Selma Erdal

Tüm Yazıları


Yazık Etmeyin Didim'e!..

  • 19 Temmuz 2019 Cuma


Gençler sürekli kendilerinden önceki nesilleri suçlar; beceriksizlikle, başarısızlıkla... Ve her bozuk düzenin sorumlusu, bir önceki nesildir onlara göre...Nereden mi biliyorum?... Bugünün gençlerini izliyorum ama onlardan öncesinde aynı yargıları bizler de taşımıştık "büyüklerimize ilişkin benzeri yakınmalarla", işte oradan biliyorum.Bizim nesil; 60'larda çocuk, 70'lerde ergen, 80'lerde genç, 90'larda yetişkin olan nesil... Çoğunluğumuz Resmi İdeoloji'nin önerdiği ve öğrettiği gibi Atatürkçü ve Cumhuriyetçi olarak yetiştirildik, yetiştik. Olgunluk çağımıza gelmiş olsak da ATATÜRKÇÜLÜK'den hiç ödün vermedik, aydınlıktan geri dönmedik.Tüm çağdaşlarımız, yaşdaşlarımız; bütünüyle bizler gibi miydi?.. Kuşkusuz hayır...Çünkü Osmanlı'dan beri süregelen ikili yapı (düalizm) nedeniyle; bizler gibi ATATÜRK İLKE ve DEVRİMLERİ'ne bağlı olanların yanı sıra, karşıt olanlar da vardı Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları arasında... Ve Kurtuluş Savaşımız'da Ölümsüz Başkomutanımız Mustafa Kemal ve Arkadaşları'nın öncülüğünde topraklarımızdan kovulmuş olanlar, ne yazık ki aydınlığa karşıt olanlarla geldiler sürekli biraraya, bu ülkeyi bir kez daha bırakmak için yaya...Bu ülkede gerçekleşen doğrularla, yanlışlar nedeniyle; yurtseverlerle, işbirlikçiler çatıştılar. Şunun şurasında 100. yaşını kutlayacak olan devletimizin kuruluşundan, bugünümüze kadar durmaksızın çatıştılar. Ne mutluyuz ki içten ve dıştan yapılan onca saldırıya karşın; yıkamadılar ATATÜRKÜN TÜRKİYESİ'ni...Ama bıkmadan, usanmadan, daha da saldırganca; uğraşıyorlar sürekli...Ve sanki ülke genelinde ve yerelde siyaseti de bu amaçla yapıyorlar bilerek ya da bilmeyerek... Çünkü onlar siyasete; BAL TUTAN PARMAĞINI YALAR anlayışıyla katılıyorlar.Bu ülkede, özellikle de küçük yerleşmelerde; siyasete katılanlar yüce bir amaç/ideal/ülkü için değil de yalnızca ve yalnızca kişisel çıkarları için, kendilerine rant elde etmek için yapıyorlar siyaseti...Ve seçim dönemlerinde halkın karşısına çıkıyorlar; sözler veriyorlar, öncelikle hak için ve halk için siyaset yapacaklarına ilişkin Tanrı üzerine yeminler ediyorlar. Herşey seçim öncesinde kalıyor; köprü geçilene, sandıklar açılana kadar verilen sözlerin geçerlilik süresi...Yalnızca siyasal partiler mi?... Tüm baskı gurupları, meslek odaları, gönüllü-gönülsüz dernekler,barolar... Bir başka söyleyişle; kentin dinamikleri...Çünkü bir bakıyorsunuz ki kentin dinamikleri, kentin dinamitlerine dönüşmüş; özel çıkarlar öne geçince, kamusal yarar ilkesi unutulmuş.Oysa kentin dinamikleri; alır götürür, ileriye, daha ileriye taşır o kenti... Kentin ve kentlinin gelişmesi için, gönenci için özveriyle çalışır. Buna karşın dinamitler; yok eder, kirletir, geriletir, batırır, bitirir, çökertir.
Didim'de Organize Sanayi Bölgesi tartışmalarının yaşandığı şu son günlerde; Didim ve Didimli bir oldu bitti ile karşı karşıya bilindiği gibi...Halk; Didim'e OSB istiyor mu diye sorulmadan, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) Raporları hazırlanmadan, neler oluyor ve ne kararlar alınıyor böyle tepeden inme?...Ve yıllardan beri...Ahtapotun kolları; uzanıyor, sarıyor, sıkıyor, boğuyor kentleri ve bitiriyor kentlerin yaşanabilirlik özelliklerini... Ne yazık ki sıra Didim'e de geldi. Yokediciler, vandallar; yeniden işbaşında...Şu Didim; yalnızca yerel gezgin için değil, yabancı gezgin için de önemli, değerli... Ama Didim'e sanayileşme saldırısı başlarsa, o durumda buralarda kim kalır ki?...Didim'e doğası, havası, tarihi için gelenler; OSB'nın olumsuz dışsalıkları sonucunda, yaşanabilir özelliklerini yitirecek olan bu şirin beldeyi terk etmezler mi?...Ülkede yaşanan sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik bozulma ve kirlenme nedeniyle; her geçen günle birlikte, Didim'den giden yabancıların olduğ bilinen bir gerçek. Bu kez de OSB'nin Didim'e konuşlandırılmasının ardından başlayan kirliliği gördükçe bir daha dönmemek üzere gitmezler mi başka ülkelere?... Doğası kirletilmemiş, "sanayileşme uğruna" turizmi darbe yememiş, üstelik de sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik anlamda daha da gelişmiş ülkeleri seçmezler mi?...Yıllardır Didim'de yabancı gezginler için yapılmış olan onca yatırım da atıl kalır, boşa gider. Öncelikle Turizm'den ekmek yiyen Didim'in ekonomisi batar. Sonrasında da yoksulluk; Didim'in üzerine karabasan gibi çöker.Bu kentin dinamiklerini oluşturan baylar ve bayanlar; ister siyasal partilerde, ister derneklerde, ister meslek odalarında ya da baroda etkili, yetkili ve de söz sahibi olun, ama öncelikle Didim'e ve Didimli'ye karşı vicdanlı olun!...Didim'i de yitirilmiş kentler arasında bir yere koymak adına; bu topraklara OSB konuşlandırmak gibi usdışı girişimlerde bulunmayın ya da bulunanların yanında olmayın!... Halkın sesini duyun, sözünü dinleyin!... Bu ülkede ne genelde, ne de yerelde demokrasi yok diyenleri; sevindirmeyin ve doğa düşmanlarının, paraya doymazların ekmeğine bal, kaymak sürmeyin!...OSB ile; Didim'in geleceğini karartmayın!... Ne olur yazık etmeyin Didim'e!...