Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Yoğunluk, Basitliğin İçinde Gizlidir

  • 16 Nisan 2018 Pazartesi


Aydınlanma çağının kapısını aralayan ünlü filozof Descartes ne demiş?
- Düşünüyorum, o halde varım.
Herkesin bildiği üzere, akılcılığın kökeninde yer alıyor bu cümle.
Bir diğer şakacı düşünür de eklemiş:
- Varsanız, o halde okuyun!
Ne kadar da basit değil mi?
Hayır değil.
Aslında en güçlü yoğunluk, basitliğin içinde gizlidir.
İki basit cümlenin sonucunda gelinen yer: Düşünmek + varlık + okumak…
Haydi, sürükleyin yaşamınızı bu üç basit [ve yoğun] öğenin ardından… Kolay gelsin!
Alın size bir tespit daha:
- Düşünür, her şeyden önce “dogma”ları kendi düşünce süzgecinden geçirmek üzere aklın gümrüğüne tabi kılan kişidir.
Ayrıca düşünmek, ciddi ve tedavisi olanaksız olan bir bağımlılıktır.
İnsan bir kez düşünme ediniminin içine aklını bulaştırdı mı, artık kolay kolay bu çabanın dışına çıkamayacağını fark eder.
Bu bir kader midir?
Hayır, bilinçli bir seçim.
Düşünmeden kabul etme ve “ön” yargıların içinde yüzmek, aklın rahlesine yerleştirilmiş alelade bir uyuşturucudan başka bir şey değildir.
Sorgulama yöntemini yaşam pratiğinin merkezine yerleştiren insan, bir süre sonra bunun [kendiliğinden] bir yaşama biçimi haline geldiğini ve dışarıdan ise, “kişilik” olarak algılandığını görür ve kabullenir.
Ama bu bir ön/kabul değildir.
Kolayca hissedilebileceği gibi, yaşa

mın pratiği içinde dökülen alın teri ve süreklilik taşıyan inatçı bir emeğin ortaya çıkardığı yüksek bir “değer”dir.
Evet düşünürlük, insanlığın tavan arasına ulaşmış bir yüksekliktir.
Belleğimizin ambarında çok sayıda maske mevcuttur.
Bu maskeler, insan olma süreci içinde bize dışarıdan etki eden kişilerin benliğimizde bıraktıkları tortularından oluşmaktadır. Ancak yetkin bir insan, bu kişileri de kendisi seçer…
Sonuç olarak “kişi”, kendisini etkileyen kişileri, yine kendi düşünce süreci içinde belirleyip-seçerek, onların bırakacağı tortularından değişik ve birbirinden farklı öğeler oluşturur. İşte aydın-kişilik denen şey, bu öğelerin yarattığı zenginlik ve belirlediği yetkin kişilerin bu sürece zaman zaman yaptıkları bilinçli müdahalelerin yarattığı sıcak kavga ortamında oluşur.
Kolayca anlaşılacağı üzere, düşünmenin sınırı, ucu, sonu ve sansürü yoktur.
Ama engelleri çoktur.
Ve bu engeller de, sanıldığının aksine çoğu kez dışarıdan dayatılan bir unsur değil, tam tersine, insanın içine sinerek fırsat kollayan tembellik, korkaklık ve kişiliksizlikten ibarettir…

@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com