Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Yeni Yılda İşçi Memur ne olacak

  • 29 Aralık 2018 Cumartesi


Ben bunu okurlarıma nasıl açıklarım. Yeni belirlenen enflasyon oranı içler acısı.Bu bilgileri veren kurum Devletin kurumu. Benim düşüncem veya uydurmam değil. Her şey ortada. Gelelim şimdi aradaki uçurumun başına.

Uçurumun bir adı da yar diye geçer lügatte. Yar’ın bir anlamı da sevgili anlamına gelmektedir. Kullanım yerine göre değişen bir kelimedir. Türkçe’nin lastikli anlamlara gelişi sonucunda bu uçurumun, zamları uygulayana göre sevgili, kullanacak olan dar gelirliye göre ise uçurum olarak algılandığı ortada.
Bir konu hakkında yapılacak fikir konusunda ilk olarak mantık aramak gerekiyor. İşin mantığı sizce ne olabilir diye sormak gerekir. Bence işin özünde mantık kalmamış. Nedenine gelince, yıllık enflasyonun çift rakamlı oranına göre, verilen zammın oranı ile enflasyon arasındaki farkın dar gelirlinin cebinden çıkacağının kanıtı değil mi? Verilen zam açık bir şekilde yansıdı. Sadece % 5,69. Aradaki fark olarak gözüken % 6,23 farkın işçi ve memur emeklilerinin cebinden çıktığının kanıtıdır.
Yani memur ve işçi emeklileri 2018 yılında yaptıkları harcamalarını % 6,23 oranında daha az yapacaklar. Kemerlerin altı delik daha geriye çekilmesinin anlamıdır bu. Dar gelirli olarak yeni yılda yapması gereken harcamalar için şöyle bir fikir yürütmekte yarar var. Her ay aracına dolduracağı yakıt için bir depo daha az almak zorunda kalacak. Ekmeğinden her gün bir ekmek feragat edecek. Un ve şeker kullanımını kısıtlayacak. Çocuklarının eğitiminde sadece iki çocuğunu okutabilecek. Üç çocuk vaadiyle dünyaya getirilen üçüncü çocuk cahil cühelan bırakılacak. Pazar masraflarından her ay en az elli lira daha az harcayacak. Sosyal harcamaları tamamen kesilecek ve sosyal hayatını, kafasını örümcek ağına çeviren televizyonlarda daha fazla harcama şansını yakalayacak. Ön önemlisi her ay vergisini daha fazla ödeyecek.
Bunun önüne geçmesinin tek yönü değişik konumlarda karşısına gelecek. Birincisi evimi nasıl geçindiririm düşüncesiyle ya kalp hastası olup sıkıntıya düşecek, ya da sadece ekmek ve çorbaya muhtaç kalacak. İkincisi ise, demeye gerek yok. Ümmetçiliğin en önemli unsuru, okumadan uzak, kemerlerin tam sıkıldığı, sosyal hakların kısıtlandığı, haklarını aradığında başına balyozun indiği bir ortam karşısında duracak. Zaten kapitalist rejimlerin en önde giden unsurlarından biri de bu zaten. Peki sonu nereye gider diye düşünenlere cevabım, o sizin tasarrufunuzda. Beni asla ilgilendirmiyor.