Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Yönetemezlik hayalleri...

  • 28 Mart 2018 Çarşamba


Bir sıradanı kral yapanlar köle olmaktan kurtulamaz.
Neden düştüm diye sorduğun zaman, düşmeyi önceleyen sürece bakman gerek.
Düşmek neden değil, bir sonuçtur; ancak kendisinden sonraki olayların nedeni olabilir.
Demokratik olmayan bir iktidar, yönetmekte zorlandığı zaman suçlamaya başlar. Bu gibi hallerde suçlayan iktidar olunca, suçsuzluğu kanıtlamak güçleşir.
Suçlamak güçlü olan haksızın, haklı olan zayıfa karşı uyguladığı yaygın bir taktiktir. Bu yöntem haksızların ve hukuk tanımazların haklılığına hükmeder(!)
Kurulu düzen, egemenlerin istem ve beklentilerini gerçeklerken; halktan kopuk ve giderek farklılaşan yaşantılarını güvenceye alır. Bu nedenle haklılık çok görece bir şeydir. Düzen, kurucularının veya bir biçimde ona el koyanların hizmetindedir ki; onlar, haksız iken bile onların haklılıklarına hükmeder(!)Bu hükmün yasallığı(hukuka uygunluğu değil) her koşulda güvenceye alınır. Böyle bir hukuk dışılığın iktidar olması; normal olanların, sıradanların ve hatta insanlığın kaybıdır!
Emeğine saygı duyduğum saygın insanların görüşlerini paylaşmayı bir toplumsal dayanışma olarak değerlendiririm. YRD. DOÇ. Deniz Yıldırım’dan kısa bir alıntı ve PROF. DR. İbrahim Kabaoğlu’nun kendi kitabından, faşizmi anlatan alıntıları paylaşmak istiyorum:
“Karşısındakileri siyasi rakip olarak değil, bir tür iç düşman olarak kodluyor.(Öğrenciler komünist, anarşist ve terörist olarak suçlanıyor)(…..)Baskıyı meşrulaştıran bir anlayış oluşturuyor.”(D. Yıldırım)
Karşısındakileri suçlarken kullandığı kodlar, toplumun büyük kesiminin peşin olarak suçlamalarına ve söz konusu kişilerin bir biçimde toplumdan temizlenmesine inanan kesimlerdir(!) Bu sağlıksız algı yönetimi bir biçimde toplumun azımsanmayacak bir kesimine egemen olur. Bu doğrultudaki eylem ve girişimler yasalarla korunup kollanır ve kurumlarca da desteklenirler.
İ. Kabaoğlu faşizmin belirgin özelliklerini sıralıyor:
1-Aşırı ırkçı ve milliyetçi bir yönetim anlayışı,
2-Sürekli olarak sanal düşmanlar yaratma,
3-Militarizmin yüceltilmesi.
4-İnsan haklarının aşağılanması, itibarsızlaştırma ve hor görme.
5-Cins ayrımcılığının yaygınlaştırılması.
6-K,itle iletişim araçlarının kontrolü, yönlendirici haberlerin tek merkezden üretilmesi.
7-Ulusal güvenlik takıntısı.
8-Dinsel yönetimle iç içe olmak. (Din yönlendirimli yönetim)
9-Her koşulda sermayenin korunması.
10-Emeğin baskı altına alınması ve kazanılmış hakların budanması.
11-Aydınların, sanatçıların ve bilim insanlarının itibarsızlaştırılması.
12-Suç yaratma ve cezalandırma ile kitleleri baskı altına alma.
13-İçi kof, kariyeri olmayan, liyakat sistemini hiçe sayan yandaş kayırmaları.
14-Yozlaşmada sınır tanımama.
15-Seçim hileleri ile abartılı sonuçlar yayınlama. (İ.Ö.Kabaoğlu. Anayasa Hukuku Dersleri,legal,12.B. 2017, s.101. 102)
Son söz: Kitleler sürüleştirilince güdülmesi kolay olur. Böyle bir dünya zenginler için cennet, yoksul dünyalılar için cehennem olur!