Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Ya herraa… ya merraaa!

  • 02 Mart 2018 Cuma


Çağımızı niteleyen en katakulli isim bizce “iletişim çağı” ismidir.
Çünkü sözünü ettiğimiz “katakulli”nin içi, dışı, çevresi, cidarı, tavanı ve tabanı kültür emperyalizmi tarafından yaratılmış/donatılmıştır/ kuşatılmıştır…
İstediğiniz kadar haklı olun.
Doğruları ve gerçekleri ortaya koyun.
İyi ve doğru işler yapın.
Doğru, çıkarsız, ödünsüz ve gerçekçi bir siyaset izleyin… Yetmez!
Yetmesi için çabalarınızın dürüstlüğünü, yapıp ettiklerinizi ve kendinizi halka anlatabilmeniz gerekir.
Ama bu gerekliliği yerine getirmek oldukça zordur.
Çünkü bu noktada önünüze sözünü ettiğimiz katakulli çıkar. O’nun işi ve işlevi bu noktada önem kazanır.
Sizin damarlarınızda dolaşan temiz kanın halka ulaşması türlü çeşitli yöntemlerle önlenir, engellenir.
Tam tersine… O damarlara “uygun bulunduğu ölçüde” kirli kan pompalanır.
Halk bu kirli kanın zehri ile donatılır.
İşte “çağdaş” demokrasinin, “ahtapotun kolları" bir işbirliği içinde mazlum halkları zehirlemesinin sihri buradadır.
Ama, emperyalizmin katakullisi, zaman içinde, kendi zıddını yaratmaktadır.
Una bilim adamları oysal-determinizm diyorlar, bizim ulama takımı ise, “eşyanın tabiatı” adını veriyor.
İçinde yaşadığımız zaman diliminde ortaya çıkan panzehirin adı, sosyal medyadır.
Sosyal medya; patronu olmayan bir gazete, televizyon [hatta yayılmacı bir fısıltı eylemi] ve gerçekte ise, yer altı hareketidir…
Toplumsal bilinçaltından günlük yaşama akan enerji yüklü bir cevherdir…
Giderek zenginleşen sosyal bilincin ürünüdür.
Özgürlüğün fışkırttığı fıskiyeden etrafa saçılan “kendiliğinden” gelişen, bir kaynaktır…
Sosyal medyada özgürlük esastır!
Ancak bu özgürlük kişisel niteliktedir.
Ama özgürlüğün yolunda yürümeye başlayan bir dimağ [ve ruh] kendi içinde gelişerek, özgürlük bilincini kişi temelinden toplum temeline ulaştıracaktır.
Çünkü özgürlük düşünmeyi getirir, sorgulamaya gebedir.
Düşünme ve sorgulama işlevi ise, kişisel bilincini toplumsal bilince yükselten bir yöntemdir.
Görüldüğü gibi kültür emperyalizmi, giderek kültürel uyanmayı tetikleyen, kendi içinde devinerek kendi zıttını yaratan zorunlu bir sonuç doğurur ve insanı [insanlığı], diyalektik bir gelişme sürecine ulaştırır.
Bir sonraki adım nasıl olacaktır?
Geleceğimizi aydınlatacak olan bu sorunun yanıtıdır.
Diyalektik gelişmenin oluşturacağı sentez bir sıçramamı yaratacaktır?
Yoksa, emperyalizm oyunun kurallarına tekrar egemen olup, dümeni dünün karanlığına doğru mu kıracaktır?
Ya herra… Ya merrra!
İşte tam da bu kavşaktayız…

@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com