Selma Erdal

Tüm Yazıları


Ve Aylardan Ağustos

  • 01 Ağustos 2019 Perşembe


Daha dün yeni bir yıla girdik diye sevinirken, işte yılı yarıladık. Ağustos ayının gelişiyle, 2019 yılından 6 ayı geride bıraktık. Dünya dönüyor, mevsimler değişiyor, "an" dediğimiz kavram bizi hiç beklemiyor.Ne yazık ki Ağustos'un 15'i yaz,15'i kış dese de eski takvimler;çok geride kaldı o mutlu günler. Bundan böyle iklim değişikliği eşittir kaos, karmaşa...Eğer aklını, usunu başına devşirmezsen insansoyu; göreceksin bak daha ne olumsuzluklar çıkacak karşına ve bundan böyle Cennet'i, Cehennem'i başka yerde arama!... İşte tam burada, yaşadığın topraklarda bulacaksın!...Gem vurmazsan hırslarına ve dur demezsen Doğa'ya yönelik hırsızlıklara;ölmeden bu Dünya'da işlediğin suçların bedelini er geç ödeyeceksin!...Ve havalar sıcak olacak, hem de çok daha sıcak...Ağustos ayı; hem nemli, hem de daha sıcak geçecek…Düşüncesizce kesildikçe ağaçlar…Yok edildikçe ormanlık ve de zeytinlik alanlar…Yapılaşmaya açıldıkça meralar, tarım alanları… Korkma!... Cebine dolunca paralar; yakmaz seni bu sıcaklar..Hey gidi aymaz insansoyu; sen hep günü kurtarmaya bakıyorsun.Ve çoktan unuttun; Kemal ATATÜRK’ün ”KÖYLÜ BU ULUSUN EFENDİSİDİR” sözlerini…Geleceğini sattın… Sattın; ne kadar bağın, bahçen, tarlan, çayırın, otlağın varsa… Sonra da o paralarla keyif çattın…Toprakla uğraşmaktansa; eğleştin kahve köşelerinde… Talan edildi dedelerinin kanıyla, teriyle sulanmış toprak ve üzerinde yükseldi beyler için konak ama sen hiç umursamadın.Sen o saldırganların, sömürgenlerin parasına kandıkça, onlar da tanımıyor işte ne kanun, ne tüzük, ne sözleşme, ne de yasak; dalıyorlar acımasızca en bakir alanlara…
İşte böyle... Üşendikçe köylü toprağı işlemeye ve tükendikçe yeşil; hem havalar daha da ısınacak…Hem de bu egemenlerin dağıttıklarıyla tutsak alınanların sahneye koyduğu iktidarda kalma oyunu sonucunda; bir zamanlar efendi, ama şimdi kul, köle, ümmet olanların oğullarının kanı da daha çok akacak…Ve bundan böyle; oğlunun katili sensin dediğinde birileribu sözlere kimseler bozulmayacak, kızmayacak…Evet; sınır boylarında şehid düşen oğulunun katili sensin insansoyu!...
Televizyon yansılarında her gece bir yarışma…Oysa en gerçek yarışma yapılıyor bu toplumda…Hem de en kanlısından…Her gün kan dökülüyor, can alınıyor… Ve canları alınanlar için Azrail, mukadderat ve fıtrat sözleri duyuluyor…Ama canlarını yitirenlerin katili bilinmiyor ve de araştırılıp, bulunmuyor… Bölücü terör örgütü deniyor, dış mihraklar deniyor, ama ölüm gencecik Mehmetçikler'i her gün yeniyor.Kimileri de yarışmalarda geziyor, türlü çeşitli şaklabanlıklar yapıyor; emek verilmeden, ter dökülmeden kazanılacak para için, araba için... Şehid olanlar için ah vah sözlerinden sonra...Her şey unutuluyor, halk yine bu yarışmaları heyecanla izliyor.Bu toplumda yaşananlara bakıp öncelikle ve ivedilikle bir format hazırlanmalı, bir de “KATİL KİM ?” yarışması yapılmalıdır.Elbette “böyle bir yarışmaya hiç gerek yok…Katil belli; o da Amerika” diyerek işin kolayına kaçıp, yarışmanın yapılmasını engellemek isteyenler olacaktır… Ama onlara yanıt olarak sesler yükselecektir:– Yanıldınız, bilemediniz; yarışmayı kaybettiniz…Çünkü canlarını yitiren oğullarınızın katilleri sizlersiniz !…Elinizdeki yabayı, sabanı bir yana attınız... Kendiniz üretmek yerine, yabana el avuç açtınız... Hep işin kolayına kaçtınız... Yetmedi oylarınızı bulgura, nohuta, oduna, kanlı/kara kömüre sattınız… Ülke giderek güçsüzleşti ama hiç umursamadınız. Bugün yok yere oğullarınız öldürülüyor. Ne yazık ki oğullarınızı bu cehenneme siz attınız …
Ağustos ayı sıcak, hem de çok sıcak... Ormanlar tükeniyor. Gencecik fidanlar da kalleş kurşunlarla kan revan içinde toprağa düşüyor.Ormansız topraklarda; iklimin dengesi bozuluyor. Şehid düşen Mehmetçikler'le de toplumun dengesi bozuluyor. Havanın sıcağına, yüreklerin ateşi karışıyor. Her geçen gün, dünle yarışıyor daha sıcak, daha yaşanılmaz, daha katlanılmaz yarınlar. Yılın ilk yarısı böyle geçti ve ne yazık ki ikinci yarısı daha beterini yaşatmak için sırasını bekliyor.