10.yılında… « Mavi Didim Gazetesi

15 Mayıs 2021 - 07:33

10.yılında…

10.yılında…
Son Güncelleme :

15 Mart 2021 - 16:49

390 views

10.yılında…

 

10.Yılında Suriye  sorunu içinden çıkılmaz vaziyette.

Tıpkı diğer komşu ülkelerimizle olduğu gibi.

İktidara gelindiğinde ülkenin dış politikasında bükülmeler olsa da kırılmalar yoktu,,

Ezeli Düşmanımız Yunanistan‘la bile.

Monşerler eliyle yürütülen Dış politikada Diplomatik yöntemler sürdürülmüş,

Ancak Liderlerin  dış politikada yeri Monşerlerin önerdiği diplomatik bir dille devam ettirilmişti,

Ya şimdi hele hele 2017’den sonrası tamamıyla danışmanlık sistemindeki Parti başkanlığı “Cumhurbaşkanlığı”eliyle yönetildiği halde,

Tüm komşularımızla ve hatta dünyamızla geldiğimiz nokta SIFIR KOMŞULUK durumudur.

10.ylına girdiğimiz Suriye sorununda varılan nokta Kuzey Suriye’de Fırat’ın doğusunda PYD-YPG  teröristleri eliyle bir ABD üssü ve Güney Kürdistan’ın ilanı ve resmen tanınması duruma gelinmiş vaziyette,

Ya Fırat’ın batısında  orası bir başka alem, İDLİB, Suriye toprakları ve TÜRK Askeri’nin konuşlandırıldığı 10 adet gözlem noktası.             O topraklarında bir çoğu Rus  ve  İran  destekli  Suriye ordusunun yönetiminde.

Hani biz Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyorduk, ne oldu şimdi,

Suriye neredeyse param parça.

Kuzey batı Suriye de,

İdlib de bizim Askerlerimiz neyi beklemekte,

Kimi korumakta,

Orası Suriye toprakları ve Kontrol Suriye Askerinde, peki bizim ne işimiz var orada,

Biz işgalci miyiz?

Elbet hayır,

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kurucu liderinin söyleminde olduğu gibi TÜRK askeri Ortadoğu bataklığına girmemeliydi, tıpkı HATAY sorunun çözümü gibi Diplomasi yöntemiyle Suriye devletine destek ve yardımcı olunmakla Suriye’nin toprak bütünlüğü korunarak yardımcı olunmalıydı, bize yakışan da bu olmalıydı.

Bunca Askerimiz Emperyalist çıkarlar uğruna şehit verilmezdi,

Güneyimizde bir Kürdistan kurulmasına hizmet edilmezdi,

O dönemde Kelle kesen Şeriatçı  Haydutlara karşı, teröristlere karşı Suriye ile işbirliğinde Güney sınırımızı korumaya çalışmalıydık,

Şimdi ne oldu,

8-10 milyon  Suriyeli vatandaşımız oldu,

Resmi ağızlardan açıklanmasına rağmen kat ve kat üstünde olduğunu inandığımız 40 Milyar dolar paramız boşuna gitmeyecekti,

Komşularımız İRAN, IRAK, SURİYE üçgeninde RUSYA devleti ile dostluk bağımızı güçlendireceğimize Düşmanca beklentiler için olmayacaktık.

STRATEJİK müttefikimiz ABD’nin bize karşı emperyalist amaçlarına hizmet etmemiş olacaktık.

Tıpkı 1 Mart teskeresinde olduğu gibi ülkenin çıkarları birince önceliğimiz olmalıydı,

Emevi Camisinde dost bir ülkenin misafirleri olarak Cuma namazı kılmaya gitmeliydik,

Süleyman Şah TÜRBESİ ile TÜRK Toprağı olan toprağımızın yeri değiştirilmemiş olmalıydı.

EGE denizinde, Akdeniz de  AYLAN bebekler ölmemiş olacaktı. 

AVRUPA hayalleri ile canlarından olan binlerce Suriyeli Müslüman kardeşlerimiz ölmemiş olacaktı.

10 yıl geçmiş üzerinden, TÜRKİYE devleti bu süreçten ne kazandı, kocaman bir ? işareti

Ne kaybetti, çok şey, koskocaman bir karşılıklı çıkar ilişkili komşuluk.

 Dost komşu devletlerin  güvenini, karşılıklı çıkar ilişkileri içindeki dış politikalarını,

Büyük Önderimizin sözü olan ve Türkiye Cumhuriyeti Devletine bir vasiyeti olan “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesi rafa kaldırılmamış olurdu.

Şeriatçı Müslüman kardeşlere karşı darbe ile Mısırdan sökülüp atılmalarına tavır konmasından Mısır devleti ile  ilişkilerimiz bozulmamış olsaydı Doğu Akdeniz deki  Mavi Vatan yalnızlığı olmayacaktı , bak şimdi nelere mal oldu.

Bunun farkına varan iktidarın nasıl çıkar yollar aradığını ne yazık ki üzülerek izliyoruz.

Devletin yönetiminde duygusallık yoktur,

Çıkar vardır, dik duruş vardır, ama akıl ve bilim vardır

Çözüm ise . akıl ve  bilim ışığında Diplomasi içinde bir dış politika ve ilke olarak “Yurtta barış, Dünyada barış”ı  hizmet eden bir dış politika ile çok şeyi kurtarabiliriz.