Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Toplumu bölenler

  • 16 Ocak 2018 Salı


Üst düzeyden yayılan kavram çarpıtmaları bir çarpan etkisiyle tabana yayılır. Bu olgu, şu özdeyişi çağrıştırır: "Şeyh uçmaz, müritleri uçurur(!)"Kavramlar istemlere hizmet edecek biçimde çarpıtılınca toplum genelinde uzlaşma olanaksızlaşır.Millet derken aynı coğrafyada din, dil, ırk ve kültür(kültür yaşama biçimi olarak alınmıştır) ortaklığı olan bir yapı kastedilir. Ancak, belli bir çıkar odağı milleti kendisinin istediği gibi(yaşayan değil) düşünen ve tavır alan yandaşlar topluluğu olarak görüyor ise, bu yaklaşım doğru olmak bir yana, toplumu bölen büyük bir yanlıştır. Tıpkı kapitalistlerin ünlü istem ve beklentileri gibi; herkesin kapitalizmi ve onun kurallarını benimsemelerini isterler ve onlarında kapitalist olmasını istemezler. Çünkü böyle bir istem eşitlik ve adil paylaşımı işaret eder ki, bu kapitalizmin ruhuna aykırıdır. O zaman artı değerlere el konamaz ve emekçiler sömürülemez.Seçim için çok farklı ve istenilmez sav suçlamalar geliştiriliyor. Toplumu bölecek olan bu girişimler, yaşananların yeterince algılanmaması nedeniyle toplumda alıcılar bulabiliyor. Bu kesimi oluşturan kitlenin büyük bölümü devlet yardımlarıyla(sosyal yardım değil, iane alıyor.) varlığını sürdürüyor. Yönetilen yoksullar, borçlular ve çıkarcılar iktidarın oy tabanını oluşturuyor. Yoksa dünyanın hiçbir yerinde insanlar(yönetilen yoksullar hariç) parlamenter sistemden tek adamlığa geçmek için rıza göstermez(!)Normal, demokratik bir toplumda 'rıza' oluşumunun doğal koşullarda meydana geldiği varsayılır. Hiçbir toplumda "saf" bir rızadan söz etmek mümkün değildir. Çünkü "Rıza" halk iradesi ile çakışır. Halk kendi yönetiminde doğrudan söz sahibi değil ise saf bir rızadan söz edilemez. Özellikle demokratik olmayan toplumlarda rıza; konduğu kabın şeklini alan ve oluşturulmuş olan bir sıvı gibidir.Gökhan Atılgan Birgün Gazetesinin Pazar ekinde Sebahattin Ali'nin romanlarını analiz ederken rıza ile ilgili şu saptamayı yapıyor: "Ezilen sınıfların hayatlarında ise bir kabullenme, bir tevekkül, bir kaderine razılık vardır. Üst sınıfların işledikleri suçlar, çektikleri tetikler, verdikleri rüşvetler, örgütledikleri yalancı şahitlikler, kurdukları tezgâhlar onların gözünde "normal"leşir.(....) Rıza, toplumsal sınıflar arasındaki çelişkilerin sürdürülebilir kılınmasında mülk kadar maddî ve mülk kadar güçlü bir faktördür; eğer ondan daha güçlü değilse..."Bir partinin ve o partiden farklı biçimde çıkar sağlamak isteyenlerin; dayanak olarak bu seçeneksiz kitleyi cepheye sürme doğrultusunda girişimleri var. Aslında demokratik bir seçim mücadelesi olasılığı çok düşük gözüküyor. Hele ki, olağanüstü hal koşullarında" Buna karşın toplumun bölünmesi doğrultusunda girişimlerin olduğu kuşkuları var.İktidar her ülkede var fakat muhalefet sadece demokratik ülkelerde var. Muhalefeti işbirlikçi, vatan haini, bölücü, teröristlerle aynı çizgide olmakla suçlamanın ülke çıkarları ile bir ilişkisinin olmadığı kesin. Öteki partileri egemen olan partinin çizgisine çekmek özünde onları etkisiz kılmak ve ortadan kaldırmakla eş anlamlıdır.Şer cephesi suçlaması çok sakıncalı ve olumsuz gelişmelere kapı açabilir. 'Şer' dendiği zaman; istenmeyen, toplumca kabul edilmeyen, karşı olunması gereken bir obje kastedilmektedir. Bu obje ile güç kullanarak mücadele etmenin meşru olacağı doğrultusunda algı yaratılmak istenmektedir. Böyle bir suçlama hukuksuz olduğu gibi doğruda olmaz. Bu dayanaksız suçlama toplumu böler ve toplumda huzursuzluklara neden olur.