Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Yine… Feodal Kültür Üzerine

  • 02 Şubat 2019 Cumartesi


Şöyle ya da böyle, ama mutlaka: Hizipçiliğe karşı mücadele etmek zorundayız. Buna mecburuz.
Çünkü toplumculuğun içine kişiselliği yerleştiren temel hastalık budur…
Kişisel beklenti umudu ile yola çıkarak toplumsal dayanışmanın belini kıran bu sayrılıktır.
Hizipçilik, birlikteliği, omuz omuza olmayı sırtından hançerleyen keskin bir bıçaktır!
Hizipçilik, insanları kullanarak, onların üzerinden siyaset yapma meşgalesidir.
Kullanma faaliyeti, kullanılan insanların düşüncelerini ve “oy”larını ipotek altına alma yöntemi ile gerçekleştirilir.
“Benim 20 oyum var”
“Cebimde 40 oy saklıyorum”
Siyasi çıkar pazarlıklarında kotaya deklare edilen sermaye budur.
Bu sermayeyle oynanır siyaset borsasında.
Bu birikimle pey sürülür kumar masasında…
Bu söylemin ve bu pazarlıkların “Benim beş köyüm var” siyasetçiliğinden ne farkı vardır?
Soğukkanlı ve tarafsız bir bakışla sorgulamalıyız bu meseleyi?
Feodal kalıntı olarak adlandırılan bir tavır değil midir, sürdürülen siyasetin merkezindeki yöntem?
Hatta kalıntı bile değil, bizzat/apaçık/düpedüz feodal kültür…
Oysa bizler neyi savunuyoruz?
Neyi savunmak durumundayız?
Bu ülkede neyin inşa edilmesi mücadelesini veriyoruz?
Katılımcı demokrasinin.
Özgür iradenin.
Bireysel sorgulama yönteminin.
Kişilere ve kişilik haklarına saygı kültürünün…
Ve işte büyük çelişki de zaten bu noktadadır:
Saydığımız bu ilkeleri egemen kılma mücadelesi vermemiz gerekirken… Sıraladığımız çağdaş değerleri ülkemizin siyasal/sosyal ve kültürel yapılanmasına inşa etmemiz gerekirken… [Ne yazık ki] Sırtımızı uygar dünyaya dönüyor ve feodal kültürün içine gömülüyoruz!
İşte bu çelişkidir sürekli olarak altını çizmek istediğimiz şey…
Kimse alınmamalıdır. Hiç kimseyle bir alıp-vermediğimiz yoktur; asla yoktur…
Dürüst bir tavır içinde olup/bitenler sorgulanmalıdır. Tüm çabamız bu yöndedir.
Ve her er-kişi şu soruyu kendisine sormalıdır: İnsanların düşüncelerini ipotek altına alıyor muyum; almıyor muyum?
Ya da insanların benim düşüncelerimi [şu ya da bu gerekçeyi ileri sürerek] kullanmalarına izin veriyor muyum; vermiyor muyum?
Kendi irademe, kendi oyuma, kendi tercihime gerçekten ben mi egemenim? Yoksa bu konudaki egemenliğimi bir ölçüde birilerine mi teslim ettim?
Dürüst, soğukkanlı, objektif bir bakış açısıyla bu sorgulamayı yapmak katılımcı demokrasi yolundaki ilk adımımız olacaktır.
Sadece bize özgü olması gereken kişilik haklarımızın özgürce savunulması hamlesinin bir parçası olacaktır.

@farukhaksal42
farukhaksal@gmail.com
www.akceder.com
www.haksal.av.tr