19 Mayıs, Doğum Gü­nü­müz… « Mavi Didim Gazetesi

23 Haziran 2021 - 03:18

19 Mayıs, Doğum Gü­nü­müz…

19 Mayıs, Doğum Gü­nü­müz…
Son Güncelleme :

16 Mayıs 2021 - 18:54

187 views

19 Mayıs, Doğum Gü­nü­müz…

İnsan­la­rın ya­şam­la­rın­da ol­du­ğu gibi, ül­ke­le­rin ya­şam­la­rın­da da bir doğum günü var­dır…

Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti’nin doğum günü de 19 Mayıs 1919’dur…

19 Mayıs 1919, yok olu­şu­mu­za karşı hay­kır­dı­ğı­mız gün­dür…

Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti’nin te­me­li için atı­lan ilk cesur adım­dır…

Mus­ta­fa Kemal Ata­türk’ün büyük Söy­le­vi de : “19 Mayıs 1919’da Sam­sun’a çık­tım.” Söz­le­riy­le baş­lı­yor…

19 Mayıs 1919’da ül­ke­mi­zin du­ru­mu­nu kı­sa­ca özet­ler­sek:

1914 yı­lın­da ka­tıl­dı­ğı­mız 1. Dünya Sa­va­şı, 30 Ekim 1918 yı­lın­da Mond­ros Ateş­kes an­laş­ma­sıy­la ye­nil­gi­miz­le so­nuç­lan­dı… Bun­dan sonra, başta İngi­liz­ler, Fran­sız­lar, İtal­yan­lar, Yu­nan­lı­lar, Er­me­ni­ler olmak üzere yur­du­mu­zu işgal et­me­ye baş­la­dı­lar… Or­du­muz ter­his edil­miş, si­lah­la­rı kıs­men elin­den alın­mış­tı… Yur­du­mu­zun dört bir yanı düş­man iş­ga­li al­tı­na gir­miş­ti… Halk çok bez­gin, yıl­gın, umut­suz­du… Em­per­ya­list­le­rin pay­la­şım ma­sa­sın­da top­rak­la­rı­mız pay­la­şıl­ma­ya baş­lan­mış­tı…

Mus­ta­fa Kemal, tüm bu şart­lar için­de “Kur­tu­laş’a” giden yolu bul­mak is­ti­yor­du. Ana­do­lu’ya geçip düş­ma­na karşı mü­ca­de­le­yi bu­ra­dan baş­lat­mak is­ti­yor­du… İstan­bul’daki pa­di­şah ise düş­man­la iş­bir­li­ği yap­tı­ğı gibi kur­tu­luş için uğ­ra­şan yurt­se­ver­le­ri de en­gel­le­me­ye ça­lı­şı­yor­du…

Mus­ta­fa Kemal, bu amaç­la çık­tı­ğı Sam­sun’da ül­ke­mi­zin man­za­ra­sı genel hat­la­rıy­la buydu…

Mus­ta­fa Kemal ve ar­ka­daş­la­rı, Havza yol­la­rın­da iler­ler­ken çift süren bir köy­lü­ye rast­lar­lar:

Köy­lü­ye, “Hem­şe­rim düş­man Sam­sun’a asker çı­ka­ra­cak. Belki de bu­ra­la­ra kadar ge­lecek. Sen hala rahat rahat top­ra­ğı sü­rü­yor­sun “ diye ses­len­di.

Köylü, kim ol­du­ğu­nu kes­ti­re­me­di­ği Paşa’yı bir süre süz­dük­ten sonra “Sen ne diyon Paşa” diye cevap verdi. “üç kar­de­şi­mi, Yemen’de, Kaf­kas­ya’da Ça­nak­ka­le’de kay­bet­tim. On­lar­dan ge­ri­ye sekiz öksüz ile üç dul kaldı. Hepsi benim sa­ba­nı­mın ucuna bakar. Ben de yarım ada­mım, şimdi benim va­ta­nım­da, yur­dum­da nah şu sa­ba­nın ucu. Düş­man oraya ge­lin­ce­ye kadar, ben­den hayır yok.”

Bir mil­le­ti kur­tar­mak için yola çık­mış genç Paşa, köy­lü­nün bu sert söz­le­ri kar­şı­sın­da sus­muş ses çı­kar­ma­mış­tı. Kur­may su­bay­lar ve ma­iyet­te­ki öteki şa­hıs­lar da üzül­müş­ler­di. Mil­le­ti yıl­gın­lı­ğa, umut­suz­lu­ğa iten­le­re “lanet” et­miş­ler­dir.

Mus­ta­fa Kemal tüm bu şart­lar­da “Kur­tu­luş “ umu­du­nu kay­bet­me­di­ği gibi ar­ka­daş­la­rı­na ve top­lu­ma de­vam­lı umut aşı­la­mış­tır…

Umut­suz­lu­ğa dü­şen­le­re de şöyle der:

“Ar­ka­daş­lar! Gidip, Toros Dağ­la­rı’na ba­kı­nız, eğer orada bir tek Yörük ça­dı­rı gö­rür­se­niz ve o ça­dır­da bir duman tü­tü­yor­sa, şunu çok iyi bi­li­niz ki; bu Dünya’da hiç bir güç ve kuv­vet asla bizi ye­ne­mez”

19 Mayıs bir inan­cın za­fe­ri­dir… Bu inanç Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti’ni kur­muş­tur… Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti’nin en büyük bay­ra­mı da budur… Cum­hu­ri­ye­ti­mi­zi “Genç­li­ğe ema­net eden Ata­türk’ümü­zün , “Doğum günüm” de­di­ği 19 Mayıs’ı da bir bay­ram ola­rak Genç­li­ğe ar­ma­ğan et­me­si de; genç­li­ğe ver­di­ği öne­min bir gös­ter­ge­si­dir…

19 Mayıs Ata­türk’ü Anma ve Genç­lik ve Spor Bay­ra­mı­nı tüm kal­bim­le kut­lu­yo­rum…

Bu ko­nu­da yaz­dı­ğım bir şi­iri­mi siz­ler­le pay­laş­mak is­ti­yo­rum…

Sam­sun’du, ilk adım yerin
Bugün senin doğum günün
Er­zu­rum ve Sivas ile
Kur­tu­luş’a ver­din adın

****
Hasta adam, yor­gun ülke
Ya­pıl­mış­tı bir sö­mür­ge
Kur­tu­lu­şu ver­din bize
Min­net­ta­rız, Atam sana

***
Haydi genç­lik haydi genç­lik
Gel­sin ül­ke­mi­ze dir­lik
Ata­mı­za sö­zü­müz var
Kur­ma­lı­yız güçlü bir­lik

***
Zaman, ça­lış­ma za­ma­nı
Çağ­daş­lı­ğa yön za­ma­nı
Yo­ba­za verme amanı
Mutlu ede­lim Va­ta­nı

***
Te­şek­kür­ler sana Atam
Sana min­net­tar bu vatan
Genç­ler ko­şu­yor, Sam­sun’dan
Yü­re­ğin­de sevgi yatan

Er­do­ğan Şahin