Ah Şu Gündem !… « Mavi Didim Gazetesi

17 Haziran 2021 - 20:25

Ah Şu Gündem !…

Ah Şu Gündem !…
Son Güncelleme :

05 Nisan 2021 - 18:32

316 views

Ah Şu Gündem !…

Her gün yeni sözler, yeni umutlar, yeni başlangıçlar üzerine yazılar yazmak istiyorum ama ne yazık ki izin vermiyor gündem… Görüp de, duyup da susmak; çok iyi biliyoruz, yaşadığımız koşullarda sayılıyor erdem… Ama can çıkar, huy çıkmazmış ki biz suskun kalamayacağımıza göre olan bitene, bir kaç söz de biz edelim madem !…
Çünkü bir gece yarısı 104 adet emekli amiral “Montrö üzerine başlatılmak istenen tartışmalara” ilişkin karşıt bir bildiri yayınladı. Bu bildiriden rahatsız olanlar da hemen karşı açıklamalar yaptı. Eskilerin dediği gibi “tabir-i caizse” ülke ikiye bölündü ya da saf tuttu kimileri amirallerin, kimileri de AK-Egemenler’in yanında…
Bununla birlikte sanki ülkede herkesin aşı var, aşısı da var…
Eksik olan yalnızca “darbesel” kapışmalar.
Asıl darbeyi yoksul halk alıyor; bundan kimlerin haberi var?… Orasını hiç karıştırma !…
Kısacası bugünlerde…
Darbeci generaller; in… Halkın aş ve aşı sorunları; out…
Bir süre de böyle geçer; bakalım ne zaman oluruz cümleten knock-out ?…
Amirallerin açıklamalarını “zevzeklik” olarak tanımlayınca 90’lı yılların İçişleri Bakanı (ve bilindiği gibi o yıllar Hocaefendi tarikatının da yükseliş yıllarıydı)…
İşte o partinin başkanının peşine düşenler de ne olduğunu anlayamadı?… Kimileri benim ne işim olur bu adreste diye özeleştiri yapmaya başladı.
Bu vesile ile bendeniz de düşüncelerimi getirdim dile…
Saygı duyduğum, değer verdiğim bazı CHP’li tanıdıklarımın, bildiklerimin; CHP’den bekledikleri makamları alamayınca, ayrılıp da İyi Parti yandaşlığına soyunmalarına hiç anlam verememiştim Türk Siyasal Tarihi’nin sayfalarında henüz mürekkebi kurumamış gerçekler dururken… Kuşkusuz bundan böyle de bir anlam veremeyeceğim.
CHP’ye kızarım, eleştirel yazılar yazarım, ama Atatürk’ün kurduğu ve de Devletin kurucusu partidir diyerek ne gönüldaşlığımdan, ne de oydaşlığımdan geri dönmem. Mevki uğruna, mevzimi terk etmem. Ama işte kimileri değişen koşullara, bol keseden dağıtılan umutlara, yerine getirilmeyecek olan sözlere kanıp; nasıl da parti, parti gezerler bu ülkede, yazıktır, yazık !…
Her ne ise dönelim gündeme…
Şu emekli askerlerin bildirisi Turnusol kağıdı gibi
Ortaya çıkardı pek çoğunun gizlenen ya da unutulan gerçek yüzünü
Kim asit, kim baz?
Kim alıyor FETO’ dan haz
ya da kim gerçek Atatürkçü
ve kim diktaya göz kırpıyor
ve de kim yapıyor demokrasiye naz
yansıtıldı kamusal alana…
Ve bu arada…
Montrö Sözleşmesi bağlamında açıklanan bildiriye karşılık ivedilikle verilen AK-yanıtlara göre;
Kanal Istanbul’a karşı çıkanlar Atatürkçü değillermiş ve Montro’ye karşı çıkan da yokmuş
ama ileride gerekirse Montrö Sözleşmesi de tartışmaya açılıp, Türkiye’nin yararına yeni düzenlemeler yapılabilirmiş..
Bu açıklamalar 5 Nisan 2021 günü televizyon yansılarından bizlere ulaşan “canlı” yayınlardan, izleyip, öğrendiklerimiz. Acaba sizler de öğrendiniz mi?…
yoksa????
yoksa Fener’in maçı var diye haber kanallarını mı değiştirdiniz ?…
Değiştirdiniz mi, değiştirmediniz mi bilemem, belki maça gitmişsinizdir diye bendeniz açıklamaları özetlemiş oldum sizlere… Sahi unutmadan paylaşayım. Yine yapılan açıklamalara göre bir kere; bu olayların merkezinde bizzat ana muhalefet varmış.
Dolayısıyla HDP’nin yani sıra CHP de kapatılsın derse MHP’li Başkan, ey halk sakın şaşırma!…
Kafdağı’ndaki sağır sultanın bile duyduğuna, bildiğine göre…
Amiraller “tekke mi, tekne mi?” diye sorgularken, şimdi onlar sorgulanıyor.
Ayrıca KRT haberden bildirildiğine göre, sorgulananların geçmişinde Ergenekon ve Balyoz ve de FETO karşıtlığı hikayeleri var.
Seçmece bunlar seçmece diyeceği geliyor insanın ve sanki bir şeylerin intikamı mı alınıyor diye düşünmeden de edemiyor yine sıradan ölümlü insan… Ne yazık ki çokça yorum yapmaya izin vermiyor ne lisan, ne de akıl, izan. Sonrasında insana da çıkar mizan, belki sonrasında Covid’den mevta oldu diyerek adına okunur ezan.
Hani şu “susma, sustukça sıra sana da gelecek” diye atılan slogan, dünlerde kaldı. Herkes kendi derdine daldı. Ve dahi en önemlisi bizler “Kaos, karmasa ve bunca şamata arasında Biontek mi, Snovack mı yaptırsak acaba?” diye düşünürken…
Eski amiraller, eski parlamenterler, eski büyükelçiler; sandılar ki bit pazarına nur yağacak, onların sözlerine değer verilecek ve kendileri de “itibar” görecek.
Ah, ah; nerede o günler ?… İtibar görmek şöyle dursun; aman onları Covid 19 hazretleri görmesin de…
Bizlere dünya genelinde beşincilik, Avrupa genelinde ikincilik bahşeden hazret her gün bağırıyor en yüksek perdeden:
– Yok mu arttıran?…
Neyi mi?… Enflasyon rakamlarını değil elbet
Nasılsa onlara ayar çekmek TÜİK’den…
Elbette ki Covid 19’dan ölenlerin sayısını…
Her gün yükselen bir ivme… Ve herkes diyor ki
– Aman Covid 19 sakın bedenime girme !..
Bununla birlikte doğal yöntemlerle (doğumlarla) ve yapay yöntemlerle (başta Suriyeliler olmak üzere dışarıdan gelenlerle) nüfus hızla arttıkça ve GSMH’dan kişi başına düşen pay da azaldıkça… Sanki nüfusu denetleme, kontrol etme ya da eritme işlevini Covid hazretleri üstlendi büyük bir özveriyle…
Dolayısıyla yok mu arttıran diye bağıran da Covid hazretlerinin ta kendisi ve görevini büyük bir iştiha ile yerine getiriyor, can almaya doymadı gitti.
Ve ne yazık ki…
Bunca derdimiz yetmezmiş gibi bir süre de “darbe” tartışmaları “darbeli matkap” gibi delecek beyinlerimizi… Tanrı Türk’ü koruya !…