Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Tuzak

  • 17 Haziran 2019 Pazartesi


Türk Dil Kurumu Sözlüğünde “TUZAK” şöyle tanımlanıyor:
1.isimKuş veya yaban hayvanlarını yakalamaya yarayan araç veya düzenek.
2.isim, mecazBirini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için kurulan düzen, komplo.

İstenmeyen ve beklenmeyen olay ve olgular, bazı kişiler tarafından tasarlanarak(taammüden) uygulandığı zaman; olay ve gelişmelerden habersiz olan, insan veya hayvanların maddi ve manevi olarak zarar görmeleri halinde tuzaktan söz edilir.
Hayvanlar için tuzak kurmak eşitsiz ve aynı zamanda istemsiz bir tutarsızlık örneğidir. Tuzağı kuran farklı biçimlerde üstünlüklere sahiptir. Seçenekler azaldığında çözümler ilkelleşir ve hatta ilkelliğin bir ucu vahşete varır(!)
Hayvanlar avlanırken, konum ve koşullarından yararlanabilirler. Stratejik bir noktada avlayacakları hayvanların zorunlu geçiş yolunda konumlanarak avantajlı duruma geçerler. Bu avlanmalar sadece karın doyurmayı amaçlar. Genellikle avlananlar, türün hasta veya yaşlı üyeleri olur. Bu, doğal ayıklanmaya hizmet eder.
Bizim üzerinde durduğumuz ve irdelemeğe çalıştığımız insanların hemcinslerine kurdukları tuzaklardır. Her koşulda, tuzak olaylarında en az iki taraf vardır. Olay veya gelişmelerden habersiz olan kişi veya kişiler ve tuzak kuran kişi veya kişiler.
Tuzağı kuran kişi veya kişiler yaklaşık olarak nelerin olabileceği konusunda bilgi sahibidirler. Tuzak kurmak dürüst bir yaklaşım olmadığından, paylaşılabilecek bilgiler sır gibi saklanır. Bunun için bazı özel yasaların ardına sığınılır. En çok kullanılan gerekçe, ticari sırdır. Bunun yanı sıra özel yaşam savı da ileri sürülür(!)
Tuzak kurmak; haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizliktir! Tuzak kuranlar genellikle farklı ve güçlü olanlardır. Farklılık vicdan ve ahlakla ilgilidir, güçlülük ise; maddi varlıklara sahip olmanın yanı sıra erk kullanabilir olmaktır(!) Güç haksızlıkla birleşince tuzak kaçınılmazdır. Bu konuda en güçlü olanlar, devlet olanaklarını kullananlardır. Tuzak kurmakla güç kullanmak arasında çok yakın bir ilişki var.
Güç olgusu, birey için, gruplar için ve örgütlü yapılar için söz konusu olabilir. Toplumsal yapılarda en güçlü olan örgüt devlettir. Devletin güç ve olanaklarını kullananlar, toplumun en güçsüz kesimlerini hedefe koyarlar. Büyük soygunlar en yoksulların sırtından sağlanır(!) Bu kesim bilinçsiz ve örgütsüz emekçilerdir.
Demokratik devlet, özgür bireylerine tuzak kurmaz. Yaptıklarının hesabını veren ve kurumsal mekanizmalarca yasal olarak denetlenen bir yapıda tuzak kurmak kolay olmaz.
Devlet giderlerini vergilerden toplananlarla karşılar.Alınan vergilerin yetmediği koşullarda demokratik olmayan yapılar vatandaşlarına tuzaklar kurabilir. Bu savı kanıtlayan üç örneğe bakalım. Kara yollarında hız tabelasını, kör bir noktaya bilerek koyan bir otorite temsilcisi vatandaşa tuzak kurmuş olur. İkinci örneğimiz büyük projelerle ilgili. Yol, köprü, hava alanı ve hasta haneler ile ilgili. Bu konuda işi yapanlara verilen güvenceler somut durumlarla örtüşmemektedir. Yoldan geçecek araç sayısı abartılı. Bu sayıya ulaşılamadığında aradaki fark hazineden(vergilerimizle) ödenmektedir. Aynı uygulama köprüler, hava alanı ve Şehir Hasta haneleri için verilmiştir. Geleceğe dönük olarak 20 veya 25 yıl bu haksız belirlemelerin karşılığını biz, çocuklarımız ve hatta torunlarımız ödeyecektir(!)
Üçüncü örnek, şans oyunlarıyla ilgilidir. Devletin elindeki darphaneler (yakın ve yandaşlara) satılmıştır. Şans oyunlarının çekilişlerinde hile uygulandığı ile ilgili dedikodular ayyuka çıkmıştır. Bu konuda çekilişlerle ilgili sonuçlara bakıldığında kuşkular artmaktadır. Bu konuda normal şansa “şans” tanınmamaktadır! İşte bu, yoksul halka kurulan en büyük tuzaklardan biridir!