Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Tabularımız

  • 18 Nisan 2018 Çarşamba


Hemen hemen her toplumun tabuları var. Genellikle problem tabuların varlığında değil, tabuların yaşama hangi oranda etki ettiği ile ilgilidir.Yani tabunun yönetimdeki ağırlığı ve belirleyiciliği önemlidir.Şu nedenle önemlidir:
-Bir konuda tabu yaratmak, o konudaki yaratıcılıklara nokta koymaktır!
-Tabuyu koruyarak sürdürenler ondan en çok zarar görenlerdir(!)
-Var olduğu var sayılan(soyut) kutsalların dokunulmazlığını kabul ettirir (!)
-“Ensest dünyanın en yaygın tabusudur!
-Tabu, sıradanların bulundukları konumda var olmaya devam etmelerini, egemenlerden yana güvenceye alan bir fiili tutuculuğun sürekliliğidir.
-Tabunun varlığını sürdürmesi, ısrarcı ve direşken olmasıyla olanaklıdır; çünkü her tabu bir değişmeze tutunur!
-Tabudan çıkarı olan azınlık yalnız değildir, çünkü çıkarlarını genel çoğunluğun çıkarı diye, yetmezlikleri olanlara belletirler.
-Tabuları yetmezliklerin ardına saklanan çıkarcılar ile, çıkarı olanların propagandalarına körü körüne inanan kitleler devam ettirir.
AnaBritanica tabuyu söyle açımlıyor: “ tabu, herhangi bir nesnenin kullanımının ya da belirli bir eylemde bulunmanın, lanetli ya da kutsal olarak kabul edilmesi nedeniyle yasaklanması. Polinezya kökenli bir terim olan tabu sözcüğü, 1771’de bu bölgeyi ziyaret eden Kaptan James Cook aracılığıyla İngilizceye girdi, daha sonra da öbür dillere yayıldı.”
Tabu ile muhafazakarlığın çakıştığını görürüz ama kümelerin elemanları birebir eşleşmez.Tabuyu yaratan, çıkarını korumak ve sürekli kılmak isteminin, farklı etkenlerin de katkısıyla fiili duruma dönüştürülmesidir.Aynı süreçte karşı olanları yadsıyan, lanetleyen, öteleyen ve dışlayan bir müeyyidenin oluşmasını da sağlar!.. “Vatan haini”, “zındık”, “kafir “ “dinsiz” vs. gibi ön kabuller objektif olmayan hükümlere egemen olur. Bu süreç azınlığın çıkarının, çoğunluk çıkarı gibi sunulduğu ve geniş kitlelerce de kabul edilerek içselleştirildiği(egemen ideolojinin etkili kılındığı) bir süreçtir!
Maddi çıkar, manevi payelerle varlığını güvenceye aldığı gibi, sürekliliğini de sağlar. Maddi çıkar doğrudan, manevi çıkar ise dolaylı olarak etkenliğini sürdürür.Bu olgu maddi çıkarın önceki gibi sürmemesi hallerinde doğrudan ilişki içinde olanları, doğrudan etkiler.Kitlelerde doğrudan etkilenme olmadığı için, değişimden ve dönüşümden yana olmaları söz konusu olamaz! Muhafazakârın değişime direnci bu süreçte sınıfsallığını ortaya koyar. Egemenler önce tabularını çıkarlarıyla (optimum olarak) uyumlu hale getirirler.Daha sonra da yeni konumlanışın ideolojisini farklı aygıt ve araçlarla kitlelere enjekte etmeğe başlarlar.Kurumlar, yasalar, sistemin varlığını öngördüğü biçimde yapılandırılır.Kurumlar sistemin sürekliliğinin güvencelerinden biridir.Yasalar ve yönetmelikler yığınları sıradanlaştırmanın bir aracıdır.İşte bu noktada yasal olanla hukuki olanın aynı olmadığı net ve açık olarak görülür.
Varsılların muhafazakarları varlıklarını ve onların yaratılmasını güvenceye alan sistemi (statüko) savunur.Yoksulun muhafazakarı ise, yoksulluğuna neden olan koşulların değişmezliğini savunur(!) Bu noktada tabu yaratanların yeni tabular yaratmalarına da karşı çıkar! Somut koşullar dikkate alındığında yadırganacak bir durumun olmadığı görülür.Yoksul muhafazakarlar tüm değişikliklere,(kendi yararlarına olacak olan değişiklere de) varsıl muhafazakarlar ise; sistemin değişmesi dolayımındaki değişimlere karşı çıkarken, kendi yararlarına olan değişikliklere karşı çıkmak bir yana, bu değişimlerin ön koşullarını hazırlar.Değişim gerçekleşince (yeni olgu), var olan sistemin normaline dönüşür.Bu noktadan sonra,yaratılan değişimlerin kitlelere mal edilmesi için ideolojik kılıflar bulunur!..
Tabunun esnemesi veya kısmen değişmesi ondan yararlananların eskisi gibi yararlanamamaları ile gündeme gelir. Bu noktada çıkarlar ile tabular arasında; belirleyen, etkileyen ve etkilenen ilişkisi mevcuttur.Çıkarlar değişince, tabuların da değişime zorlanması kaçınılmazdır.Çıkarlar akşamdan sabaha değişmez.Genel değişim sessiz ve derinden yürür.Devrimle darbe ayrışımı bu noktada netleşir.
Koşullandırılan ve yanıltılan genel çoğunluk (sıradanlar) tabuların ücretsiz savunucularıdır (Bu savunma, çıkar bir yana; kendi çıkarlarına aykırı olarak).Değişimin tabuları etkilediği noktada, tabulardan yararlananların (egemenler) çıkarları, değişimi zorunlu hale getirse de; tabudan çıkarı olmayanlar, dönüşen tabudan da yararlanamayacak olmalarına karşın değişime direnmeleri sürer. Bu durum değişimin sadece fiziksel bir olgu olmadığını kanıtlar. Gerekliliği ortadan kalkan bazı tavır ve davranışlar gerekli olmamalarına karşın sürdürülür.

