AYDINLARIMIZ. « Mavi Didim Gazetesi

17 Haziran 2021 - 19:27

AYDINLARIMIZ.

AYDINLARIMIZ.
Son Güncelleme :

11 Mayıs 2021 - 17:27

138 views

AYDINLARIMIZ

13.06.2020 Tarihli yazımı, kısa bir ön ek ile okurlarıma sunmak istiyorum. Sorunların yeterince çözülmediği ve mevcut sorunlara yenilerinin eklendiği bir ortamda; Sorumluların sorumlulukları da artar. Bu söylem, aydınların sorumluluklarının artığını söylemekle eş anlamlıdır. Aydın tanımı bir noktada “SİVİL” tanımı ile çakışır. Sivil tanımını ben kendime göre şöyle yapıyorum: Bir sorun çevresinde ve çözüm temelinde bir araya gelen, ast ve üst ilişkisi olmayan eşitlerden oluşan; herhangi bir otoriteden emir ve direktif almayan kişilerin oluşturduğu yapılanmaya sivil denir. Sivil toplum oluşumlarının varlık nedeni olan sorunlar, merkezi yönetim tarafından çözülmediği için sivil oluşumlar meydana gelir. Bu oluşumların ortaya çıkış nedenleri dikkate alındığında, oluşumda yer alanların muhalif olmalarının kaçınılmaz olduğu görülür. Bu muhalif duruşlar aynı zamanda aydın duyarlığı ile örtüşür.
“Normal bir vatandaş, normal koşullarda, normal olan devletinden yana olur. Normal devlet dendiğinde, demokratik hukuk devleti kastedilmektedir. Ülkenin selametini ve tüm vatandaşlarının (suçlu ya da suçsuz) güven içinde yaşamalarını sağlamakla yükümlü olan devletten söz edilmektedir. Aydın diye nitelenen ve o niteliklere sahip olan vatandaşların devletten yana oldukları anlar vardır. Örneğin Kurtuluş Savaşı sırasında tüm aydınlar yeni kurulan devletten yana tavır alırken; sadece çıkarının esiri olanlar işgalcilerle birlikte olmuşlardır.
Aydınların devletten yana olması olağanüstü haller için geçerlidir. Normal koşullarda aydınlar statükoyla uyuşamadıklarından ve gelecekten; daha güzelden ve daha iyiden yana değişim ve dönüşümlerden yana oldukları için devleti yönetenlerle uyuşamayabilirler. Çünkü iktidarlar genellikle temelden çözümler yerine günlük (palyatif )çözümleri yeğlerler.
Aydının birden çok tanımı var ve farklı tanımların ortak paydaları var. Bu ortak paydalar; hak, hukuk, adalet ve yaşamdan yana olmaktır diyebiliriz. Bunun için aydınlar iyinin, güzelin, doğrunun ve yararlının savunucusudurlar. Bu noktada şu soru sorulabilir; aydın kişiler kimlerden yana olmaz? Zalimden, zorbadan, katilden hırsızdan, yolsuzluk yapandan, haksız kayırmalardan, yalancılardan, kendi çıkarını ülke çıkarının önüne koyanlardan yana olmaz!
Şimdi aydınların çirkin saldırılara maruz kaldığı bir süreci yaşamaktayız, oysa;
“12 Eylül Askeri Faşist Darbesi’nin simge kurumu, Türkiye üniversitelerinin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanan, anti-demokratik uygulamaların merkezi YÖK bile Akademik Özgürlük Bildirisi’nde akademik özgürlük ve akademinin özgürlüğüne dair şu ifadeleri kullanır;
“Üniversiteler hiçbir baskı ve engelleme söz konusu olmaksızın, tüm fikirlerin, muhtelif hakikat iddialarının, sosyal ve siyasi problemlerin özgür ve medeni bir şekilde tartışıldığı, karmaşık sorunların açık bir biçimde ifade edildiği ortamlardır.”
Yine aynı bildiride şu ifadeler geçer; “Öğrenciler de öğretim elemanları da doğru bulmadıkları ve onaylamadıkları konularda şiddete başvurmaksızın eleştirme ve protesto hakkına sahiptirler.”
“İfade özgürlüğü çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği ve demokratik toplumun olmazsa olmaz koşuludur.”(……)
Toplumu “ya bizdensin ya teröristlerden” gibi tehlikeli iki kutba ayırıp, milliyetçi ve muhafazakar tüm kesimleri kendi siyasal ve kişisel ikballeri için konsolide etmek arayışlarının gideceği son nokta çok daha riskli ve çok boyutlu bir çatışma atmosferi olacaktır. Esas “bölücülük” ise budur. Son birkaç gündür bu “bölücülükten” nasibini alan akademidir ama devamı da gelecek gibi gözükmektedir. Bu çerçevede şunu çekinmeden söyleyebilirim; içinden geçtiğimiz günler bu yüzden üniversiteler tarihinin ve akademik özgürlüğün yüz karası günleridir. Tarihin utanç sayfaları arasında tüm açıklamalar, yorumlar, tehditler, baskılar, cezalar ve buna alkış tutanlar da yerini alacaktır.” (Ulaş Aydın)

İnsani sorumluluk gerçekten, doğrudan ve güzelliklerden yana olmayı gerektirir. Aydın, dünyayı olumlu yönde değiştirmek isteyen ve bu doğrultuda çaba harcayan kişidir. Bilimselliğin istem ve beklentileri bireysel çıkarlardan önce gelir ve ülke sınırlarını aşar. Bu nedenle aydın kişi gerçeği ve onun ifade edilmesini bir öncelikli ilke sorunu olarak kabul eder. Bir İngiliz atasözü der ki; “Gecenin en karanlık saati sabaha karşı olur.” “