Selma Erdal

Tüm Yazıları


Yerel Yönetimler

  • 03 Kasım 2018 Cumartesi


Eğer küreselleşmenin olumsuzlukları üzerine kaygılarımız varsa...Bizler de "küreselleşmenin amacı ulus devleti parçalamakdır" gibi önyargılar edinmişsek...Son yıllarda ulus devlete özgü yönetim biçimi olan MERKEZİ YÖNETİM anlayışının eleştirilmesine, buna karşı seçenek olarak yerel yönetimlerin giderek öne çıkarılmasına kuşkuyla bakabiliriz.Dolayısıyla Machiavelli'nin BÖL ve YÖNET buyruğuyla, küreselleşme söyleminin en birinci ilkesinin belirlendiğini bile dile getirebiliriz. Yerel yönetimler üzerinde; eyalet düşlerini görenler, federe devlet-çik-ler kurmaya kalkışanların varlığı bağlamında...Kuşkusuz bilimsel ortamda sözlerimizin hoşgörülmesini ve onaylanmasını beklemek ussal bir davranış olamaz. Çünkü "bilim insanı" titri, ünvanı,adı, sanı taşıyan pek çok adam ve madam yıllardır ulus devleti çökertmek isteyenler için çalışırken, biz kimiz ki bu çabalara aykırı sözler söyleyelim?...Ama yine de küreselleşme kendi geleceği ve güvenliği için artık yılanın tek başlı olmasını istemiyor diyebiliriz.Bilindiği gibi geleneksel yönetim anlayışında; yılan tek başlıdır,bir diğer deyişle tepede "tek adam" vardır, o ne derse odur...
Bu bağlamda küreselleşme kavramının en kabaca tanımını yaparsak; kısaca "sınırların kalkması" demekdir küreselleşme...Örneğin; Suudi katillerin,Türkün ülkesinde bir insanı paramparça edip, cinayet işleyip, çekip gitmesidir küreselleşme...Sınır, mekan, zaman kavramlarını tanımaz küreselleşme...Sana sormadan, senin sınırlarını zorlar, hesap sorarsan seni horlar, daha da ileri gidersen asit kazanların da bile buharlaştırabilir bedenini...Velhasıl küreselleşme; petro-doların efendiliğidir... Hiç aldırmaz kim baskın, kim şaşkın; sınırları tanımdan dünyanın genelinde sürdürür egemenliğini...
Küreselleşme kavramını şöyle koyarsak bir yana..Dönelim YÖNETİM kavramına...Yönetim kavramı üzerine birkaç sözle tartışmamızı açarsak, en geniş anlamıyla yönetimi; belli bir amacı gerçekleştirmeye yönelik bir uğraş, bir iş olarak tanımlayabiliriz.Bununa birlikte YÖNETİM; aynı zamanda bu uğraşı yürüten aygıtı, örgütü, onun çalışanlarını anlatır.Bir ülkede yaşayan tüm insanların oluşturduğu topluluk ULUS olarak tanımlanır. DEVLET bu en büyük insan topluluğunun örgütüdür.Ülkenin sınırları içinde kalan coğrafyada yaşayan insanlar ulus içinde alt topluluklar oluştururlar. Ulusal kamu işlerinin yanında, bunların yalnız kendilerini ilgilendiren kamu işleri de vardır. Bu topluluklar kendilerini ilgilendiren kamu işlerini yerine getirmek üzere ülke genelinde değil de, daha küçük ölçekde bir coğrafyada bir kamu yönetimi örgütlerler. Bunlara da YEREL YÖNETİM denir ve bu coğrafyaya ilişkin kamu işleri devlet ile yerel yönetim arasında bölüşülür.Bir başka deyişle tüm ulusu ilgilendiren işleri devlet, yerel nitelik sunan ve yalnız o yöre halkını ilgilenidiren işleri de yerel yönetim üstlenir. Bazı işlerin ulusal niteliği dolayısıyla devletçe yükenileceği açıktır; Milli Savunma