Selma Erdal

Tüm Yazıları


Yazık, Çok Yazık!...

  • 19 Temmuz 2019 Cuma


Her gün Ege ve Akdeniz kıyılarından orman yangını duyumları geliyor. Yaka, yaka bitiremediler ormanları... Ve doymadılar kondurmaya; yanan orman alanlarına çok yıldızlı otelleri ya da varsıllara pazarlayacakları villaları...Oysa dünlerde halkın değerler sıralamasında; ülke toprakları gibi korunması gereken alanlardı ormanlar... Üstelik bu topraklarda yaşayan halk; ormanları çok sever... Ağaçlarını korur, ona övgüler düzer…Filizleri yemesinler diye, keçileri salmaz...Servetleri tükenmesin diye ellerine baltaları almazdı. Çünkü bu halk; “yaş kesenin, başın keserim” diyen Fatih’in torunları,doğan bebesi için fidan diken Anayurt Anadolu’nun çocuklarıydı. Ne oldu böyle bu ülkenin o güzel halkına, ormanlarını seven, koruyan yurttaşlarına?... Her şey böyle mutlulukla gülerken yüzlerine... Neden baltalı adamlar dadandı ülkenin dağlarına, düzlerine?...
Önceleri gizliden, gizliye kesilen ağaçlar... Yuvasız kalan kurtlar, kuşlar... Kesilen ağaçların yerinde mantar gibi bir gecede çıkan gecekondular... Ardından doğada bozulan dengeler, kesilen yağmurlar... Yaz ayları geldiğinde de nedensiz başlayan yangınlar; çıra gibi yanan ormanlar... Yok edilen ormanların yerinde bu kez de yükselen çok katlı yapılar ve bu yapılar nedeniyle paraları cebine atarken ağaoğlu gibi adamlar; halkın gözünün içine baka, baka "işte orman" diye haykırdılar.
Ve...Ormanların yok edilmesi yetmezmiş gibi, dere yataklarının yapılaşmaya açılması sonucunda can ve mal kayıpları... Üstelik bu yapılaşmaya izin veren yetkililerin nedense hiç sorgulanmaz ve kınanmaz bu akıl dışı kusurları, ayıpları...
Ve de OSB'ler...60'lı yıllarda Demirel'in iktidara gelişiyle hızlanan sanayileşme girişimleri nedeniyle bereketli tarım topraklarının üzerine kondurulan Organize Sanayi Bölgeleri... Günümüzde yaşanan tarımsal yetersizliğin, hayvancılığın tetikleyicisi...Kolay para nedeniyle gözü dönenlerin çoğaldıkça sayısı, birileri daha da varsıllaşırken, yoksullaşan kırsal kökenli halk... Önce Marmara'daki ovalar talan edildi,tarım toprakları sanayileşme uğruna kirletildi, yer altı suları kurutuldu... Trakya, İç Anadolu ovaları yok edilirken, "yedi küpeli gelin" olarak adlandırılan GAP Ovası'na tüm kaynaklar aktarıldı, ama her nedense ülke avuç açmak durumunda kaldı yabanın ürettiklerine... Neler olup, bitiyor; onca yıldan beri kimseler henüz hiçbir şey anlayamadı?...Ve o kirli eller; sonunda uzandı Didim'e...Tarım ve turizm işkollarından halkının geçimini sağlayan Didim'e... En sonunda Organize Sanayi Bölgesi gerekçesiyle katliam sırası geldi Didim'e...Son günlerde "sözde" herkesin karşı çıktığı OSB oluşumu, meğer almış yürümüş, gelmiş gerçekleşme aşamasına... Meğer günlerdir havanda su dövüp, halkı ayakta uyutuyorlarmış. Kimi, kime şikayet edersin?... Kime, kimden yakınırsın?...
Yazık ki çok yazık... Didim'i de bitirmeye, talan etmeye çoktan başlamışlar da... Dostlar alış-verişte görsün göz boyamalarıymış bunca gösterili, bunca tantanalı toplantılar.Yok mu bu kentte hukukçular?...Neden Didim'in ve Didimli'nin hakkını aramak için eyleme geçmezler?...Ve siyasal partiler...Didim'in ve Didimli'nin yazgısında; OSB yapılması nedeniyle ortaya çıkacak olumsuz dışsallıklar ki onlar elbette ki çevre sorunları... İşte bu çevre sorunları; partiler üstü bir konudur, yurt savunması gibi... Bütün siyasal partilerin birlikte eyleme geçip; bu oluşumu engellemesi, önlemesi gerekirken... Anlaşılan odur ki tüm siyasal partililer rant paylaşımı için elele verip, eyleme geçmişler kamusal yarar yerine, özel çıkarları için...Ne diyelim?...Yiyin baylar, bayanlar; yiyin, bitirin, talan edin ülkenin tüm topraklarını... Gün gelip aç kaldığınızda da birbirinizi yersiniz !... Değerli kardeşim, yürekli kardeşim Ergun Korkmaz ; bunca açgözlü utanmaz karşısında ne Didim'in doğasını, ne de Didim halkının geleceğini düşünen olmayınca... Özverili çabalarıyla dile getirdikçe Didim'e yapılmakta olan bu kötülüğü; açacak mı birilerinin gözünü acaba, birilerinin vicdanları sızlayacak mı acaba biz ne yapıyoruz bu kente diye?... Gösteri yapmaya gelince; herkes çevre dostu, doğa dostu, Didim'deki sürdürülebilir yaşamı korumaktan yana... Ama uygulamada hepsinin ortak paydası; Didim'den sağlayacakları rant... Ve belli ki parti ayrımı yapılmaksızın "etkili olması gereken kim varsa" her birisi; siyaseti kasalarını doldurmak amacıyla yapıyorlar ki Didim'in yok oluşuna sessiz kalıyorlar. Hepsinden geçtim de... Hani herşey çok güzel olacakdı?... Hani Didim'e bahar gelecekdi?... Bu sözleri verenler; sizler, evet sizler...Yoksa kişisel çıkarlarınız; partinizin ideallerinden çok daha mı önemli ve öncelikli?... Ki Didim'i Cehennem'e dönüştürecek bir girişime karşı çıkmıyorsunuz.Yazıklar olsun!....