Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Zengin nasıl yerim derdinde

  • 03 Aralık 2018 Pazartesi


Geçmiş yılları hatırlar gibiyim. Dönemin iktidar ve muhalefet partileri birbiriyle uğraşırken arada kaynayan işçi ve dar gelirliler olurdu. Seçim zamanı her yaklaştığında işçilerin ve memurların maaşları iyi derecede artardı. O dönemleri hatırlayanlar iyi bilirler. Şarkılara bile konu olan sınıf farkları değişikti. Fakir, orta direk ve zengin sınıfları olarak değerlendirilir, bunlar için yazılar karalanırdı. Şimdi ise orta direk dediğimiz sınıf tamamen yok olmuş. Yerini fakir kısım ile bir tutmuş durumda. Adeta kölelik gibi bir yaşam. Her geçen gün biraz daha köle gibi yaşamaya alışıyor.


Teknoloji arttıkça, çağ ilerledikçe işler daha iyi hale gelmesi gerekirken, daha kötüye gitmesi bence bizim kötü çabamızın eseri değil gibi görünüyor. Sistem dünya kurulduğundan beri ortaya konularak, hakimiyeti dünyayı yönetmek isteyenlerin menfaatlerine uygun hale getirmenin yollarını aramalarının eseri olsa gerek. Gerisi teferruat bence. Birileri henüz uykuda kıvranıp, kabus görürken, diğeri ise elinden geldiğince sistemin içine girip kendisini maşa olarak kabul ederek, yaşayacak payı çıkarmaya çalışıyor. İş bundan ibaret.

İlk suçlu olan, insanlığın başını derde sokup, halen bu dertle uğraştıran parayı icat edenlerden başlıyor. Keşke onun yerine farklı bir icat olsaydı. Paranın ihtirası olmasaydı. Yıllar önce kendi çıkarlarını korumak adına, dünyayı ele geçirmenin düşünceleriyle, insanlara hükmeden sistemin başındakiler, sonunda başarıyı yakaladılar bence. Kurdukları sermaye piyasaları sayesinde insanların yaşam tarzlarını alt üst edebiliyor. Para uğruna savaşları çıkararak, gerek ekonomik daralma, gerekse yaşam koşullarının tamamını zorlayarak, insanları borçlandırıp, kendisine muhtaç hale getiriyor. Nasıl ki, kapitalizmin oyunlarıyla başta İMF ve benzeri kuruluşların aldıkları talimatla kemer sıktırılmamıza verilen yetkilerde olduğu gibi.

Yapılması çok basit aslında. İnsanların yaşamını kısıtlamak için onları borçlandıracaksın. Daha sonra tepesine binip, istediğini yaptıracaksın. Ülkenin yükünü sırtlayan fakat aldığı bedel ile yaptığı işin karşılığını henüz bulamamış olan işçilerin gasp edilen geleceği gibi. Belki geçmişte emekli olanlar biraz daha şanslılar. Hiç olmasa emekli oldukları tarihte eline geçen birikimleri ile başlarını sokacağı bir evleri olmuştu. Hatta o zaman olmasa da, günümüzde çocuklarına yansımaları oldu. İleride çok daha kötü bir dünya ekonomik sisteminin çarkına takılanlar, bu günkü yaşayanlardan daha kötü halde olacaklar. Birikimleri ellerinden alınmış, tazminatı ödenmeyen birer köle olma ihtimalleri çok yüksek. Bunda kimin suçu var dersek, bence kimsenin değil. Sadece uyuyanların uyanması gerekiyor. Sadece çalışan insanlar değil, siyasetçisinden her kese kadar bu çarkın ne anlama geldiğini görmek zorundadır. Yoksa halimiz harap.