Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Tatil bitti, (Çaresiz) dönüş vaktidir.

  • 20 Ağustos 2019 Salı


Şunun şurasında “adli tatil”… Şöyle bir ayağımızı uzatıp, bütün yılın yorgunluğunu seyreltelim dedik.
Ama durmuyorlar.
Ve ne yazık hala durdurulamıyorlar…
Kaz dağlarına saldırı, balık üretme-OSB’siyle Didim’in turizm geleceğine saldırı ve son olarak maden arama ihaleleri ile Aydın-Didim-Kuşadası-falan/filan’ın doğasına saldırı; halk sağlığına kumpas, insan özgürlüğüne baskı, tahakküm ve hiçe sayma siyaseti…
Hepsi birden.
Her birisi ayrı ayrı…
Bir tarafta onlar var, öte yanda halk-doğa-sağlık-yaşam hakkı…
Evet…
Ne yazık ki bu vahim gelişmeler hala durdurulamıyor.
Ve Akbük’ü, Didim’i, ülkeyi bir tatil-boyu kendi halinde bırakmaya gelmiyor.
Ne yazık ki “onlar” tatil yapmıyor.
Kar hırsı dur-durak bilmiyor, kısa da olsa bir süre dinlenmiyor.
Demek ki bizim de bitti tatilimiz; bitmek zorunda; dönüyoruz.
Sorunların, kumpasların, saldırıların ortasına çadırımızı kuruyoruz.

Şimdi bir diğer konu:
Bu yazıyı okuyanların bir kısmı belki de şöyle diyecektir:
Oturduğunuz yer Akbük. Yani tatil yeri.
Niçin tatile bir başka yere gidiliyor?
Niçin tatil, Akbük’de geçirilmiyor?
Yanıtı çok basit ve yalın: Çünkü tatil yaptığımız yer Ekincik koyu.
Akbük’ün neyi eksik?
Akbük’ün eksiği yok, fazlası var:
Denizinde hatırı sayılır bir kirlilik var.
Geceleri yeri göğü inleten [ve adına her nedense müzik denen] müthiş gürültüsü var.
Yaz aylarında tencereyi kaynatan, hatta zaman zaman taşıran tıka-basa bir kalabalığı var.
İşte bu fazlalıklar bizi Ekincik koyunun zümrüt denizine koşturuyor.
Kaldığımız kamp yeri sessiz, insanlar güler yüzlü, birbirlerine günaydın diyorlar, iyi günler diliyorlar.
Koyu çepeçevre saran çam ormanları yemyeşil.
Köklerine vidanjörler lağım suyu dökmüyor.
Sinek bile yok; sivrisi de, esmeri de…
Ama… Tatil bitti-bitiyor.
Akbük’de, Didim’de, ülkede sorunlar dizin boyunu aşmış.
Dönüyoruz çaresiz.
Hoş-buluruz inşallah.