Selma Erdal

Tüm Yazıları


Vay ki Vay!...

  • 06 Mayıs 2019 Pazartesi


Tarihle ilgilenenler az,çok bilirler. Ortaçağ'ın feodal yapılanmasında; kralları,prensleri, kısacası yöneticileri ellerinde oyuncak yapanlar arasında "Asiller Sınıfı" vardı. Bunların istekleri; kralların ağzında halk için koşulsuz uyulması gereken buyruklara dönüşürdü.Fransız halk devrimi sonucunda başlayan Aydınlanma Çağı ile birlikte bunlar tarihe gömüldüler. Eski Yunan'dan beri özünde "halk egemenliği" olan demokrasi; Fransız devrimi sonrasında Avrupa'da yerleşti. Ama "Yeni Dünya" Amerika'da varsılların egemenliği, her dönemde halkın egemenliğinden önde geldi.Onlar; gerçek anlamda birinci sınıf oldular paralarının gücüyle...Ükemiz de "Küçük Amerika" diye bilinir ya Menderesden beri...Özal'ın başbakanlık dönemindeki, Amerikan tipi liberal ekonomi özentileriyle birlikte; ülkemizde de kendilerini halkın üstünde görenler türedi.Belki bunlar hep vardı da seslerini yükseltecek ortamı ANAP iktidarı döneminde bulabildiler.Yine Özal döneminde; "baskı gurupları olarak" SİAD'ların, siyasal partiler gibi demokratik yönetimde konuşma hakları vardı.Ama halkın seçtiklerini kendi adlarına denetleme, kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirme hakları "yasalar bağlamında" elbette ki yoktu. Özellikle de halkın seçtiği hükümetleri, ellerinde oyuncak edemediklerinde, muhalefet partilerinden daha muhalif bir biçimde eleştirme hakları da yoktu.Yine de onlar (ki TÜSİAD) gazetelere tam sayfa duyurular vererek, hükümetten yakındılar, ECEVİT Hükümeti'nin düşürülmesine neden oldular.Başta TÜSİAD olmak üzere, tüm SİAD'lar; bir bakıma Ortaçağ'ın asiller sınıfının gördüğü işlevi görüyorlardı, henüz demokrasiyi özümseyememiş ülkemizde...Ve günümüze geldiğimizde...Sokakdaki adam gibi başta TÜSİAD olmak üzere, tüm SİAD'lar suskun, susmuş, susturulmuş. Kim bilir belki de bu nedenledir yabancı ülkelere kaçış?...Oysa geçmiş güzel günlerinde,baskı gurubu olarak,kendi çıkarları doğrultusunda sürekli açıklamalar yapar, hükümetlerden kendileri için kolaylıklar isterlerdi. İstedikleri olmadığında da hükümetleri tehdit ederlerdi.Nereden, nereye?...Ülkemizin asiller sınıfı; 17 yıllık AKP iktidarı boyunca giderek gücünü yitirdi.Ayakta kalabilmek için ya göze batmadan, suskun kalmayı ya da egemenlere alkış tutup, övgüler düzerek, yaranma yolunu seçti. Sonuç olarak bugün baskı gurupları içinde en önde gelen SİAD'lar yalnızca suskun değil, neredeyse soluksuz kaldı.Onlar da sustuktan, susturulduktan sonra sıradan yurtdaş, sokaktaki halk; nasıl konuşacak?...Konuştuğunda; karşı,karşıya kaldığı sorunun bedelini nasıl ödeyecek?...Altından nasıl kalkacak?... Bu gidişle "proleterya sınıfı gibi" zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olamayan değil de zincirlere mahkum olan bir sınıf mı oluşacak?... Bütün bu karamsarlık, bütün bu umutsuzluk; "halk seçimin yenilenmesini istiyor" içerikli söylevler nedeniyledir. Hangi halk seçimin yenilenmesini istiyor?... İstemeyen, oylarının çöpe gideceği olasılığını düşünen halk da seçim istiyor mu?...Yoksa bu ülkede "halk" kavramının içinde yalnızca "seçimlerin yenilenmesini isteyenler" mi yer alıyor, diğerleri yok sayılıp, onların istemleri göz ardı ediliyor?...Başta TÜSİAD olmak üzere,tüm SİAD'ların; kendi çıkarları için olsa da konuşabildiği, baskı oluşturabildiği günleri arar olduk.Görelim bakalım bu gidişin, bu didişmenin sonu nereye ?...Ne yazık ki bu ülkede...Amerikancı politikaların etkisiyle Köy Enstitüleri kapatılarak halk bilgisizliğe, Toprak Reformu yapılmayarak da halk açlığa tutsak edilmiştir. Bütün bunlar yetmezmiş gibi şimdi de halk susturulmuştur, köşeye kıstırılmıştır. İşimiz duaya kalmıştır. Vay ki vay; başımıza gelenlere!...