İlter Gözkaya Holzhey

Tüm Yazıları


Talimatname İle Yurt

  • 20 Ekim 2018 Cumartesi


İlter Gözkaya-Holzhey Berlin, 7 Ekim 2018
eMail: iltergh@t-online.de

Vatan talimatname, yönetmelikle öngörülmez.
Andrea Nahles


Küreselleşme ülkelerin alışılan sınırlarını aşınca vatan kavramını tartışmaya açtı. Bu tartışmanın sonu gelmiyecek gibi görünüyor.
Sağ, tutucu partiler göçmenleri dışlayarak üye sayısını artırma amacını güdüyor. Sosyal Demokrasiyi savunanlar ise, vatandaş nerede kendini iyi hissediyorsa orası vatandır, diyor.
Çocuk kitabı yazarı Kemal Kurt, 1995 yılında yazdığı kitapta Vatan Kavramının Çoğulu Var mıdır, sorusunu sormuştu.
Yetmiş yıllarıyla kıyaslayınca Türklerin Almanya’da vatan duygusunun daraltıldığından şikâyet ediyordu. Türklere konan vize şartıyla seyahat hürriyeti kısıtlanmıştı. Bir turist vizesi için İstanbul Alman Konsolosluğunda altı ay sırada beklemek zorunda kalıyordu insanlar.
Türkiye okul sistemi bilgileri altmış yıllarında yüzünü Avrupa’ya dönmüş tarih, sosyal ve siyasi bilgilerle donatılmıştı. Altmışsekiz gençliği birlikte gelişmelere şahit olmuştu. Buna rağmen Kemal Kurt, benzer kültür elementleri yerine başka olan nitelikler öne çıkarıldığını, Türklerin dışlandığı duygusunu dile getirmişti.
Yerküre birdir, herkes her yerde yurdunda gibi hissedebileceğine inanmış gençler, üniversite öğrencileri beklediklerini bulamamışlardı.
İlk nesil konukişçi medya ve basını takip edecek şekilde Almanca bilmedikleri için, çoğunluk toplumunda durumu kavrama imkânına sahip değillerdi.
Bugün tekrar açılan anavatan tartışmasına ikinci ve sonraki nesil her iki vatana ait olduklarını ana- ve babavatan kavramlarıyla elbette birden fazla yurt edinmenin normal olması gerektiğini anlatmaya gayret ediyorlar.
Didim’de banka ve diğer resmî kuruluşlarda uzun süre kuyrukta beklerken Berlin’i özlüyorum.
Duruma göre Didim veya Berlin’de kendimi yabancı hissettiğim anlar oluyor. Kurallar ülkesinde alıştığımız güven ve rahatlığa kavuşunca huzur duyuyorum. Huzur, güven ve rahatlık olunca insan evinde hisseder.
Çocuğum, evim, torunum ve dostlarımın yaşadığı ülke anavatanımdır veya babavatandır. Yine durum ve şartlara göre birinci ve ikinci yurt sıralaması mümkün olur.
Sosyaldemokratlar arasında vatan kavramı ırkçı ve milliyetçilik üzerine kurulmamıştır.


-2-

Bu nedenle çoğu Türkler bu partide yurdunda olma duygusunu tatmışlardır. Bu çizgiden ayrılmamalıdır.
İki ülkeye bağlı olanlar, halkları da birbirlerine yaklaştırırlar. Köprü değil, zira köprüde oturulmaz. Fakat devletler aldıkları kararnamelerle vatandaşa hayatı zorlaştırmazlarsa insan iki veya daha gazla ülkede kendisini evinde gibi hissedebilir.
Şimdiki öğrencilerin birden fazla dil öğrenmeleri daha da kolaylaştı. Dil ilişkilerin anahtarıdır. Dünya’da herkesin anlayacağı dil ise müzik ve sanatın diğer kollarıdır. Bu nedenle sosyal medya doğru kullanılırsa dünya küçülür, sınırlar kalkar. Coğrafya olarak eski sınırlara tel örgüler germe, seyahatleri zorlaştırma insan haklarına, özgürlüğüne de sınır çekmiş oluyor.
Yurt sevgisi, evinde rahat ve güveni bulma duygusu mesleğini icra ederken başarı ve kabul görmeyle gelişir. Çocukları gittiği okulda dışlanma, hor görme yerine kökenleri, dinleri, cilt renkleri ne olursa olsun aidat duygusu yaşayanlar evinde olma rahatlığını hisseder.
O halde vatanın nerede olduğu sorusuna cevabı sağcı, ırkçı, milliyetçi partilere verme lüksümüz yoktur. Bu durumda demokrasi, sosyal devlet kavramları tarihe karışır. Geriye değil, ileriye aydınlığa doğru yürürsek geç kalırız, koşmak zorundayız.
Koşarken yaşamak istenen ülke veya ülkelerde kural ve yasalara uymayı prensip olarak kabul etmek şarttır.

Hoşça kalın!




Tekrar kitaplıklardan ele almaya değer:
Kemal Kurt, Was ist die Mehrzahl von Heimat? Bilder eines türkisch-deutschen Doppellebens.
Rowohlt Taschenbuchverlag Hamburg, 1995
ISBN 3-499-13520-5