Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Üretmeden bu memleket düzelmez

  • 27 Haziran 2019 Perşembe


Herkesin şöyle ellerini şakağına koyup bir düşünmesi lazım. Bunu ben yapıyorum. Okuduğum kitaplarla, atalarımın bana öğrettikleriyle hayale dalıyor ve geçmişi düşündükçe biz nereden nereye geldik diyorum. Bence siz de düşünün. Bakın çok iyi gelecek ve de günümüzde yaşananlara tepkiyi göstereceksiniz.

Kurtuluş savaşı başlamadan önce vatanın müdafaası için yapılan milli mücadele yıllarında memleketimizin neredeyse tamamı düşmanlarımız tarafından istila edilmişti. Şimdi ile kıyaslamak elbette mümkün değil. Önceden silahlı ordular tarafından kuşatılan ülkemiz, şimdi soğuk savaş ile yine aynı yabancı güçlerin ekonomik kıskacında. Biri bizi kullanarak Büyük Ortadoğu hayalleriyle mevcut enerjilere hakim olmak. Başka bir çalışmayla İsrail’in büyümesi ve korunması ile ilgili çalışmalar sayesinde orada güç kurmak.
Eskiden yaşanan bu belaları Atatürk’ün büyük görüşü, iyi bir asker oluşu, ileriyi düşünebilen, gerçek bir vatan sever olma yeteneğiyle birleşerek memleketin esaretten kurtulması için yaptığı savaş ile halkın gerçek iktidarı olan Cumhuriyet Türkiye’sini kurmayı başarmıştır. Bu gün hala dik duruyorsak, Atatürk’ün çizdiği bu yolda olan inançtır.
Ülkemizin içinde bulunduğu sıkıntılar, siyasilerin deyimleriyle hangi kurumun hatasıysa şayet bir an önce düzeltilerek üretimin ekonominin hukukun ve her şeyin yeniden beklenen çağdaş hale getirilmesi gerekiyor. Bunu geriye getirmek yoktan var olan ülkemizin yeniden ikinci bir mücadelenin yani ikinci baharın gelmesiyle eş değerdir. Bu vatanın iyiliğini düşünen herkes, herkesin eşit hak ve hürriyetlere susadığını, herkesin birlik ve beraberlik içinde yaşam isteğinin uyandığı, herkesin eşit bir sosyal hayat içinde yaşamını sürdürmesi, herkesin üretici toplum yaşamına geri dönmesi ve milli değerlerimizin eski haline ulaşması isteğinde olduğundan kimse kuşku duymuyor. Ülkemiz adil ve herkesin vicdani hürriyeti olarak bilinen din özgürlüğü ile diğer sosyal özgürlükleri yaşamalıdır. Bugün denildiği gibi, eskiden de kimsenin ibadetine karışan bir ülke hiç olmadı olmayacakta.
Sokakta insanların çevredeki baskılardan sıkıldığını görmek çok rahat artık. Atatürk ilke ve yenilikleri ile çağdaş yaşama gelen ülkemiz, sonsuza dek bu yaşamını sürdürerek tüm dünyaya biz buradayız demelidir. Bunu dediğimizde zaten her şey kendiliğinden gelecektir. Üretim için elimizde mevcut olan ekim arazileri ekilecek, fabrikalarımız acıkacak, yabancıların iştahla baktıkları madenlerimizi artık bizler işlettiğimiz sürece memleketimiz kalkınacaktır. İşte o zaman içimizde düşman aramaya, suç atmaya kimseye kötü demeye gerek kalmaz. Önemli olan tek konu ne mutlu Türküm diyene sözcüğü içinde çok çalışmaktır.