Selma Erdal

Tüm Yazıları


Toprak Tartışmaları

  • 05 Ocak 2019 Cumartesi


Ülkemizde siyaset yapmak memurlara, ordu üyelerine ve akademisyenlere yasaklanmışdı.Onlar ancak sessiz, sedasız oylarını kullanmak zorundaydılar 657 Sayılı Devlet Memurları Yasası'na göre...Gerçi günümüzde yandaşlar/yancılar açık, seçik taraflarını göstermekdeler, elbette ki AKEGEMENLER'den yana olmak koşuluyla...Kuşkusuz günümüzde tarafsız;memur, asker ve akademisyen kalmadı ki koltuğunu/kadrosunu korumak istiyorsa resmi görevliler, son durumlar böyle...Yine de genel, geçer değerlere ve yasalarımıza göre; bu üç gurup ancak emekli olunca siyasete katılabilir, profesyonel anlamda siyaset yapabilir.Dolayısıyla siyasete katılmak serbest meslek erbabına; bakkala, kasaba, manava...Ve özellikle de avukata, eczacıya ve dahi emlakçıya özgüdür, onlar siyasete katılmakda özgürdür.Bu arada bir pardon diyelim; emlakçı değil, GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI mesleğini icra edenlere...Çünkü bu alanda iştigal eyleyen baylar ve bayanlar kızıyorlarmış kendilerine EMLAKÇI denilmesine...Aman bu meslek "adına" kullandığımız "emlakçı" tanımlaması nedeniyle kusurlarımız af edile...Emlakçı pardon Gayrimenkul Danışmanı kişiler siyasete katılınca...Ne yazık ki kızsalar da, kızmasalar da deniyor ki onlar için; "yüce bir amaç için değil, rant için siyaset yapan" meslek erbaplarıdır kendileri...Özellikle de yerelde her partinin içinde onlara; her ilimizde, ilçemizde çokça rastlanılır.Durumlar böyle olunca da imar planlarından öncelikle haberdar olma haklarına da onlar kavuşurlar bilindiği gibi...Planlar onaylanmadan, henüz hazırlık aşamasındayken bile; ileriye dönük projeksiyonları yerel halkdan çok önce öğrenirler.Sonucunda da siyasete katılan emlakçılar, ay pardon Gayrimenkul Danışmanları tez günde gönence erişirler, kalkınırlar, varsıllar katına çıkarlar.Bendeniz de yazarım, sürekli yazarım; tarımsal topraklar yapılaşmağa açılmasın, zeytinbağları, meyve-sebze bahçeleri,meralar korunsun diye...Çünkü gelecekde aç kaldığında bu halk; toprağa gömülen betonarme yapıları değil, toprağa atılan tohumların verdiği ürünleri yiyecek...Tarımsal üretimi olmayan bir ülke; yabanın ürettiğine el açacak diye bıkmadan, usanmadan yazarım yıllardır.Bilindiği gibi tartışmalar sürüyor...En son Didim için 1/25.000 ölçeğinde yapılmış planın onaylandığının duyurulmasının ardından,huzursuz olan alıcılar da var, satıcılar da var...Halkı dinliyoruz; kandırıldık diye inleyenler var... Biz de yazdık diye rahatsız olup, bize ulaşan siyasetçi-emlakçı(pardon yine unuttum;gayrimenkul danışmanı diyecekdim) bir yurtdaşımız da var.Gerçi kendisi telefonla arayıp da bizi, geçdiğimiz günlerde konuya ilişkin yazdığımız bir yazımızı değiştirmemizi istedi. Biz de kendisine size göre sorun neyse, yazın kendi sözlerinizle, paylaşalım köşemizde dedik...Yaklaşık 36 saat bekledik ama henüz bir açıklama göndermedi...Ve telefonda diyordu ki:-Belediye imara açıyor, biz de yapıyoruz. Kabahat bizde mi?...Elbette ki önce Belediye'de...Biz de bu nedenle sürekli eleştiriyoruz. Ama bu planı yapan Belediye değil ki...Üstelik planın nasıl gerçekleşeceği, onaylanacağı 2008 yılından beri bilindiğine göre...Hani derler ya özrü kabahatinden büyük... Üstelik de tarımsal topraklarının,doğal kaynaklarının korunması gerekli, hem de öncelikle gerekli bir Didim'de; siyasetçi olarak bu planı savunmak yerine, rant kaygısıyla eleştiriler yapmak...Anlaşılır gibi değil.Ne güzel Didim'in doğal alanları, çevresel değerleri korunuyor işte...Ama rantiye mutlu olmuyor bu karardan nedense?...
Bilindiği gibi imar planları; öyle boyacı küpüne girdi, çıktı sürecinde yapılmaz.Uzun yıllar içerir; hangi alanları kapsayacağı da önceden tartışılır, bu tartışmalara katılanlar da gelecekde planın nasıl kesinleşeceği konusunda bal gibi de bilgi sahibi olur.Kimler?...Elbette ki yerel siyasete katılmış, yerel yönetimlerde, yerel meclislerde yer almış kişiler, partililer...İşte burada bir al, bir aldatmaca, bir kandırmaca varsa...Çünkü gelecekde planın nasıl kesinleşeceğini az çok bilenler varsa...Ve bile, bile satışlar yapılmışsa...Elbette ki bu satışlardan zarar görenler koparacakdır yaygara; yandım anam diyerek...Ama satıcılar;onların bu durumdan rahatsız olması...Acaba sorunları; vicdan muhasebesi mi yoksa adlarının olumsuz olarak anılması mı?...
Yerel yönetimlerde siyaset yapanlar/yapmağa niyetlenenler; öncelikle YEREL YÖNETİMLER YASASI'nı edinmeli, bir güzel okumalı, daha sonra siyasete soyunmalı...Yerel demokrasi, yerel yönetimlere halk katılımı, yerel özerklik; bütün bu kavramlar "Rahmetli Erbakan'ın dediği gibi" fasa, fiso...Bu yasayla bu kavramların hepsi rafa kaldırıldı, üzeri çizildi, unutuldu ve mücavir alanları belirleme, kırsal alanları yapılaşmağa açma yetkisi ya da çevresel korumaya alma kararını alma yetkisi; büyükşehir belediyelerindeymiş gibi sanılsa da son karar verici merkezi yönetim...Durum böyle olunca;yasalar ne buyuruyorsa, herkes uyacak ona...
Bu bağlamda diyebiliriz ki Didim'de yerel yönetime gelen/seçilen her hangi bir parti; istediği gibi at oynatamaz, cirit atamaz...Ancak yol yapar, çöpleri toplar, belki yapılaşmada çok katlılığa izin verebilir. Ama yasanın izin vermediği alanlarda, yapılaşmağa izin veremez.Dolayısıyla siyasetçiler, özellikle de yerel siyasetçiler;iktidara geldiğimizde her istediğimizi yapacağız diye seçmen adaylarına umut da veremez (elbette ki vicdanen),gerçekde de vermemeli, onları kandırmamalıdır... Toprak satışlarında olduğu gibi...ki gelecekde de başka toprak tartışmaları yaşanmasın; değil mi?...