Tabular tıpkı bir şimşek oluşumu gibidir. Yersel etkenlerle oluşmasına karşın; dışa vurumu gökseldir. Tabular yere indiği zaman dokunulur, eleştirilir hale gelirler.
En önemli tabumuzun din olduğu tartışılmaz. Din iktidarı, iktidar dini beslemektedir(!)

“Hurafe, boş, batıl inanışlar; asılsız rivayetler ve efsaneler,dindeolmayan ve sonradan dine eklendiği belli olan (bidat) asılsız inançlar, uğursuzlukla ilgili inanışlar ve yorumlar. Olağan davranışları etkilemek ve tabiat düzenini değiştirmek için yapılanbüyüler. Üfürükçülük ve yatırlardan medet ummak.Muskavenazarlıklarladeğişim yaratmak.

Hurafelerin büyük bir kısmı dinle ilgilidir.İnançalanına girdikleri için bilimsel olarak bir yorum yapmak imkansızdır. Ancak çok bilinen "dünya düzdür" hurafesine bile rastlanmaktadır. Hurafelerin birçoğu çocuksu inanışlardır. Dinin temel inançlarıyla çeliştiğinde hurafecilik küfre kadar gidebilir.Töredirdiye yapılan eylemlerde bile hurafe görülebilir.Gelenekve göreneklerle karışmış hurafeler olabilir.”(Vikipedi, özgür ansiklopedi)
Bu alan da tabuların hükümranlık alanına girmektedir.Dine inanalar inançlarına ilişkin bazı kanıtları sunarken buna inanç özgürlüğü derler.İnanmayanların da aynı şekilde neden inanmadıkları ile ilgili kanıtlar sunması düşünce ve inanç (inanmama) özgürlüğü kapsamında olduğu kabul edilmeli ve hatta güvenceye alınmalıdır.İşte laiklik denen şey bütün bunların güvenceye alındığı bir sistemi ifade etmektedir.Ama, tabuların egemen olduğu yapılar bunlara yaşama şansı tanımamaktadır.Özgür bireyler ne olduklarının ve neler yapabileceklerinin farkına vardıkları an tabular varlık nedenlerini yitirecektir!..
Tabu beyinde başlar ve ayak bağı olarak etkinliğini sürdürür. Kişiler için ayak bağı olan tabular, toplumları da tökezletir.Her şeye karşın, değişim tabuları da değişmeğe zorlamaktadır.Dönüşebilen tabu varlığını sürdürür.Ancak,tabudan kurtulmak için tabu yaratmak da hiçbir koşulda kabul edilmemelidir.Üstüne varılmayan korkuları aşmak mümkün değildir.Bunun için artık tabulara da dokunmak gerekir!