Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Yaşamın açmazları:

  • 04 Kasım 2018 Pazar


Her varlığın öncelikli talebi güvenli biçimde varlık sürdürme istemidir. Varlıklar bu istemlerini olanakları ölçüsünde kendilerinin dışında olan fakat doğada yaşamı paylaştıkları öteki varlıklara iletirler. Bu yaşama tutunma taleplerinin ne ölçüde algılandığını, tanığı olduğumuz olumsuz sonuçlarla onu anlayanlara iletilmektedir. Var olma ve varlık sürdürme yaşamın tartışılamaz ön koşullarındandır. Demokratiklikten uzaklaştıkça güvenlik daha bir önem kazanır. Yasalar, kurumlar ve kurallar yaşam güvencesi olarak algılanmalıdır.
GÜVENLİK ve GÜVENSİZLİK…
“Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araması Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapan Yönetmelik Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayıyla Resmi Gazete’de yayımlandı ve yürürlüğe girdi. Bununla, 2000 yılında yürürlüğe giren yönetmeliğin kapsamı genişletilirken Cumhurbaşkanı’nın bu alandaki yetkileri artırıldı.”

“Yurttaşların yargı kararı olmadan kamu görevinden men edilmesine neden olan uygulamada dikkat çekici değişikliklerin başında, “yıkıcı ve bölücü” faaliyet geldi. Yönetmelikte bu tanım, “Devletin bütünlüğünü bozmayı, Cumhuriyet’in varlığını tehlikeye düşürmeyi, temel hak ve hürriyetleri yok etmeyi hedefleyen faaliyetleri, terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmayı, bu örgütlere yardım etmeyi, kamu imkan ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmayı ya da kullandırmayı, bu örgütlerin propagandasını yapmayı...” olarak yer aldı.
TANIMLAR ve KAVRAMLAR.
Tanım: Objenin olabildiğince tüm özelliklerini yansıtan en net görüntü veren bir resimdir.
Kavram: Bulunduğu koşullar içinde, tutarlılığı, doğruluğu ve geçerliği kabul edilen içeriktir.
Tanım ve kavramlar bilimselliğin olduğu gibi, tutarlılığın da ön koşuludur. Sınırları belirlenmemiş içerikler her zaman sorunlara neden olabilir.
Bir toplum en iyi ve tutarlı olarak kendi dilinde konuşup anlaşabilir. Bunun için tanım ve kavramlardan aynı şeyleri anlamak ön koşuldur. Ana dilde yabancı dille konuşarak anlaşmak olası değil.
ALDATANLAR.
Egemen din, yaşamın her alanını ve tüm yaşantıları işgal ederek tutsak almak ister.
Din adına işlenen suçların sorumluluğunu(burada suçlanan din değil, dini çıkarı için kullanan dincilerdir) yaratana havale etme sorumsuzluğu içinde olan yığınlar var. İnanca ilişkin ritüeller her koşulda yapılması gerekenlerdir. Bu ritüellerden hiç kimse hiçbir koşulda rahatsız olamayacağı düşüncesi hakimdir. Kaskatı ve esnekliği olmayan taşlaşmış bir inançla devingen bir yaşamda uyumsuzluklarını sürdürmek isterler. Herkesin inanmasını ister. Tüm inananların kendisi gibi inanmasını ister. Saygı duymadığı öteki inançların da kendi inancına saygı duymasını ister. Kendi inancını her açıdan öteki inançlardan üstün görür. Yani, saplantılı ve hastalıklı bir inanç sahibidir(!) Farklılıkları kabul etmez ve onların varlığına tahammülü yoktur!
Kanatırlar gülümsemesini sevdanın,
Bağrına taş basar yaslı çiçekler…
Dökülür yorgun yürekler dallardan,
Erken sararmış yapraklarla yerlere!