Bizler ve Onlar « Mavi Didim Gazetesi

25 Haziran 2021 - 01:16

Bizler ve Onlar

Bizler ve Onlar
Son Güncelleme :

11 Mart 2021 - 6:44

437 views

Bizler ve Onlar

Türk mutfağı; çeşit, çeşni, zengin, bol…
Türk dediğin de dünya nimetlerinden yararlanmasını iyi bilen kul…
Akıl, fikir; yemekte, yiyip, içmekte, midede…
Çünkü önemli olan midenin doluluğu…
Durum böyle olunca; beynin doluluğu gözardı edilmiş olmalı…
Oysa onlarda… Kim mi onlar ?… Batılılar…
Evet Batı’da işler tersine; yemek çeşidi az, düşünce çeşidi bol.
Demokrasi, hukuk; tüm değerler manzumesi, toplumsal, ekonomik, kültürel gelişme ve özellikle de kadın-erkek eşitliği, her şey yerli yerinde…
Aman olsun, sanki ne olmuş?…
Bakmayın kursağımız boş, ayağı yalın bir halk olduğumuza; biz de 2023’de AY’a gidiyoruz işte !…
Hem ne imiş öyle; gelişme, entellektüel birikim ?…Yenir mi, içilir mi a canım söyleyin ?…
Bizde yoğun bakım servislerinde kadın-erkek aynı odada yatar mı hasta ?…  Ve hatta mezarlıklar bile ayrılacak bu gidişle haremlik, selamlık diye de kafayı yorarken kimi profesör titri taşıyanlar… Ve de onlardan etkilenenler çoğalırken ülkemizde; bir düşünen beyin de çıkıp sormuyor ki bu ayrımcılıklar sonucunda acaba nedir sağlanacak toplumsal fayda?… Bu saçmalıklar yayılırken kamusal alana, bir de gözünüz, gönlünüz AY’da…
Oysa her şeyini eleştirdiğimiz şu Amerika’da demokratlar ve feministler derler ki:
Women who make America.
Türkçe söyleyişle değerli okur:
Amerika’yı kadınlar yaparlar/inşa ederler/yapılandırırlar.
Ama bizde durum tam tersi… Kadınlar ülkeyi yapılandırmak yerine, birleri kadınları yapmaktadır; cariye, köle, kuma, fahişe ve son aşamada mevta…
Amerika demişken; söz biter mi hiç bizde ?…
Çünkü onlar “yalnızca” kendilerine demokrat, şu Dünya adlı gezegende…
Ve onların öğretileriyle, klavuzluğuyla; kakma çivi, sokma akıl verişleriyle… Çağdaş demokrasilerde kuvvetler ayrılığı ilkesi; yasama-yürütme-yargı ve 4. kuvvet medya olarak  işlerken… Bizde; ilk üçü toplanmış tek elde ve medya da ona yandaş, yalaka…
Bu nasıl demokrasi, neden işlemiyor kuvvetler ayrılığı ilkesi diye sorgulayanlara da geliyor falaka !…
Ve bizde “resmi dil Türkçe’dir” diye yazsa da Anayasa kitapçığında; TBMM kürsüsünde Arapça yemin edenler, Kürtçe yemin edenler, kim bilir belki de Lazca ve Ermenice yeminler için gün sayanlar sırada… Bu ayrılıkçılara karşı suskun kalanlar da var.
Oysa Amerika’da olsa; Amerikanca’nın dışında… Fransa’da olsa; Fransızca’nın dışında ya da Almanya’da olsa; Almanca’nın dışında yemin edenler olabilir miydi acaba ?…
Ne yazık ki bütün bunlar;  bazen açık, bazen gizli; Ulus Devlet kavramının altını oymak için süregelen örüntüler. Giderek daha da belirginleşmekte çöküntüler, yıkıntılar. Devlet, ülke, ulus kavramlarının yozlaştırılması nedeniyle daha da artıyor sıkıntılar.
Birileri “ulus devlet” kavramını yıpratmak amacıyla “önemli olan devlet değil, halktır” söylemleriyle, yıprattıkça Devlet’in tüzel kişiliğine olan saygınlığı… Ahbap Çavuş ilişkilerinin ve de Arap yılışıklığının; toplumun her erkine, kurumuna, kuruluşuna ulaşmasını ve bulaşmasını sağlama hevesinde… Bu hevesle; neredeyse Resmi (tüzel) ve özel (gerçek) kişilikler ve dolayısıyla ilişkiler karmakarışık edilmektedir.
Sonrasında da hem otorite (yetke), hem de otoriter (yetkili) kişi ve kurumlar devre dışı kalmakta; onların yerini Orman Yasası hükümlerine göre tutum ve davranışlar sergileyenler almaktadır. Bu düzene de “ileri demokrasi” etiketi yapıştırılmaktadır.  Eski Yunan’dan günümüze gelene kadar tanımı değişmeyen demokrasi kavramına “bana göre, bence”li yorumlar yapılmaktadır. Bu yorumlar bağlamında da düzensizlikler, densizlikler, güvensizlikler artmaktadır.
Bizde her kurum ve kavram tozumaya, erozyona, bozulmaya uğratılırken; onlarda demokrasi, hak ve özgürlükler ve bürokrasinin kuralları tıkır, tıkır işlemektedir, elbette ki evrensel değerlere göre, bana göre ya da bence’li  yorumlara göre değil.
Çağdaş demokrasilere, gelişmiş bir toplumsal yapıya, elbette ki kalkınmış bir ülkeye ulaşabilmek için onlardan örnek alacağımız pek çok değer vardır. Ulus Devlet kimliğimizi koruyabilmek ve ulusal saygınlığımızı sağlayabilmek için o değerleri içselleştirmemiz gereklidir.
Yoksa…
Bizim için; uluslararası alanda “sözü de, saygınlığı da” yok hükmünde olan bir ülke olarak yaşamak fıtrattan olacaktır.