Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Vay benim patatesim vay

  • 04 Temmuz 2018 Çarşamba


Ben aslında ata sözlerini çok severdim. Yaşanmış bir konunun aktarılması olarak hep gördüm. Muhakkak o sözü anımsatan bir olay yaşanmıştır diye düşünmekteyim. Mesela üzüm üzüme baka baka kararır. Neyse biz üzümü bir yana bırakalım. Bayramda, herkesin olduğu gibi benim de torun geldi. Gelmeden de canının istediklerini telefondan bir bir sıraladı. Arifeden bir gün önce kurulan pazara gittim ve istediklerini aldım. İsteklerinin en başında, çok sevmesinden olacak ki, patatesi istemişti. Kim sevmez ki, hele çocuklar bayılıyor.

Televizyonlardan ve sosyal medyadan duyan esnaf, pazarda bir anda fiyatını altınla yarışır hale getirmişti. En ucuzu beş lira. Hanım ile evlenirken bana git patates al getir deselerdi, bir kamyon alırdım. İyi ki zamanında böyle bir zorunluluk yokmuş. Kesin yanmıştım. Artık Kemal Sunal’ın filminde olduğu gibi, patates almak için İstanbul’a inşaatlarda çalışmaya giderdim.
Bu ne hal böyle. Patates sanki olmuş altın. Soğan desen onu kıskanmışçasına, onun peşinden gidiyor. Düğünlerde bundan sonra patatesleri zincire bağlayıp beşibirlik olarak takarlarsa hiç şaşırmam. İşin şakası bir yana, biz hala gülüyoruz zavallı halimize. Bir ülkenin geleceği üretimine bağlıdır. Tarım bakanı, vay anasını, bu patates nasıl böyle fiyatlandı diyorsa, bu işte bir bit yeniği kesin var diye düşünüyorum. Dünyanın en büyük tahıl ambarı olan ülkemizde, ne tahıl kaldı, ne patates kaldı, ne de soğan. Aldı başını gidiyor.
Zamanı gelince detaylara ineceğim neden oldu diye. Türkiye patatesin ana vatanı gibiydi. Niğde tükendi bitti. Bolu’da hatırı sayılır derecede azaldı. Sadece köylü kendi yiyeceği kadarını ekiyor. Onu ekecek ne parası var ne de tohum alacak kadar zengin. İşini bırakıp çocuklarının yanına şehre göç ediyor. Gelecek ne olacak? Belli değil. Ödemiş patatesi benim burnumun dibinde. Toprağa demir eksen büyüyen verimlilikte ama ne çare ki patates beş lira. Yazık değil mi bu insanlara diyeceğim ama, insanlar hak ettikleri şekilde yönetilirler. Ben hiçbir zaman kınamıyorum artık. Bazı örnekleri söylemekte yarar var. Bu örneklerde yer alan ürünlerden bazıları, bu güne kadar ağlayıp sızlayan fındık üreticisi, çay üreticisi, soğan patates üreticisi, içler acısı durumda olduklarını dile getiriyorlar. Bana ne kardeşim bana mı sordun.
İnsanlar bir türlü bu gıda maddelerini temin edecektir. Sen esas düşünmelisin. Demelisin ki, bu topraklarım ne olacak. Çözümü basit yoldan buldular siyasetçiler. Gittiler dışarıdan temin ettiler. Bir de kısa zaman sonra biz patates ve soğanda gümrük vergisini kaldırdık dediklerinde, patates ve soğan senin sattığından ucuza gelir sende tarlanı kapatır gidersin kardeşim. Olacağı bu.