Selma Erdal

Tüm Yazıları


Umutlar Ülkesi Olmak

  • 28 Nisan 2018 Cumartesi


Geçmiş yıllarda İngilizce dil bilgimi geliştirmek amacıyla, öğrencisi olduğum dil okulu Bursa DİLMER'in kurucusu ve yöneticisi Cevat öğretmenin bizlere bir önerisi vardı ki ben bunu her dem uygulamaya özen göstermişimdir.
Cevat öğretmen bizlere derdi ki:
-Bir yabancı dili konuşurken yürekli olun.Çekingen olmayın, gerekirse kafa-göz yara, yara konuşun...Sonuçda hem dilinizi ilerleteceksiniz, hem de kendinize olan güveniniz artacakdır.
İşte ben Cevat öğretmenin o önerisini 80'li yıllardan beri alışkanlık edindim ve bugün de İngilizce'yi yeni öğrenen bir öğrenci hevesiyle öğrenmek ve konuşmak için bu kadar istekliysem, Cevat öğretmenimin katkıları sayesindedir.
Bu alışkanlığımın bana sağladığı yararlara gelince; öncelikle İngilizce'yi, Türkçe dilbilgisi düzeyine karşılık gelecek derecede öğrenebildiğim, okuyup-yazabildiğim ve naçizane konuşabildiğim gerçeğidir.
Ve sonrasında da; değişik ülkelerden kişilerle konuşabilme ve değişik kültürleri, halkları tanıma olanağına kavuşabildiğim gerçeğidir.
Bugün Didim'de İngilizler'le komşuluk yaparken; bir kez daha anılarıma, Bursa'da yaşadıklarıma dönüverdim.
Ve o günlerde dostumuz olan İsrail Devleti'nin halkından olan ve Bursa gezileri sırasında tanışdığım, üstelik de aile büyükleri Bursa'dan İsrail'e göçmüş olanların çocuklarıyla yaptığmız söyleşileri paylaşmak istedim değerli okurlarımla...
İşte o günlerde ucuz ama nitelikli bir otel arayışında olan İsrailli bir çifte; Bursa'nın görülecek yerlerini ve otellerini önermekle başlayan konuşmamız, doğaldır ki sosyo-ekonomik, politik ve kültürel boyutlara kaydı.Bunca yıldan sonra bile ve üstelik bugün iki düşman ülkeye, halka dönüştürülmüş olsak da...Konuşmalarımızı kesinlikle unutmadım...Diyorlardı ki:
-Biz İsrailliler, dünyanın neresinde olursak olalım, öncelikle yurdumuz İsrail için çalışırız. Bunun anlamı; ülkemiz için yalnızca lobi oluşturup, tanıtım kampanyaları düzenlemek değildir. Bizler hangi ülkede yaşıyor ve çalışıyor olursak olalım; kazancımızın yaklaşık yüzde 30'unu İsrail'e göndeririz. Çünkü biz İsrailliler'in amacı; ülkemizin yalnızca dünya kamuoyundaki politik saygınlığına katkıda bulunmak değildir. Aynı zamanda ekonomik kalkınmasına nakit olarak katkıda bulunmakdır.Biz bu parayı doğrudan devletimize destek olsun diye gönderiyoruz.
Şimdi İsrailliler'in uygulamasına bir bakın, bir de dünyanın değişik yerlerinde çalışmak için dağılmış olan ülkemizin yurtdaşlarına bakın... Özellikle de 90'lı yıllardan beri Almanya'daki Türk pasaportlu işçilerin;mevduat hesaplarını Alman bankalarına yatırdıkları gerçeğini anımsadıkça...Gelin de şu İsrail halkına saygı duymayın...Ve yine 90'lı yıllarda Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından yakınlaşmağa başladığımız Asyalı Türk Cumhuriyetleri'deki Türkler'in...Yine 90'lardan beri Yunanistan'ın tehdit ve tacizi altındaki Makedonlar'ın bizlere bağladığı umutları düşünün... Ve özellikle de Bosna Hersekliler'in Türkiye'ye ne denli güvendiklerini, umut bağladıklarını anımsayın...
Bu halkların, özellikle de geçmişde Osmanlı'nın topraklarında yaşayan bu ülkelerin; beklentileri elbette ki bizlere onur verir, ama onların bu beklentilerine yanıt veremezsek neler olur?...
Bir kere belirtmekde yarar görüyorum ki bu beklentilere karşılık vermek yalnızca ülkemiz içinde yaşayanların görev ve sorumluluğunda değildir. Dünyanın neresinde çalışırsa, çalışsın; dünün Osmanlı tebası kimliği olan, bugünün Türkiye Cumhuriyeti Devleti pasaportu taşıyan herkesin boynunun borcudur. Bunun için de Devletimiz'in manen değil, madden de desteklenmesi gerekir.En azından yurtdışındaki Türkler'in birikimlerini, Türk bankalarında değerlendirmeleri çok önemli bir başlangıç olacakdır. Bu konuda İsrail halkından alınması gereken büyük dersler vardır.
Bilinmelidir ki Türk'e, Türk'den başka dost yokdur.Ve ancak ekonomik olarak güçlü bir Türkiye; dünyadaki bütün Türkler'in umut kapısı olmayı başarabilir.
2002 yılından beri; Almancı olarak bilinen ve Avrupa'da çalışan Türklerin oylarıyla iktidar olanlar...Bugün ülkede yaşanan ekonomik sorunları çözmek amacıyla; onların yabancı bankalardaki birikimlerini, ülkeye getirtmek için çalışmalar başlatsa...
Dün dost, bugünse düşman olan İsrail; nasıl ki halkının desteğiyle ayakda duruyorsa, onlar ülkelerine nasıl da oluyorsa kefil...
Hey sen Almancı diye tanımlanan ve oralarda tuvalet temizleyip, buralarda halkına tepeden bakan sefil; başımıza Tayyiban'ı musallat edip, kaçma...Deniz kıyılarında o Davudi sesinle Amanca konuşup, halkına caka satma...
İşte 24 Haziran kapıda; Araplar yetmezmiş gibi, bir de senin oyların... Verdiğin oyla; ülkemizi karanlıklara sürükleme...
Sürükleme ki ülkemiz hem saygın, hem de aydın olsun; dünya ülkeleri arasında...
Selma Erdal; 28 Nisan 2018