didim’in geleceği için çok önemli olan hazine arazilerinin talan edilircesine satışlarının yarattığı sorunlar insani yönden bir çözüm bekliyor…

Turizm önemli ama turizmin yaşandığı bölgede yaşayan halk da o kadar önemlidir. Didim’de yaşayan halkı yok sayarak şirketler aracığıyla sahil kıyılarına betondan ucubeler dikerek ve insan sağlığına, çevreye, doğal ve tarihsel dokulara zarar veren yatırımlara yönelirseniz ne turizme bir katkınız olur ne de o yörenin gerçek sahibi halka bir yararınız olur…

Yaşam alanı; yıl 12 ay o bölgede yaşayan insanlar için yaşamsaldır. Bir hafta on günlüğüne turist olarak gelenler için sadece bir küçük anıdır. Asıl olan o bölgenin halkıdır ve yaşam alanlarını daraltmanız o insanları mutsuz eder. İşte emekli dedikleri o kesimin mücadelesi sağlıklı, yaşanabilir bir kent dokusunun oluşması yönündeki erdemli bir mücadeledir.

Dünyamızın çoğu alanındaki çevre sorunları yaşamı olumsuz etkiliyor. Marmara’nın kirletilmesiyle denizin ölümü salya saçak ortaya çıktı. Bu kirliliklere şimdiden tedbir almazsak yaşadığımız Didim ilçemizde de yaşanacağını bilmemiz ve anlamamız gerekiyor…

Eğer Didim ilçemizde yukarda saydığımız çevre sorunları giderilmezse; hepimiz için yaşam alanları daralır. Yaşam alanları daralan bölgeden de göçler başlar…

Son olarak şöyle seslenelim bu sorunlardan sorumlu olanlara:

Betona boğmadan dört bir yanı…

Yer açın yeşile kurun dengeyi…

Tarihe, kültüre, doğal dokuya…

ÇEVREYE saygılı yapın DİDİM’İ…