19 Mayıs 1919’u bi­li­yo­ruz. Biz Ner­de­yiz?.. « Mavi Didim Gazetesi

21 Haziran 2021 - 23:00

19 Mayıs 1919’u bi­li­yo­ruz. Biz Ner­de­yiz?..

19 Mayıs 1919’u bi­li­yo­ruz. Biz Ner­de­yiz?..
Son Güncelleme :

18 Mayıs 2021 - 8:08

225 views

19 Mayıs 1919’u bi­li­yo­ruz.
Biz Ner­de­yiz?..

19 Mayıs 1919 günü baş­la­tı­lan Milli Mü­ca­de­le’nin karşı cep­he­si­ni yö­ne­ten Churc­hill, yıl­lar sonra bakın neler söy­lü­yor:
– Türk ulusu, kötü yö­ne­tim yü­zün­den, bit­mez tü­ken­mez fe­la­ket­ler ve harp­ler­le çök­müş, Os­man­lı İmpa­ra­tor­lu­ğu pa­ram­par­ça ol­muş­tu. Fakat o hâlâ canlı idi. Göğ­sün­de, dün­ya­ya mey­dan oku­muş ve yüz­yıl­lar bo­yun­ca bütün is­ti­la­cı­la­ra karşı ba­şa­rı ile mü­ca­de­le etmiş bir ırkın kalbi çar­pı­yor­du. Dün­ya­ya düzen ve­recek adam­lar, Paris’in du­var­la­rı kumaş kaplı, yal­dız­lı sa­lon­la­rın­da top­lan­mış­lar­dı. İstan­bul’da müt­te­fik fi­lo­la­rı­nın top­la­rı al­tın­da ça­lı­şan bir kukla hü­kü­met bu­lu­nu­yor­du. Lakin Türk’ün ana­yur­du Ana­do­lu’nun sarp te­pe­le­ri üze­rin­de bir avuç insan, ka­der­le­ri­nin bu şe­kil­de tayin edil­me­si­ni kabul et­mi­yor­lar­dı…

Evet, et­mi­yor­lar­dı! Et­me­miş­ler­di.
Ne eko­no­mi­le­ri vardı; ne top­la­rı, ne tü­fek­le­ri.
Ama yü­rek­le­rin­de, tam ba­ğım­sız bir Cum­hu­ri­yet’e olan, mer­ke­zin­de akıl olan bir inanç ta­şı­yor­lar­dı.
Yol­la­rı­nı uy­gar­lık, akıl, ay­dın­lan­ma ve inanç ay­dın­la­tı­yor­du.
İşbir­lik­çi de­ğil­di­ler!..
Tes­li­mi­yet­çi de­ğil­di­ler.
Sa­tı­lık ya da ki­ra­lık de­ğil­di­ler.
“Ver-kur­tul” man­tı­ğın­dan eser yoktu bi­linç­le­rin­de…
Kendi ki­şi­sel çıkar duy­gu­la­rı kamu ya­ra­rı ide­ali­nin için­de eri­miş, yük­sel­miş; er­dem­le, va­tan­se­ver­lik­le, halk sev­gi­si ile sar­mal ol­muş­tu.
Dü­şün­dü­ler, bir­leş­ti­ler, güç­le­ri­ni bir­bi­ri­ne ek­le­yip, al bay­rak­la­rı­nı “Mi­sak-ı Milli” hu­dut­la­rı­na dik­ti­ler.
Ve em­per­ya­liz­min öncü gü­cü­nü boz­gu­na uğ­rat­tı­lar, büyük oyunu boz­du­lar.
İşte bu nok­ta­dır Lozan!..
Ça­nak­ka­le des­ta­nıy­la baş­la­yan, Hasan Tah­sin’in ilk kur­şu­nu ile alev alan ve Ana­do­lu’nun her ye­rin­de [hiç kim­se­den ta­li­mat bek­le­me­den] si­la­ha sa­rı­lan in­san­la­rın va­ta­nı ko­ru­ma ref­lek­si, 19 Mayıs 1919’da Mus­ta­fa Kemal Ata­türk’ün kur­may ze­ka­sı ile bir­leş­me yo­lu­na gir­miş ve bizi bu gün­le­re ta­şı­mış­tır.
İşte 19 Mayıs, bu an­lam­da Lozan’a giden yolun çıkış nok­ta­sı­dır.
Bu bi­linç­tir… Bu inanç; bu akıl ve ay­dın­lan­ma yo­lu­nun adı­dır…
Va­ta­nın sa­vu­nul­ma­sı, her şey­den önce, bu mi­ra­sa karşı sahip ol­ma­mız ge­re­ken bir so­rum­lu­luk ve namus bor­cu­dur.
Bu ger­çe­ği her­ke­sin bil­me­si, an­la­ma­sı, bi­lin­ci­ne yer­leş­tir­me­si ge­re­kir.
Çünkü bu büyük borç, ancak böyle ve bu yolla öde­nir.
Ve 19 Mayıs 1919’da baş­la­yan “Tam Ba­ğım­sız Milli Dev­let” yü­rü­yü­şü­nün yıl dö­nü­mü de ancak, bu ni­te­lik­te­ki bir bi­lin­ce sahip ol­mak­la kut­la­na­bi­lir.”

www.​ke­li­me­le­rin­to­zu.​com
fa­ruk­hak­sa­l@​gmail.​com