Selma Erdal

Tüm Yazıları


Toprak, Su ve Hava

  • 14 Eylül 2019 Cumartesi


Suriyeli'ye 300 metrekarelik evler... Vay canına desek?...Yoksa Suriye'ye iltica edip, Suriyeli kimliğiyle bu ülkeye geri mi gelsek?...Bize de verirler mi böyle evler?... Böylesi bir öneri geçerse yaşama; ne der buna yıllardır uyuyup duran devler?...Boşuna dememiş atalar; MUM DİBİNE IŞIK VERMEZ diye...Kendi halkın evsiz, topraksız... Ama durumundan yakınırsa hemen olur haksız... Sıra Suriyeli sığınmacıya gelince; konutlar, ekilecek alanlar, kendimizi unuttuk tek kaygımız onlarSanki Suriyeliler asıl, asil yurttaş; bizlerse astar... Bizlere yalnızca seçim dönemlerinde mek-mak ekli mastar... Yap-mak, ver-mek gibi... Sonuçta elde var sıfıra, sıfır; ama egemenlerin bütün amaçları sanki halkı ger-mek gibi...
Yıllardır Sudan'da, Somali'de topraklar kiralandı, tarımsal üretim yapıyor AKP Hükümeti... Ülkenin toprakları atıl bırakılmıştı, demek ki Suriyeliler olacak yeni sahipleri... Ne diyelim?... Mübarek ola!...

Toprak demişken... Yeni kaygılarımızın öznesi de, nesnesi de BAFA GÖLÜ ve çevresi... Duydukça oralara göz dikenlerin yöreye yönelik saldırganca girişimlerini... Sormadan duramıyoruz:-Hani ne oldu, yoksa unutuldu mu RAMSAR Sözleşmesi ?...
Bilindiği gibi doğaya, dünyamızın geleceğine yönelik kaygılar taşıyan duyarlı insanlar1971 yılında, İran'ın Ramsar kentinde,2 Şubat gününde, sulak alanların korunmasını ve sürdürülebilir kullanımını sağlamayı amaçlayan bir sözleşme imzalamışlar. Elbette ki bu sözleşmeye ülkemiz de imzayı basmış; sulak alanları koruyacağım diyerek, örneğin Didim'le, Milas ilçeleri arasındaki Bafa Gölü'nün kıyısına da "RAMSAR SÖZLEŞMESİ bağlamında BAFA GÖLÜ koruma altına alınmışdır" yazılı bir tabela asmışlar. Dosta da, düşmana da duyurmuşlar; göl ve çevresinin korunacağına,doğal yapısına dokunulmayacağına ilişkin kararlarını...İyi de bu ne perhiz, ne lahana turşusu ki SALDA Gölü'ne artan ilgi gibi, şimdi de açgözler dikilmiş BAFA Gölü'ne...Nedir bu böyle?... Bizler hiç huzur içinde yaşayamayacak mıyız?... Doğamız için ve doğal kaynaklarımız için kaygılanmadan; tek bir gün bile geçiremeyecek miyiz?...Nedir bu böyle doğa düşmanlığı, nedir bu böyle saldırganlık hırsı, nedendir böylesine vandallık?...Bu gidişle "tarımsal üretim amacıyla toprağı sulamak şöyle dursun" içmek için bile bir yudum su bulamayacak insanlık... Ama değil ki bu saldırganların umurunda, ah ne yazık!...
Eylül'ün ortasında; ansızın yağmur bulutları yükünü bırakınca Didim topraklarına, kuşkusuz yaz boyunca kuruyan topraklar suyla buluşmaktan mutlu oldu. Ama bu yağışlar bir bakıma sanki sonsuz bir yaz yaşadığını sananlara, "hazırlıklı olun, sonbaharın ardından yakında soğuk havalar da olacak damlalarımın yanında" der gibiydi. İşte o günler geldiğinde, aylardır yaz güneşinin altında pişen Didimliler; bu kez de ısınmak için eyleme geçecekler. Ki bu kez de "yandaş destekleme paketinden dağıtılan ve 2000'li yıllara değin yakılması yasak olan" karbonmonoksitli kömürler de, soluduğumuz havayı kirletmeğe başlayacak... Ola ki bu yanlışlığı eleştirmeğe kalkışırsak,birileri kesinlikle bizi haşlayacak...Soran olursa; Didim'in havası on numara, doktor sağlık arayanlara öneriyor sıklıkla... Ama sorumsuzca yakıldıkça kömürler; Didim'in nitelikli havası da "sorumsuzlar eliyle" olacak pek madara...Kısa dönemli çıkarlar uğruna "ki oy karşılığında yandaşa bedelsiz dağıtılan kömürler nedeniyle" uzun dönemde karşılaşılacak olumsuzluklara aldırmayanlar ve "benden sonrası tufan" diyenler var oldukça, Didim'in havası da kirlenecek bu gidişle...
Doğuştan Didimliler'in umursamazlığı ve duyarsızlığı karşısında, bizler gibi sonradan olma Didimliler kaygılanıyoruz bu topraklar uğruna... Çünkü birçoğumuzun ardından çevre sorunlarıyla yitirilmiş kentlerin acılı anıları var belleklerimizde... Gün olup da Didim'li yitirdiğinde bu değerli kentini; acı duyacak bizler gibi ama iş, işten geçmiş olacak...Bizim sözlerimize gelince; biliyoruz konsa da boş sözler yerine... Amacımız "Nasreddin Hocamız'ın öğütlerinde olduğu gibi" yalnızca isteriz ki kesmesinler bindikleri dalı... Çünkü sonrasında yitirilenleri yeniden elde etmeğe kalkışmanın bedeli çok daha pahalı...