Selma Erdal

Tüm Yazıları


Ve Kadınlar...

  • 26 Şubat 2018 Pazartesi


Ve Kadınlar...
Anımsıyorum, sanırım yıl 2006'nın 29 Ekim'i olmalıydı...Biz Cumhuriyet Bayramı'nı coşkuyla kutlarken, yazılı basında yer alan bir duyum kamusal alanda hızla yayılmış ve çok da yankılanmışdı.O günlerde Cumhuriyet'ten-Hürriyet'e pek çok gazetede, Avustralya'nın en etkili Müslüman din adamlarından El Hilali'nin; "Eğer üstü açık eti dışarıda bırakırsanız, kediler de gelir ve onu yerler. Bu kimin hatası? Kedilerin mi, yoksa üstü açık bırakılan etin mi?" sözleri yer almışdı.
Kadını "et"e indirgeyen din adamlarının bu ve benzeri sözleri; kuşkusuz kadın-erkek ilişkileri bağlamında eleştirilebilir. Ve bu sözler gerekçe gösterilerek de İslam dininin; başka dinlerin inananlarınca " terörist yetiştiren bir inanç sistemi" olarak değerlendirilmesine nasıl da olanak sağladığı tartışılabilir.Amiyane deyişle;adamların ağzına lafın nasıl verildiği bağlamında...
Kuşkusuz derdim tasam bunlar değil; beni tasalandıran, endişelendiren yalnızca ve yalnızca KADINLAR... Kendileriyle ilgili yorumlar yapılan, kararlar alınan, yaşam biçimleri belirlenmeye çalışılan KADINLAR...Ve bütün bunlara karşın; onların suskunlukları, suskun kalışları (büyük çoğunluğunun;ben ve benzerlerim gibi azınlıkda kalan öfkeli kadınları saymazsak)...Oysa;"TENSELLİĞİM DE, TİNSELLİĞİM DE BENİMDİR" demedikçe KADINLAR...Sonsuza değin ortaya çıkacaktır "El Hilali" gibi ODUNLAR....Ve sonunda; yaklaşık on yıllık bir süreç içinde El Hilali gibi herifler türedi, çoğaldı ve her yanımızı sardı ne yazık ki...Ve hızlı bir artış başladı kadına yönelik işlenen suçlarda... Saldırılar, tacizler, tecavüzler ve cinayetler...Günlük, sıradan olaylara dönüşüverdi...Gazetelerde, televizyonlara; kadına şiddet duyumları neredeyse birinci sıraya yükseldi.Özellikle de ülkenin "ileri demokratik" yapısı nedeniyle siyasal eleştirilere "yayıncıların içeriye tıkılma korkularından kaynaklanan" sansür de gelince... Kadınlara yönelik şiddet olayları; daha geniş ve ayrıntılı yer almağa başladı media'da...Sanki bu yayınlar da sapkın, ruh sağlığı bozuk erkek bozuntularını da daha çok suça yönlendirmeğe, onların suç işlemesine özendirir bir nitelik kazandırmağa başladı gibi...Ve her gün daha da çoğalan kadına şiddet, sonrasında da duyumlar...Ve korkak yayıncılarla, AK-EGEMENLER arasındaki uyumlar sonucunda bir kısır döngüye dönüşdü bu eylemler ve söylemler. Sanki ülkenin ilgisi yalnızca kadınlara yönelik şiddete, tacize, tecavüze, cinayete odaklanması için buyruklar verildi...Ve ikinci gündem maddesi olarak da erkek çocuklara yönelik taciz ve tecavüz olayları belirlendi... Üçüncü sırada da trafik kazaları...Halkın yalnızca ve yalnızca bu konularda bilgilendirilmesi ve ilgilendirilmesi; egemen güçlerce uygun görüldü.Ne siyaset...Ne ekonomi...Ne de ülkenin geneline ilişkin hal ve gidişat...Bunları tartışmak, konuşmak, eleştirmek yasak...Yalnızca egemenlerin marifetlerinı alkışlayabilirsiniz... Bir de şehidler için üzülüp, ağlayabilirsiniz ve en önemlisi de kadınlara yönelik şiddet olaylarını eleştirebilirsiniz. Bunun dışında kafanızı öyle her konuya yormayınız, ülkenin geleceğine ilişkin kaygılı ve eleştirel sorular sormayınız...İşte size bolca kadına yönelik duyumlar; hem de bol çeşitli...Dayaklı, tacizli, tecavüzlü, cinayetli...32 kısım tekmili birden değil, evvelallah 362 gün garantili... Durmak yok; kadına şiddete devam...Ve ülkenin bıyıklıları da "Kadına şiddet; bizden sorulur babam" modunda...Ne yazık ki...Savaşta, kavgada, sövgüde, yergide; aşağılanan kadın… Mirasta, siyasette, ziyafette dışlanan kadın… Madden ve manen her türlü sömürüde; kimliği de, kişiliği de kaynar kazanda haşlanan kadın… Ve zorda kalınca Ademoğlu; arsızca sırtına yaslanılan kadın…Öldürüle, öldürüle; silinecek dünyadan adın ...Üçüncü sayfa güzeli olarak sömürüldün yıllarca; bugün de media'da sana yönelik şiddetle belirleniyor gündem... Aç gözünü, artık uyan!...Yoksa bu gidişle şu Dünya adlı gezegende kalmayacak ne soyun, ne de itibarın ve de fiyakan...