Değişen Bir Şey Yok « Mavi Didim Gazetesi

25 Haziran 2021 - 00:45

Değişen Bir Şey Yok

Değişen Bir Şey Yok
Son Güncelleme :

12 Ocak 2021 - 15:44

233 views

Değişen Bir Şey Yok

Bilenler anımsayacaktır. 12 Eylül sonrasında, Özal döneminde; Özal’a “alışamadım” diyen teğmene deli raporu verilip, ordudan atılmıştı. Daha sonra avukatlık yaptığını öğrenmiştim İstanbul’da yaşadığımız günlerde…Günümüzde de “ruh sağlığı” incelemesinde kıstas; düzene alışanlar ve alışmayanlar üzerinden değerlendirilecektir kanımca… Özal döneminin öğretileri doğrultusunda; hepimiz hunili deli adayı olabiliriz bu gidişle diye düşünüyordum. Ki son dönemlerde iktidarın uygulamalarını eleştirmeye kalkışanlar “terörist” olarak yaftalanmaya başladı şu ileri demokratik ülkemizde… Yakında herkes dilini mi yutar, dut yemiş bülbül gibi mi susar yoksa yanardağ gibi lavlarını püskürterek patlar mı bilemem.
Bildiğim ya da yaşayarak öğrendiğim bir şey vardır ki TCK 299 ile yargılandığım süreçte… Sanki eski bir şarkıdaki gibi “alemin keyfi yerinde yine maşallah” ve çoğunluk aldırmıyor ülkede olan, bitenlere…
Dolayısıyla sen de birazcık “geniş ol” ve de ki:
– Aman bunlardan bana ne?…
Dolayısıyla biz bakalım başka sözlere mi desek acaba… Örneğin kadınlara…
Artık kadınlara dert değil sayılar; yaşına ilişkin, kilosuna ilişkin ya da sevgili sayısına ilişkin… Nasılsa her şeyin çözümü var, kolayı var…İşte bu nedenle kadınlar; bir diğerine “kaç çift ayakkabın var?” diye soruyorlar, ama “kaç tane kitabın var ?” diye kesinlikle sormuyorlar… Bu denli önemli ve bu denli çok sayıda olunca ayakkabılar; çok zorlanıyor beyaz atlı prens de, hangi ayakkabının üzerindeki kızı seçeceği konusunda… Çünkü kızlar kupol ocağından dökme demir gibi aynı kalıpta, aynı modelde, aynı renkte, ama onların malzemesi doğal değil; plastik, silikon, yapay, sahte… Üstelik duygular/değerler/düşünceler; hiç yok hesapta… Hepsinde ortak payda “para, para, para”…
Acaba bu mu daha uygun diye araştırdıkça erkekler; sürekli değişiyor sahne; çoğu ararken, azdan da/yardan da/yaşamdan da eksik kalıyor kadınlar. Ve şiddetin her türlüsüyle tanışıyorlar kendilerini değersiz gören bu erkeklerin ellerinde… Ve böylesi ilişkiler çerçevesinde; erkekler için kadınlar alık, ağa kolayca takılan balık…
Balık demişken yine anımsanacağı gibi 2020 Ocak ayından beri ki yaklaşık bir yıl geçti aradan… Didimli ne yazık ki kurtulamadı “balık çiftlikleri” kurmak isteyenlerin açtığı yaradan…
Ve ne yazık ki halka aldırmadan dayatılıyor “balık üretim çiftlikleri” Didim’in masmavi kıyılarına konuşlandırılmak için…
Yine anımsanacağı gibi geçen yıl Ulaştırma Bakanı ” projeyi yapar, faturayı göndeririz, biz devletiz” demişti ve halkın sesini dinlememiş, isteklerini umursamamıştı. Tıpkı Fransız kralları gibi I AM STATE, Ben Devletim demişti.
Elbette geçen bir yılın ardından değişen bir şey olmamıştı; ne yazık ki 2021 yılının Ocak ayında “bir oldu bitti” ile karşılaşıyordu Didim halkı… Buna karşın halk da savaşımını sürdürüyor kararlılıkla, kendisini görmezden/saymazdan/değer vermezden gelen güçler karşısında…
İşte bu dayatmalar karşısında biz de duyarlı bir yurttaş olarak geçen yıl da sorduğumuz soruyu, bu yıl da soruyoruz yetkililere ve parasal yönden güçlü etkililere de:
– Biz monarşik krallıkla mi yönetiliyoruz acaba?… Cumhuriyet yönetimlerinde DEVLET; sen, ben, biz, hepimiz, tek başına birisi değil. Ey etkili ve yetkili güç; birazcık halkın isteklerine eğil. Bu zorlamalar sonrasında; yalnızca doğayı yitirmekle kalmaz, halkın güvenini de yitirmiş olursunuz. Çünkü Didimli “denizimize, havamıza, suyumuza, toprağımıza dokunma” diyor !… Ama kimseler Didimli’yi de, Didim’i de hiç ama hiç umursamıyor.
Ve bizler yeni bir yılda yürürken adım, adım; yaşanan aynı sorunlar ve halka rağmen dayatılan aynı sonuçlar… Bu ülkede hiç bir şey değişmiyor; bir kör döğüşüdür sürüp gidiyor yönetenlerle, yönetilenler arasında… Halk yenilip, ülke yaşanılamaz olana dek mi sürecek bu kavga ?… Kim ya da kimler çözüm bulacak bu açmazlara ?… Ne acıdır ki bunu da kimse bilemiyor.