Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Yoksullarımız :

  • 11 Şubat 2018 Pazar


Meltem Yılmaz İstanbul’un yoksulları ile görüşüyor. İstanbul Türkiye nüfusunun 1/5 ini barındırıyor. İstanbul’daki insanların yaşantısı veya sorunları doğrudan veya dolaylı olarak ülkenin bütününü etkiliyor. İstanbul’da kendi kıyametini yaşayan insanların sayısı 4 milyona yaklaşıyor. Yaklaşık olarak ülke yoksullarının ¼ ü İstanbul’da yaşıyor.
“Resmi rakamlar, insanların artık en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale geldiklerini gösteriyor. Sadece İstanbul’da geçen yıl faturalarını ödeyemeyen 580 bin evin suyu, 493 bin evin de doğalgazı kesildi. Utandıran rakamlar Meclis’e taşındı.”
“Tabii çok alanda gelişme oldu. Hastaneler, yollar, köprüler yapıldı dediğiniz gibi. İcraat var tabii, ama parası olana. Zengin nimetlerden faydalanabiliyor, fakir iyice dibe vuruyor; çünkü yapılanların faturası, kullanacak gücümüz olmamasına rağmen bizden çıkıyor. Benim buradan kısa mesafeye gitmem bile masraf, hastaneye bir kez gitmem bile hiçbir şey olmasa da muayene, katkı payı derken belimi büküyor. Çocuklarımızı ancak çok ağırlaşırsa durumları ve para bulursak hastaneye götürebiliyoruz. Türkiye’de her zaman fakirlik vardı, her zaman fakir insanlar vardı, ama fakir şu son 5 yılda hissettiği kadar hiçbir zaman hissetmedi fakirliği.”
»Gelecekten umutlu musunuz, koşulların iyileşeceğine dair umudunuz var mı?
Var desem yalan olur. Eskiden köyde yaşarken hayvancılıkla uğraşıyorduk, çiftçilik yapıyorduk. Ama hayvancılık da bitti tarım da, o nedenle şehirde yaşamaya mahkûmuz. Bakın, bu ülkede zengin fakir arasındaki uçurum git gide açılıyor. Zengini daha zengin, fakiri daha fakir eden bir yönetim mevcut, fakiri ezen bir yönetim.”
“Kömür ve makarna için oy vermekle eleştiriliyorsunuz. Ne söylemek istersiniz?
Bir kömür bizim için o kadar önemli ki, bunu yaşamayan bilemez. Benim 10 liram yok kömür almaya, donayım mı, öleyim mi, çocuklarım ölsün mü?”
»Ama madalyonun diğer yüzü? Yolsuzluk iddiaları, Man adaları, gemiler, saraylar?
Ben de biliyorum, sizin dediğiniz gibi, madalyonun diğer yüzü olduğunu. Bize de tabii ki hiç hoş gelmiyor gördüklerimiz ve duyduklarımız. Ama ne yapabiliriz, söyler misiniz, mecburuz biz. AKP’ye oy vermezsek, başka bir partiye oy versek o zaman bu yardımlar da olmayacak, o durumda ne yapacağız?”
.Yoksulların Meltem’e verdikleri yanıtlarda anahtar cümleler var:“ Zengin nimetlerden faydalanabiliyor, fakir iyice dibe vuruyor; çünkü yapılanların faturası, kullanacak gücümüz olmamasına rağmen bizden çıkıyor.” “Eskiden köyde yaşarken hayvancılıkla uğraşıyorduk, çiftçilik yapıyorduk. Ama hayvancılık da bitti tarım da, o nedenle şehirde yaşamaya mahkûmuz.”
“Benim 10 liram yok kömür almaya, donayım mı, öleyim mi, çocuklarım ölsün mü?”
“AKP’ye oy vermezsek, başka bir partiye oy versek o zaman bu yardımlar da olmayacak, o durumda ne yapacağız?”
Bu saptamalardan çıkan sonuçları ben muhalifim diyenlerin çok iyi değerlendirerek çözümlerde yoğunlaşmaları gerekir. Çözüm için birkaç öneri:
!- Kişilere güven ve güvence vermek için çözüm üretmelerini sağlamak.
2-Muhalif olanlar mevcut düzenin ezdiği kişilerdir; bu nedenle, DÜZENE KARŞI SÖYLEMLER GELİŞTİRMEK.
3- Birlikteliğin, çaresizlikleri aşacak tek yol olduğunu kavratarak benimsetmek.