Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Zübük (Name)!

  • 21 Nisan 2018 Cumartesi


Yusuf…

Hani şu çok iyi bilip, tanıdığımız Zübük…
Yaşadığı o küçücük köyde, kendisini köylüye efe olarak tanıtan…
Ama gel zaman-git zaman foyası ortaya çıkınca ahali, “sen zeybek değil, Zübük’sün,” deyip maskesini düşürünce Aziz Nesin usta sayesinde öyküleştirilip, kültürümüzün en dibine yerleştirilen o “seçkin” sembol-profil…

Sözlüğe bakıyoruz, şöyle yazıyor:
“Zübük; halk arasında kendi çıkarları için her yolu mubah sayan kişi için kullanılan bir deyimdir. Kısaca menfaatçi, çıkarcı anlamlarında kullanılır.
Aziz Nesin eserinde küçük bir kasabada yaşayan Zübük’ü ve onun çevresinde oluşan “zübük”cükleri hicvediyor.
Resmini yapıyor, fotoğrafını çekiyor…
Ünlü eserinde zübükzade İbrahim Bey'in her türlü ahlaksızlığına, dolandırıcılığına rağmen giderek yükselmesini, önce belediye başkanı ardından da milletvekili oluşuna kadar ki süreci, özelikle "zübük" kimliği üzerinden acı sözcüklerle kaleme alıyor…
Büyük sanatçı bu acı sözcükleri üst üste koyuyor, onları birbirlerine çarpıyor, çırpıyor… Ve böylece ortaya acı içinde kırışan anlımızdan yanaklarımıza, çenemize, bedenimize doğru gümrah kahkahalar akıyor…
Sarsıla sarsıla gülüyoruz.
Gülmekten katılıyoruz, düşünüyoruz ve gözyaşlarımızı tutamıyoruz…
Çünkü bizi güldüren bu insan profili aslında içinde yaşadığımız küçüklü büyüklü “kasaba”ların insan profilini önümüze sermektedir.
O profilin ana çizgileri nedir?
Şöyle betimliyor büyük usta: “Çıkarcı, kariyerci, yalaka, bencil ve önüne atılan küçücük bir yem uğruna her türlü ahlaki değeri çiğnemeye teşne bir müsvette…
Yani zübük!
Ama Aziz Nesin zübükleri yaratanlara da çeviriyor keskin zekâsını ve şöyle diyor:
- Zübükleri aslında biz yaratıyoruz… Onların karakterlerini çok iyi bildiğimiz halde yine de onları destekliyoruz. Teşhis edip, tasfiye etmiyoruz… Dolayısıyla aslında bu tipin yaratıcısı ve besleyicisi bizleriz…
Aziz Nesin Zübük isimli eserini 1961’de yazmış.
Sonra Kemal Sunal bu tipi beyaz perdede canlandırmış.
Okuma özürlü toplumumuz bu sayede Zübük’le daha iyi aşina olmuş, daha çok gülmüş, az-biraz ders almış.
Sonra… Az gitmişiz, uz gitmişiz, hep birlikte 2018’in ilkbaharına ulaşmışız.
Ülkenin “beka sorunu”nun çözümüne sadece 60 küsur gün kalmış.
Peki bugünün küçüklü büyüklü kasabalarında, koca koca gökdelenli çok milyonlu mega-taşraların verimli topraklarında yetişen Zübüklerden ne haber?
Kimdir onlar?
Büyük usta sağ olsaydı şöyle derdi herhalde:
§ Toplumu, demokratik kitle örgütlerini bölenler, ayrıştıranlar…
§ Kişisel ihtiraslarını yenemeyen, kendi kariyerlerini ve reklamları için her türlü ahlaki değeri çiğneyebilen…
§ Dedikoduyu, insan çekiştirmeyi, adam kayırmacılığı yöntem belleyen…
§ Öz yerine şekli, içerik yerine cilayı, yurtseverlik yerine kişisel çıkarı yükselen değer olarak benimseyip, yaşayan…
§ Her zamandan daha fazla birlik ve beraberlik içinde olmamız gereken bu kritik günlerde “yan gelip yatan ve sadece kendi vitrinini süslemeyi” amaçlayan…
§ “Kişiliksiz kişiler”dir bunlar; temel-siz çürükler!
Kısacası Zübük’türler!
Sadece birer zübük…
Bakın şöyle bir çevrenize, belki göz göze gelebilirsiniz…

@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com