Çocuk, Omuzunda Mavi Boncuk « Mavi Didim Gazetesi

23 Haziran 2021 - 03:15

Çocuk, Omuzunda Mavi Boncuk

Çocuk, Omuzunda Mavi Boncuk
Son Güncelleme :

22 Şubat 2021 - 6:52

229 views

Çocuk, Omuzunda Mavi Boncuk

Henüz 16 şehidimizin acısı dinmeden, yine buyruk geldi Hazreti Tekses’den; en az 3 çocuk yapın diye…
Gerçi 3 de yetmez, daha da çok yapın; nüfusumuz azalışa geçmesin, Avrupalılar gibi çocuksuz kalmayın sözleri de eklendi bu uyarıya…
Hayırdır dedik, yine neler oluyor ?…
İş-sizliğe, aş-sızlığa ve elbette ki eş-sizliğe ki işsiz gençler evlenmekten korktukları için eşsiz de kalıyorlar yaşamak zorunda kaldığımız koşullarda…
Acaba dedik acaba; yoksa Mehmetçik stokları mı azaldı?…
Teröre kurban vere, vere ya da ülkenin koşulları nedeniyle gençler yaban ellere göçe, göçe; ülkede genç nüfus sıkıntısı mı görülmeye başladı ?…
Yıllardır aynı buyruk, yıllardır aynı emir; biliriz emir dediğin, keser demir ama o sultanlıkta, padişahlıkta, diktatorya da olur. Kimin kaç çocuk yapacağı; kime sorulur ?…
Ama şu egemenler; sanki onlara kaç çocuk yapmaları gerektiğini soranlar varmış gibi dönem, dönem dayatıyorlar ailelere “en az 3 çocuk yapın” diye… Sanki o çocukları besleyebilmek için çalışılacak iş ve de o çocuklara süt, et, yumurta alacak para varmış gibi; dayatıyorlar sürekli “en az 3 çocuk yapın” önerisini desek, öneri de değil bu  sanki buyruk, sanki emir, sanki zorunluluk…
Neden en az 3 çocuk ?…
Neden 3 de yetmez, 5 çocuk ?…
Neredeyse 5 de yetmez, 7 koca değil elbette Hürmüz hanıma, 7 çocuk egemenlere…
Neden gerek bunca çocuk ?…
Egemenler kolaylıkla saltanat sürebilsinler ve o çocuklar da bu ülkenin yükünü çeksinler diye mi çok çocuk gerekiyor ?…
Ve siz şehid anaları; ne düşünüyorsunuz bu buyruk karşısında, albayrağa sarılı tabutların içinde geri döndükçe sizlere bu yurdun evladları ?…
Ve bu arada…
Onca tantana, tartışma, koparılan fırtına, çoktan konuşlanmış su ürünleri üretim çiftlikleri Didim’in kıyılarına…
Bölgedeki balıkçılar diyor ki halk tartışa dursun; çoktan çitlikler kuruldu bile…
Böyle “halka rağmen” göz göre, göre denizler gözü doymazların kullanımına verildikçe; tarım alanların yapılaşmaya açılması sonucu kirlenen topraklarımız gibi, ne yazık ki denizlerimiz de kirletilecek vahşi kapitalizmin sömürgen efendilerinin elleriyle ve elbette ki onlara izin veren yönetenlerin halktan yana değil, sermayedardan yana kullandıkları yetkileriyle… Sanki babalarının malını bağışlıyorlar; halkın sesini duymazdan gelirken…
Bu gidişle denizlerimiz de kirletildikçe; ne turizm geliri  sağlanabilecek kıyılarımızdan, ne de balığın bolluğu, bereketi görülebilecek… Birileri daha çok kazanırken, halk her geçen gün daha da yoksullaşacak. Ne acıdır ki kimseler umursamıyor gelecekte oluşabilecek olumsuz koşulları…
Ne tarım ürünleri, ne de deniz ürünleri elde etmek için doğal yöntemleri sürdürmek; sürdürülebilir ekonomik kalkınma yerine, halkı süründürmek için girişimlerde bulunmak, ne kazandıracak bu ülkeye, bu bölgeye, bu yöreye, bu Didim’e ?…
Buğday ekilecek alan, zeytin yetiştirilecek bağ, kavun-karpuz ekilecek bostan  kalmadığı gibi, yoksul balıkçının oltasına takılacak balık da olmayacak; üretim çiftliklerinin kirleteceği denizlerde…
Nasıl ki buğday, arpa, saman; yabandan geliyorsa… Nasıl ki küçük, büyük baş hayvan; yabandan geliyorsa… Balık için de mi yabana el açılacak?…
Ve siz siyasetçiler;
Sürekli eleştirirsiniz ülkenin tarım politikalarını ve sürekli kavga edersiniz; neden ?…
İktidardaysanız; öncelikle yanlış politikalarınızı değiştirin !…
Muhalefetteyseniz; tarım politikalarını ülkenin ve ulusun yararına olması için  eleştirin.
Ve siz halk;
Ne iktidar, ne muhalefet; sizin yarınlarınızı düşünmüyorsa, oylarınızla onları değiştirin.
Yoksa şu egemenlerin buyruklarına uyup da o çocukları yaparsanız; onları nasıl besleyeceğinizi de iyice düşünün. Onlar buyruk veririler ama; ekmek vermezler, artık bunu da iyi bilin !…