DİBE VURMAK(!) « Mavi Didim Gazetesi

23 Haziran 2021 - 01:55

DİBE VURMAK(!)

DİBE VURMAK(!)
Son Güncelleme :

27 Aralık 2020 - 13:21

369 views

DİBE VURMAK(!)

“5 bin 485 kişi yoksulluk yüzünden canına kıydı”, “65 yaşa sokağa çıkma izninde mendil sattı”, “İstanbul’da her 7 haneden biri belediyeden yardım istedi”, “Yoksulluk, işsizlik hat safhada”…(Uğur Şahin, BİRGÜN PAZAR)

Dip yok. Düşüş bir noktada tutunma olanağı bulunca, yuvarlandığı yerden geriye dönebilir. Bu dönüş, dipten dönüş değil; düşerken (yuvarlanırken) bir noktadan geriye dönme olanağını yakalamaktır. Nesneler, kişiler veya varlıklar, var olduğu sürece kayıplar söz konusudur. Tükenen varlık biter ki, bu bile dip anlamına gelmez. Enerjinin sakınımı yasası der ki; “ Hiçbir şey var iken yok olmaz!” Hiç kuşkusuz, yoktan da var olmaz.

Dipteki durak, bireyin direncinin bittiği yerdir. Başka bir biçimde ifade edersek; yaşamın son bulduğu yere dip diyebiliriz. Hal böyle olunca, dip olgusunun kişisel bir olgu olduğu söylenebilir. Kişiselliği vurgulayan bir Nasrettin Hoca fıkrası var. Hoca bu fıkrada kıyametin kişisel olduğunu vurgular:

KIYAMET NE ZAMAN KOPACAK?

Densiz bir komşusu,

Bir gün hocaya:

“Ya Hoca,

Kıyamet ne zaman kopacak?”

Diye sorunca;

Sakalını karıştırıp,

Yüzünü buruşturup,

Yanıtlar onu:

“Bak komşu, kıyamet dediğin,

Öz yaşamında kopar kişinin!

Örneğin benim için:

Karım ölünce küçük kıyamet;

Ben ölünce de,

Büyük kıyamet kopar!” der.

Girişte alıntı yaptığım Uğur Şahin’in Yazısından bir bölümünü görelim:

“Dört çocuk annesi Mehtap Çağlar, 34 yaşında. Ancak yılların ve geçim derdinin onu aşırı yıprattığı ortada. Evin iki aylık kirasını ödeyememişler, duvarlarda ise biriken faturalar asılı. Yaşam “şartlarını” soruyorum, şöyle yanıtlıyor Çağlar: “Ben evlendim evleneli durumumuz böyle. Ama en ağırı bu dönem… Dört tane çocuğum var. Evlendim evleneli kirada oturuyoruz, üç senedir de bu evdeyiz

 Durumumuz hiç iyi değil, gördüğün gibi…”

AĞLIYORUZ, SOĞUKTA NEREYE GİDERİZ?

Çağlar Ailesi, iki aylık kirasını ödeyememiş. Evlerinden atılmaları an meselesi… Şöyle diyor, Çağlar: “İki aylık kiram birikti, veremedim. Kiramız 400 TL. Ama 800 TL’yi bulup da veremiyorum. Ev sahibi, ‘Elektriği ve suyu ödeyemedin, kiranı da ödeyemedin, ev bul, çık’ diyor. Ama param yok ki, nereden bulup çıkacağım? Çocuklarımla bu soğukta nerede kalacağım? Bu kış günü nereye çıkacağımızı şaşırdık. İnan, faturalarım bile burada duruyor, ödeyemedim. Ev sahibi, ‘Eşyalarını dışarı yığarım’ diyor.”

Çağlar ailesi sadece İstanbul’da yok; yurdun her köşesinde onlar gibi milyonlarca aile var. Ayrıca açlık sınırının altında 40 milyon dolayında vatandaşımız var.

Tekrar başa dönersek; yoksullukta, çaresizlikte ve yoksunlukta dip yok. Çağlar ailesinin durumu dip değil. Ev sahibi, o aileyi kış günü sokağa bırakırsa; durumları kötünün de kötüsü olacak ama, bu bir dip olmayacak!

Dipteki durak, bireyin direncinin(yaşamının) bittiği yerdir!

Bir toplumda bir birey veya bireyler, yetmezlik ve yetersizlikler nedeniyle yaşamını yitirirse; o bireyin yaşamından öncelikle devlet ve onların durumunu görmeyenler, duymayanlar ve bilmeyenler sorumludur! Yani, vatandaşlardan önce devlet ve sonra da o devleti var kılan bireyler sorumludur!