Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Umarım Janet Yellenmez

  • 10 Temmuz 2018 Salı


Benim bu merakımı okurlarım inşallah hoş görürler. İnanın ki, ne yaptımsa sizin için yapıyorum. Buna rağmen merak ediyorum hem de aşırı derecede. İçimde merak uyandıran en büyük konu, FED (Amerika Merkez Bankası) acaba bundan sonra ne şekilde tavır koyacak. Efendim herkesin bildiği gibi seçim öncesi ve seçim sonrası yaşananları karşılaştırırsak, ortaya güzel bir armoni çıkıyor. İlk başta hüzün, sonra oyun havaları.

Daha önceleri karaladığım gibi, Allah eksik etmesin, bir FED ’imiz var. Bu FED ’in başında bulunan Janet ablamız ise, değerlendirmelerini yaparken, ne hikmetse bizi bir türlü kayırmayı beceremedi. Ne zaman toplanıp, bir karar alsa, ülkemizde bir şeyler oluyor. Ya borsa gümlüyor, ya da dolar ve paramızın başı dönerek ne olduğunu şaşırıyor. İşin halk dilindeki tabiriyle söylemek gerekirse Sayın Yellen, yellendikçe işimizin pek iyi olmadığını gördük. Bereket vere, Janet Yellen her seferinde yellenme krizine girmeden önce bizlere haber veriyordu da, ekonomiden sorumlu bakanlarımız anında önlemini alarak, Merkez Bankamızın yönetimine fırçayı kayıyorlardı. Kaymasalardı ne olurdu halimiz diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Gelelim günümüze. Seçimleri bitirdik. Nihayet yavaş da olsa demokrasinin getirilerini yaşamaya başladık. Yok demeyin zaten. Ben öyle bir şey demiyorum. Memlekette demokrasi yok demiyorum. Memleketimiz kötü yönetiliyor hiç demiyorum. Memleketin ekonomisi bel veriyor demiyorum. Bunları demesem de sizler nasıl anlıyorsunuz onu da açıkçası bilmiyorum. Seçim öncesinde yaptığım araştırmaların hemen hemen tamamında, söylediklerimle az buçuk eşit yaklaşımları yakalıyordum. Seçimden sonra ben ak desem ortaya kara çıkıyor. Ben aç desem, abazanın hali gibi açlar bile kürdanla geziyor. Verilen sözler acaba tutulacak mı? Ben merak içindeyim. Bakın size küçük bir hikaye anlatayım. Anlatmadan önce de yakınlarımdan bir kaçı Abaza olduğundan bilmenizi isterim. Yani anlattıklarım Karadenizlinin yaptığı şaka gibi olmasa da, onların anlayışına bırakıyorum.
“Abaza bir gün Camiye gider. Hocanın vaazını dinler ve tam namaza duracakları sırada bir bakar ki, önündeki adamın şişkin cüzdanı yarıya kadar sarkmış düştü düşecek. Kimse acaba anladı mı diye sağına soluna bakar. Az ileride Kürt bunu fark etmiştir. İşaret diliyle anlaşırlar. Çıkınca paylaşırız, bölüşürüz anlamında kaş göz işareti gerçekleşir. Tam secdeye eğilirken cüzdan düşer ve Abaza bunu hemen kaparak Camiden hızlı adımlarla çıkmaya başlar. Kürt de peşinden koşar. Abaza kaçar, Kürt peşinden devam. Kürt başlar bağırmaya. Hemşerim dursana. Dur seninle ne konuştuk. Baktı ki olacak gibi değil. Etraftakiler bunları duyuyor. Abaza durup, ne var birader ne bağırıyorsun der. Kürt ise, arkadaşım, sen demedin mi parmaklarını sürterek işaret edip kırışırız diye. Tamam da, Camide sana elimle bileğimle hareket mi yapacaktım der. Önümüzdeki günlerde Janet de umarım bu gibi yapmaz. Yaparsa yandık ki ne yandık. O zaman verilen bin liralar için pamuk eller cebe.