Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Tabiat risk altında

  • 17 Haziran 2018 Pazar


Memleketin tertemiz sularına, doğasına, ormanına karşı yapılan kirliliğe az kaldı. Önceden az da olsa bu kirlilik önlenebiliyordu. Deniz, göl ve göletlerin etrafında bulunan ormanlık arazilere en fazla dört kilometre mesafede tesis kurulabilme hakkı vardı. Şimdi ise bu konu ortadan kalkarak, hazırlanmakta olan yeni yasa ile artık böyle bir sorun kalmayacak. Bunun adı doğaya yapılacak katliamın ta kendisidir. Böyle bir kanunun yürürlüğe girmesi demek, gelecekte insanların burnunun dibine kadar tesis kurarak, onların sosyal hayattaki yaşam alanları, tesis ve çiftliklerle kirletilecek. Hatta bu ormanlık alanlar orman vasfından kısa zamanda bu bahaneler ile çıkarılarak, ormanların evsafını yitirmesinden doğan serbestiyle imara açılarak mahvedilecek. Bu plan bilerek yapılmış bir plandır. Bu plan kendi işlerine yaramayan ve onlara uzak olan deniz ve yaz günlerindeki tatil konumunun azaltılması anlamına geliyor.

Şayet böyle bir kanun, kanun hükmünde kararnameler ile geçmesi durumunda, başta insanların kullandığı deniz kirlenecek. Bu kirlilik sonucunda insanlar denize giremeyecek ve oralara istedikleri zaman balık çiftliklerini kurma yetkisini sağlamış olacaklar. Denize yakın mesafede bulunan orman, zeytinlik ve benzeri ağaçlıkların kesilerek, oralara tesis ve benzeri yerlerin yapılması sağlanacak. Bu sayede sahillerimizin ve göllerimizin hemen yanı birilerine peşkeş çekilecek.
Bu konuyu defalarca yazılarımda bahsettim. Özellikle, denize yüz metre olan imar izinleri elli metreye çekilmiştir. Daha sonra alınan bir karar ile, bu konu yine ele alınmış ve suni göl gölet gibi konumdaki yerlerin elli metre yasağı da kaldırılarak, sıfıra kadar imar hakkı doğmuştur. Şimdi ise yapılan bu çalışmalarla sadece imar hakkı değil, etrafında bulunan ormanlara göz dikilerek, buralara tesis hakkı getirilmek istenmektedir. Memleketin oksijen kaynağı olan ormanlar, bu düşünce ile yok edilmek istenmektedir.
Bakınız tekrar anlatmakta yarar görüyorum. Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemiz, emperyalistlerin yıllarca saldırısındadır. Bu kış Karadeniz’de hamsinin kaçarak Rusya sahillerine doğru gitmesi buna benzer olayların etkisidir. Üç tarafı deniz olan bir ülkede balıkçılık yok edilmiştir. Sadece balıkçılık değil, ülkemizde sanayi ve tarım sıkıntılı günlerini yaşıyor. Ülkemizin ilerleyebilmesi için üretime ihtiyaç var. Üretimi olmayan bir ülke bacası yıkılmış fabrika gibidir. Bizim tek dayanağımız denizler ve turizm kalmıştır. Sahillere, göl ve göletlere hatta akar sulara yapılan bu tarz çalışmalar ile turizm de ortadan kalkar. O zaman yapılacak bir şeyin olmadığı ortaya çıkacaktır. Memleketin bunca kullanılmayan boş arazileri varken, memlekette devletin mahsullerinin saklandığı ve üretilen ürünlerin korunması ile görevli toprak mahsulleri ofisleri varken, ormanlara patates deposu yapmak, o bölgedeki oksijen depomuzu yok etmekten başka bir düşünce olamaz.