Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Zübük (Name) 2

  • 25 Nisan 2018 Çarşamba


Sahtekâr, sahtelikten kâr, [yani çıkar] üretmeye çalışan “zübük”ün adıdır…

Zübük kimdir?
Aziz Nesin usta o ünlü öyküsünde şöyle tanımlıyor Zübük’ü: “Çıkarcı, kariyerci, yalaka, bencil ve önüne atılan küçücük bir yem uğruna her türlü ahlaki değeri çiğnemeye teşne bir müsvette…
Yani zübük!
Türkiye’nin bu hareketli, canlı, dinamik siyasi ortamı her saat önümüze yeni yeni sorunlar çıkartıp, yeni yeni çözümleri sorgulamamızı zorunlu kıldığı bir ortamda Zübük’ün ne işi var?
Bu sorunun yanıtı basittir:
- Zübük dumanlı havayı sever… Zübük, bir orada bir buradadır. Zübük, hem birlik-beraberlik-kardeşlik, der… Hem ayrılığın, bölünmenin, düşmanlığın tohumlarını eker.
Bu nedenle eğer mücadele kazanılacak ve ülke düzlüğe ulaştırılacaksa, Zübükler ve zübüklükler –asla- gözden kaçırılmamalıdır.
Bir mücadelede rakibinizi alt etmek nispeten kolaydır.
Ama içimizdeki zübükleri teşhis ederek oyunun dışına atmak o kadar kolay değildir.
Çünkü Zübük sanki sizden biridir.
Vitrininde sizin söylemleriniz, sizin renkleriniz vardır.
O her yerdedir.
Demokratik kitle örgütlerinde, sokakta, meydanlarda, her yerde…
Elinde salladığı bayrak, tıpkı sizinki ile aynıdır; ayıramazsınız!
Ama Zübük’ün derdi-tasası başkadır.
Hedefi, “kendinden menkul”dür…
Aklı fikri, bir makamın balkonundan atılacak kemiktedir…
Onun için “gayeye [yani çıkarına] ulaşmak için her şey meşrudur…”
Küf tutan her lokma lezzetlidir.
Önemli olan içerik değil, görüntüdür.
Kişisel reklam, en yüce değerdir.
Cila, çürüğü kapatan bir çaredir.
Kişilikli olmak salaklıktır, dinazorlukluktur…
Sözün özü; Zübükleri tanımadan, onları teşhis ederek, kulaklarından tutup teşhir etmeden özgün bir toplum olarak arınmamız mümkün değildir.
Ama bu sorunu da fazla büyütmemek gerekir.
Çünkü onlar her zaman vardı; her dönemde yaşadılar.
Ama başarılı olan her toplumsal harekette teşhis edildiler, teşhir edildiler ve tasfiye edildiler.


@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com