Selma Erdal

Tüm Yazıları


Yaşamak İçin

  • 06 Nisan 2020 Pazartesi



Tanrı,Big Brother, Deep Blue yetmezmiş gibi; bir de TEK ADAM baskısı... Sanki Çin işkencesi, sanki Filistin askısı...Diye yakınırken; doğa/yazgı/fıtrat/kader ya da çevresel bozulma dedi ki insanlara:- Alın size Covid19, sayemde İmamı/Pazpazı/Hahamı buldunuz !...
Birisine KÖLE desen; öfkelenir. ROBOT desen havalara girer. Oysa Robot; KÖLE demekmiş Romence'de... Bunlar hepsi çok eskidendi, şimdilerde kurbanlık koyunlardan beteriz Covid 19'un pençesinde...

İşte bu nedenle güzel sözler söylemeli, güzel duygular taşımalı; peşimizde gezen Ölüm Meleği'ne karşı dik duruşlar sergilenmeli...Ve evde kalıp, sokaklarda gezmemeli de dinleyen kim?...Sözüm ona 60 yaş üstü yurttaşlara sokağa çıkmak yasak ama ne yazık ki yasaklılar fink atıyor sokaklarda... Sorarsanız "neden sokaklardasınız?" diye, savunmaları da hazır "sağlıklı olmak için yürüyoruz" biçiminde... Oysa yaşamları boyunca spor şöyle dursun; sallana, sallana vitrin bakmak için bile yürümemişler sokaklarda... Öylesine belli ki koca popolarının ağırlığıyla "skoda" olarak tanımlanan bacak yapılarıyla... Ama yine de her gün geçiyorlar evimizin önünden aldırmadan kurallara, aldırmadan 60 üstü yaşlarına ve aklaşan saçlarına... Aklı başında olduklarını varsaydıklarımız sorumsuzca gezerken sokaklarda, 18 yaş altı hiç durur mu evlerde?...Acaba bu koşullarda "Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir" diyerek "sıkı yönetim" mi gelmeli?... Kurallara uymayarak sokaklarda gezenler; toplumu germemeli...Dolayısıyla bu durumda sokakta gezen "virüs yayar" insanları, PKK'nın uyuşturucu verip kalabalıkların arasına saldığı "canlı bombalar" olarak değerlendiriyorum. Ve bizden başka " kendini sokaktan soyutlayan hiç kimse yok mu acaba?" diye soruyorum. Sanal alışveriş yaptığımız 3M'li markanın teslimat yapan görevlisi de, Akyeniköy'den etimizi, sütümüzü getiren Demir Kasap Kazım kardeşim de diyorlar ki YOK !... Meğer bizim dışımızda ve biz yaşlarda olan herkes sokaklarda, C'li ve de M'li kocaman dükkanlarda, kasaplarda, manavlarda... Sonra da ülkede iyilik, sağlık bekle... Olmayacak duaya amen demekten başka nedir ki bu düşünce-siz-lik-ler?...
Oysa güzel sözler söylemek, olumlu duygu ve düşünceler içinde olmak istiyorum da nasıl olacak bu sorumsuzlar sokaklarda gezdikçe?...
Şu üç günlük dünyada; doğduk, yaşıyoruz, kuşkusuz öleceğiz de... Ama öleceğiz diye; o ilk günle, son gün arasında olduğumuz sürede karalar bağlayıp, ağlayalım mı ?...Bana kalırsa ölüm gerçeğini bile, bile ama daha da bir içtenlikle yaşama sarılalım derim. Bir de derim ki; alt tarafı ölüm, olaylara, sorunlara, soranlara, yorumlara, yoranlara içinizi karartmadan bakın, iyimserlikle yaklaşın. Vara yoğa üzmeyin canınızı... İyimser olun; acılar canınıza okumadan, siz onların canına okuyun... İyimserliğin olduğu yerde; en çözümsüz sorunlar kolayca çözülebilecek, yaşam bize daha çok gülecektir...İyimserlik...
Zorda, darda kaldığımda, bunaldığımda, birdenbire beynimde algıladığım, benliğimde duyumsadığım bu duyguya sığınırım; iyimserlik duygusuna... O an sıkıntılarımdan sıyrılır, yaşama daha bir sıkı sarılırım. Bu belki benim en çocukça, ama bana göre de en hoşça yanımdır... Ve dostlarıma da iyimser olmalarını, hiç değilse iyimserliği duyumsamalarını salık veririm. Böylece onların da çocukça, ama hoşça bir duygusallıkla yaşama sıkı sıkı bağlanmalarını gönülden isterim.İyimserlik... Bakın VOLTAIRE Candide'de iyimserlik konusunda neler yazmış:"Uşağı Candide'e sorar:-İyimserlik ne demek ?...Candide yanıtlar:- Ne yazık... Bu, insanların kötü bir durumda olduğu bir zamanda, her şeyin iyi olduğunu ileri sürme deliliğidir."
Benim "çocukça, hoşça" bulduğum bu duyguya, VOLTAIRE de bir çeşit "delilik" tanımlamasını yapmış. Kim bilir belki "çocukluk", belki "delilik" ama kesinlikle mutlu olmanın, mutluluğa ulaşabilmenin ilk adımı...
Yaşadığımız koşullar bağlamında daha dayanıklı olabilmek amacıyla diyorum ki İYİMSER OLALIM... İyi düşünelim, iyi duygular taşıyalım, sağlıklı kalabilmek için hem bedensel, hem de ruhsal gerekli koşulları oluşturalım; öncelikle kendimiz için, sonra sevdiklerimiz için ve elbette ki tüm insanlık için ve dolu, dolu yaşamak için...Tarih öncesinden günümüze, pek çok zorluğun üstesinden gelmiş olan insan; bu günlerin de üstesinden gelecek, yenilmeyecek ve soyunu sürdürecektir elbette... Yeter ki kurallara uyulsun, yeter ki sokaklara çıkılmasın; güzel günlerin geleceğini bekleyelim umutla ve iyimserlikle...