ve Diplomasi gibi...Bazı işlerin de yalnızca yerel yönetimce üstlenilmesi daha uygundur örneğin; o beldenin sokaklarının süpürülmesi gibi...Bununla birlikte kamu işlerinin ulusal ya da yerel niteliği o kadar açık ve kesin değildir. Duruma göre bunları devlet ya da yerel yönetim üstlenir. Örneğin; büyükşehir belediyesi ya da daha Tükçe söyleyişle anakent yerel yönetim yapısında olmayan yerel yönetimlerce sunulamayan hizmetlerden içmesuyu, kanalizasyon gibi altyapı hizmletlerini devletin yüklenmesi...Açarsak; ASKİ, İSKİ, BUSKİ, İZKİ gibi yapılanmaları oluşturacak büyüklüğe henüz ulaşmamış yerel yönetimler adına Merkezi Yönetim'in İller Bankası kurumu aracılığıyla yerel nitelikdeki içmesu, kanalizasyon işlerini yüklenmesi bu tür uygulamalara verilecek bir örnekdir.Devlet hangi işleri kendi üzerine alacağını, hangi işleri yerel yönetime bırakacağını belirler. İşte ülkenin büyüklüğüne, siyasal yapısına, yönetimin geleneklerine göre bu bölüşüm yapılır.
Anayasamız; yerel nitelkdeki kamu hizmetlerinin, organları seçimle oluşturulan yerel yönetimlerce yerine getirilmesini öngörmektedir. Dolayısyla Mart 2019 geldiğinde; bir kez daha yerel yönetimler için seçim sandıkları kurulacakdır bu ülkede...Bu bağlamda şu soruya yanıt arayabiliriz:-Hangi gereksinimler ve hizmetler yereldir?...Yararının yayılma alanı o coğrafya bölümü içinde kalan hizmetler yereldir. Bir başka deyişle; sözkonusu bir hizmetin ekonomik bakımdan, o büyüklükde bir coğrafya alanı içinde yapılabilecek nitelikde olmasıdır. Teknik ve ekonomik olarak o coğrafya alanında örgütlenebilen ve yalnız o yörede yaşayanların yararlanacağı hizmet yereldir.Örneğin; kent içinde otobüs işletilmesi bu nitelikdedir. Çünkü hizmetden yalnız o kent halkı yararlanır ve bu hizmet ekonomik ve teknik olarak belde ölçeğinde örgütlenebilir. Ama kentler arası karayollarının yapımı yalnız bir kent ölçeğinde örgütlenemeyeceği gibi, yararının yayılma alanı da bir kent ölçeğini aşar.
Sonuç olarak yerel yönetimler; belirli bir coğrafya alanında ülkede yaşayan halkın ortak gereksinimlerini karşılamak üzere kurulmuş ve genel karar organları o yörenin halkı tarafından seçilen kamu tüzel kişleridir.İşleri yöneteceklerin; yerel halkça seçilmesi yerel özelliği sağlamanın en iyi yoldudur. Dolayısıyla yerel yönetimlere aday olanların; yerel halka hizmet edeceğinin bilinciyle yola çıkması gerekir. Onları "gelecekde kendi çıkarları için kullanma amacıyla" destekleyenlerin isteklerini yerine getirmek için değil...Yerel yönetimlere aday olanların, yerel halka hizmet sunmaya istekli olanların; bazı kişilerin "özel yararı" için değil, yerel halkın "kamusal yararı" için iş başına geleceğine yönelik öncelikle kendi,kendilerine söz vermeleri gerekir.Didim'de her gün aday adaylığını duyuran başkan adaylarını izledikçe; acaba içlerinde gerçek anlamda kamusal yarar ilkesini gözetenler var mıdır ki diye sorgulamadan duramıyor insan...Seçeceğiz ve göreceğiz...Köprüyü geçdikden sonrasında neler olacağını...Hep birlikte göreceğiz...