Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Yüksek gerilim ve Akbük ağaçları

  • 27 Ağustos 2018 Pazartesi


Neron’un Roma’yı yaktığı gibi, bir gün bu Akbük’ü de yakacaklarından eminim. Her gece gözüm camlarda, kulağım ağaçların sesinde. Uyu uyuyabilirsen bakalım. Dilimizde tüy bitti kardeşim. Burası ormanlık bölge. Sadece ormanla bitmiyor. Etraf olduğu gibi sitelerle dolu. Sitelerin çevresi ağaçlık ve makilik bölge. Her yer olmasa da eski konutların büyük bölümü doğa ile baş başa. Şimdi Neron kalkıp gelse, ya şurayı bir güzel temizleyeyim de, belki bir evlik yer bana da açılır dese, ne yapacaksınız? Bin çeşit insanın yaşadığı bu beldede kimin ne halt yiyeceğini bilmek mümkün değil.

Geçen yıl, yapılacak küçük tadilatlar için evime geldiğimde, internetin tamamen pert olduğunu gördüm. Sebebini sorduğumda, efendim bu bölgede müthiş bir yağmur yağdı. Yağmur öncesinde ortaya çıkan gök gürültüsü ve şimşek, yakında bulunan bir ağaca isabet ederek çevredeki tüm elektrikli aletleri etkiledi. Siz de nasibinizi almışsınız dediler. Gittim, yeni baştan para ödedim ve yeniden internet modemi aldım. Sağ olsunlar TTNET yetkilileri yardımcı oldu da, fazla zarara uğramadım.
Şimdi benim için kehanet yazıyor demeyin diye size gerçeklerden bir kesiti anlatmak isterim. Bu işi düzeltmezseniz, olabilecek her türlü sıkıntıda şimdiden suç duyurusu teşkil edecektir. Sitelerin çevresi az önce de bahsettiğim gibi yüksek ağaçların olduğu alanlardır. İnanmayan varsa beni arasın neresi olduğunu hemen göstereyim. Bu ağaçların dallarının yükseldiği yerlerde, hemen yanında yüksek gerilim hattı geçiyor. Bu yüksek gerilim hattında kaç değerde enerjinin olduğunu bizler bilmiyoruz ama siz çok iyi biliyorsunuz. Yüksek gerilim hattına yakın olan çam ağaçlarının dalları, benim modemi yaktığı gibi kuvvetli bir rüzgarda nereye değecek? Alın size bir üç bilinmeyenli denklem. Çözmesi size ait.
Öyle milletten şu kadar elektrik parası aldım. Bu zamların yapılması gerekiyordu. Bilmem neyin katkı payları gariplere giriyor sözleriyle artık gına gelen laflardan sıkıntı duyulmaya başlandı. Yapılması gereken çözümlenmeli işlerin bir an evvel engellemeyle olacaktır.
Şimdi vatandaş ağaçlar zarar veriyor diye kesmeye kalkıyor, aman ha yasak. Çünkü sen memleketin ormanını kesiyorsun. Hayır efendim, sadece budamaya çalışıyorum. Olmaz sakın ha. Peki nasıl olacak? Bize haber vereceksin dilekçe ile. Daha sonra bizim istediğimiz gün ve zamanda sizi arayacağız. Bizi bekleyeceksiniz. Gerekirse bizi aracınızla alacak, geri bırakacak, bize bakacaksınız. Tespit yapacağız. Bu tespitte eğer gerçekten sıkıntı varsa ilk defa il Müdürlüğüne, oradaki rapor ile Genel Müdürlüğe bildireceğiz falan filan. Bu zaman içinde rüzgardan dallar tellere değip istenmeyen bir hadise olur da yangın çıkarsa ne olacak? O zaman afet olur. Ya bu kadar basit mi bu düşünceler. Şimdi ben deyince kehanet oluyor öyle mi? Yazık ya böyle anlayış olamaz.
Rüzgarın kuvvetli esmesi sonucunda, dalların tellere değmesi ile yangının oluşma ihtimali çok yüksektir. Bir yerde çıkabilecek böyle bir yangının, sitenin tamamını perişan edecek konumdadır. Hatta burada yaz kış yaşayan insanların canları da tehlikededir. Bu tehlikenin çok ivedilikle kontrol altına alınması gereklidir. Vatandaş dalları kesemiyor. Zaten kesmeye kalksa bütçesi yetmez. Ki neden kessin. Kendi bahçesinde veya site bahçesinde değil, çevrede. Konutların yoğun olduğu bir bölgede, çok erken tutuşabilen kızıl çamların vereceği zararı kimse kurtaramaz. Ağaçlar kesilmesin ona karşıyım ama, yüksek gerilim hatlarına değen bölümler de insanlara zarar vermemesi için kesilsin beyler. Bu sizin göreviniz. Yoksa birinin canı yandığında sorumlusu sizler olacaksınız.