Gündüz Murgul

Tüm Yazıları


Yol

  • 01 Şubat 2018 Perşembe


Dilimize ve hayatımıza en çok karışan sözlerden biridir, yol.
Bozuk “yol” vardır. Uzun “yol” vardır. Dolambaçlı “yol” vardır. Karanlık “yol”, aydınlık “yol”, sarp “yol”, dik “yol”, iniş “yol”…
Salt “yol”u olmayan yerleşim merkezi değil, “yol”u olmayan iş de vardır. Ve de tek “yol”un değil, yolsuzluğun da türlü türlüsü vardır. Her cinsten insanın da yollusu ve yolsuzu vardır.
Bazı yollar çok işlektir. Bazı yollar vardır ki, kıyısında beklersiniz, tek yolcu göremezsiniz.
Dağ başlarında yolunuzu şaşırmışsınız. Tam o sırada öyle iyi insanlara rastlarsınız ki, işini gücünü bırakır, size şaşırdığınız yolu göstermekten kaçınmaz. Uygar bildiğiniz kentlerin ta göbek yerlerinde adres sorarsınız; tuttuğunuz, doğru bildiğiniz yoldan sizi çevirir, yolunuzu şaşırtmaya kalkarlar.
Bazı kimseler küçük yolların, bazıları da ana yolların düzelmesine çalışırlar.
Bazı kimseler kısa yolları, bazı kimseler uzun, bazı kimseler dik ve sarp; fakat doğru ve aydınlık yolları, bazı kimseler karanlık, dolambaçlı, bozuk ve yanlış yolları severler.
Şurası gerçektir ki, herkesin ayağı kendi yoluna alışıktır. Hatta bu, sade insanlarda değil, köpeklerde, kedilerde, sığırlarda, atlarda, eşeklerde ve birçok hayvanlarda bile böyledir.
Çoğu insan gittikleri yollara çabuk alışırlar da yolsuzluğu sevmezler. Salt insanlar değil, hayvanlar da böyledir.
Gönülleri, fikirleri göçebeleşmiş kimseler vardır ki, durmaksızın aynı yolda yürümekten hoşlanmazlar ve yolculuğa çabuk alışırlar. Böylesi durumlarda hayvanlar, insanlardan ayrılırlar.
Şimdi bu satırları okuyacak olanlar benim, meşhur 17-25 Aralık yolsuzluklarından söz edeceğimi sanırlar. Fakat ben kulak asılmayacak önerilerde bulunmaktan kaçındığım için, satırlarımı bir atasözümüzle bağlayacağım:
“Yolcu yolunda gerek!”