8 Mart Dediğin « Mavi Didim Gazetesi

23 Haziran 2021 - 01:42

8 Mart Dediğin

8 Mart Dediğin
Son Güncelleme :

06 Mart 2021 - 7:22

376 views

8 Mart Dediğin

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar “Şenlik” Günü…
Evet şenlik… Çünkü son yıllarda bu gün ülkemizde; göbek ata, ata kutlanılan bir güne dönüştürülüyor, vasatın egemenliğine tutsak edilen şu acınası toplumsal yapımızda…
Ama yine de birileri entel, dantel pozlarla; günün anlam ve önemi üzerine fiyakalı sözler söyleyecekler gün boyunca…
Belki 8 Mart 1908’de Amerika’da yakılan 120 kadın işçinin yası da tutulacak bir yerlerde… Bununla birlikte o gün ülkemiz genelinde yapılan etkinliklerde söylev veren hiç bir kadının usuna; Türk kadınını var eden, Türk kadınına yurttaşlık kimliğini ve bilincini altın tabakta sunan Atatürk İlke ve Devrimleri’nin kazandırdıklarını anmak… Özellikle de cinsiyet ayrımı yapılmaksızın ülkemizde 1475 Sayılı İş Yasası ile uygulamaya konmuş olan “eşit işe, eşit ücret” ilkesine değinmek hiç ama hiç birinin ne usuna gelecek, ne de diline düşecektir.
Oysa…
İşçi, emekçi ve onların hakları söz konusu olduğunda; coşkuyla komünizm muhabbetleri açan kim varsa… Evet sen, her kim isen; biliyor muydun şu gerçeği ?…
Dünün komünist ülkesi SSCB’inde  ve uydusu Demir Perde Ülkeleri’nde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde ne tür etkinliğin gerçekleştirildiğini ?… SSCB’inde ve Demir Perde Ülkeleri’nde 8 Mart gününde bu güne ne anlam yüklendiğini biliyor muydun?…
Oralarda; 8 Mart günü Anneler Günü’dür, Emekçi Kadınlar Günü değil !…
Hani denir ya; kısasa, kısas… Nasıl ki bizde de 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın yıllarca Bahar Bayramı olarak kutlanması gibi…
Elbette k Sovyetler Birliği dağılıp, bir bakıma kapitalist “gerçekte mafia” düzene geçince… Ve internetle birlikte iletişim ve bilişim çağı başlayınca… Dolayısıyla bilgiye ulaşmada sınırlar kalkınca… Gizli, saklı ya da yalan, yanlış ne varsa açığa çıktı, WEB ortamında bilgiler paylaşıldıkça…
Ve bizim şu PKK sevişgeni aydın-cık-larımız var ya işte onlar; 8 Mart gününde işçinin, emekçinin , devrimcinin ülkesi olarak pazarlanan SSCB’inde  kadın emekçilere “yalnızca annelik” payesi verildiğine… Bunun dışında kadın emeğinin ayrıca değerli bulunması için etkinlikler düzenlenmesine olanak tanınmadığına ilişkin açıklamalar yapmadılar, halkı aydınlatmadılar.
Kim bilir, belki de herkes gibi onlar da bu gerçeği bilmiyordu ve “komünizm” denen gerçekten tam olarak  bilmedikleri bir ürünü bu ülkeye pazarlama savaşımı veriyorlardı.
Acaba neden?…
Oysa o muhteşem komünist ülkede de kadının, kadın emeğinin özel bir anlamı, değeri yokmuş (ki Gladkow adlı Rus yazar; Fabrika adlı romanında bu gerçeği anlatır).
Demek ki Sovyet düzeninde de kadının varlığı değersiz bulunmuş. Bulunmuş ki sistem çökünce; önce kadınlar verdiler fire, Nataşa üst başlığı altında sürüldüler Dünya Kadın Pazarı’na ne yazık ki…
Amerikalılar kadınları 19. yüzyılda yakarken, Ruslar 20. yüzyılın sonlarında ateşe attılar.
Bizde durumlar nedir diye sorgulanırsa…
Ne acıdır ki 21. yüzyılda bizim kadınlarımız da yok ediliyor Türk Tarihi’nin hiç bir döneminde görülmemiş bir vahşet ve saldırganlıkla…
Ah sevgili kadın !…
Atatürk İlke ve Devrimleri’ne sarılmak, onları yaşatmak, o devrimlerin sana tanıdığı haklarını kullanmak varken…
Daha ne diyeyim ben sana?..
Düş bakalım yabanın; seni ülkene, ulusuna ve en önemlisi Orta Asya’dan beri var olan kadın-erkek eşitliğine ilişkin genlerine işlemiş geleneğinden, harsından uzaklaştıran, seni kimliğine yabancılaştıran tuzaklara…
Ve ne yazık ki…
Atatürk İlke ve Devrimleri’nin; kadın yurttaşlara sağladığı özgürlükler, haklar, ayrıcalıklar ve bazen de üstünlükler yerine başka kavramları “ikame” etmek birilerinin nasıl da işine geliyor. Hiç farkında değil misin kadın?…